selimhartavi.com

BASKETBOL POTA DİREĞİNİN KIRILIP DEVRİLMESİ SONUCU TAKSİRLE YARALAMA

T.C

YARGITAY

Ceza Genel Kurulu

2017/695 E. , 2021/278 K.

“İçtihat Metni”

Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza

Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanıklar … ve …’ın TCK’nın 89/1, 89/3-b, 62/1 ve 51/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin Bursa (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 04.04.2014 tarihli ve 1180-423 sayılı hükümlerin, sanık … müdafisi ve sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.12.2015 tarih ve 1928-19341 sayı ile;
“21.05.2012 tarihinde Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına ait Süleyman Çelebi Parkında katılan …’ın elinde bulunan basket topuyla potaya smaç atmasıyla birlikte basketbol pota direğinin zeminde tutturulduğu demir kaidelerden kırılıp katılanın üzerine devrilmesi ile katılanın hayati tehlike, 6. derece kemik kırığına ve işlev kaybına neden olacak şekilde yaralandığı olayla ilgili olarak Park ve Bahçeler Müdürü sanık … ve teknik birimler sorumlusu … (teknisyen) hakkında açılan davada, sanıkların sorumluluk sahaları içerisinde bulunan kent mobilyalarının bakımlarını sağlama, tehlike yaratan eşyaların tehlike yaratmalarını önlemek amaçlı olarak gerekli önlemleri almakta yetersiz kaldıkları, sadece önleme faaliyetlerini gelen şikâyetler ile dar kapsamda bıraktıkları anlaşılmakla, olayın meydana gelmesinde asli kusurlu oldukları, her ne kadar bilirkişi raporlarında parkın yapımını ihale ile alan müteahhit Mustafa A…’a asli kusur atfedilmişse de, 1986 yılında yapılan; tanık beyanları ve sanıkların tevilli ikrarından anlaşıldığı üzere, uzun süreden beri potanın bakımı da yapılmadığı, müteahhide kusur yüklenemeyeceği, bu durumda asli kusurlu olan sanıklar hakkında katılanda meydana gelen yaralanma da dikkate alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.” eleştirisiyle “Haklarında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilen sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdikleri taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince hâlen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükümde A ve B olarak belirtilen bölümlerin 4. bentlerinin devamına ‘TCK’nın 51/8. maddesi gereğince sanık denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılmasına’ ibaresinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.10.2016 tarih ve 276696 sayı ile;
“A- Basketbol Potalarının Nitelikleriyle İlgili Kuramsal Açıklama
‘Basketbol potası, basketbolda top ile basket atılan çember dairedir. Basketbol potası çemberinin çapı 45 cm ve çemberin saha içine girintisi 1,20 metredir. Yerden yüksekliği 10 feet yani yaklaşık 3,05 metredir, NBA de de bu yükseklik aynıdır. Top’un çarptığı levhaya panya adı verilir.
Panyaların ölçüleri 105 cm x 180 cm olup, fiber panya, akrilik cam panya, temperli cam panya olarak 3’e ayrılır. Antrenman modellerinde ise fiber malzemeden üretilmiş 100 cm x 135 cm USA panya veya 90 cm x 120 fiber ya da akrilik cam panya kullanılır.
Akrilik cam panya kalınlıkları 10 mm, 12 mm, 15 mm olarak 3’e ayrılır. Yalnızca temperli cam panyalar 5+5 mm den oluşur. FIBA standartlarına göre kolay kırılmayı engellemek için iki kat cam olmalı ve çizgiler ipek baskı olmalı ve bu baskılar iki cam arasında kalmalıdır.
File bağlantısı için özel file tutucu kanca kullanılır. Smaç vurulduğunda yani çembere yük bindiğinde çember içinde bulunan iki özel yay sayesinde esnemelidir. Basketbol çemberleri sabit, esnek olmak üzere ikiye ayrılır.
Basketbol çemberi turuncu renkte olmalı ve fiba standartlarına göre üretilmelidir. Standartlara göre yapılıp yapılmadığını TSE kontrol etmekte olup, TSE’nin kullanmış olduğu standart FIBA’nın kullanmış olduğu EN-1270 standardı ile birebir aynısıdır.
Hidrolik katlanır NBA tip basketbol potası şase önünden çember mesafe aralığı 245 ve 325 cm olarak üretilir. Bir adet potanın yaklaşık ağırlığı 800 kg’dır. Bu ürün genellikle kapalı spor salonlarında kullanılır.
Tek direkli basketbol potası 114/3 mm yani 4 inç borudan imal edilir malzemenin daha kalın olması daha dayanıklı olacağı anlamı taşımaz çünkü depremde nasıl binaların esnemesi gerekiyorsa basketbol potasının esnemesi gerekir.
Tek direkli basketbol potaları ankarajlı veya flanşlı olarak üretilir flanşlı sistemde en az 30 cm kalınlığında C30 beton olması gerekir çünkü zemine 4 adet kimyasal dübel ile bağlantısı yapılır.
Diğer bağlantı sistemi ise en güvenilir yöntem olan ankaraj sistemidir. Ankaraj nedir? Ankaraj 50 cm boyunda 114 lük borudan yapılmış bir sokettir. Bu soket basketbol potası montajı yapılmadan önce potanın takılacağı yere beton atılarak sabitlenir. Betonun kurumasını müteakip basketbol potası daha önceden beton atılan soket içine takılarak dibinden kaynak yapılır.
Basketbol potası panya çerçevesi fiber panya ise 20×40 mm kutu profilden akrilik cam panyalı ise 30×50 mm kutu profilden imal edilmelidir.
Basketbol Potası Çeşitleri
Tek direkli modeller
Tek direkli antrenman modeller
Villa Model
Yükseklik ayarlı modeller
Dört direkli seyyar veya sabit modeller
Profesyönel Hidrolik basketbol potası
Tavana katlanır, elektrik motorlu veya uzaktan kumandalı modeller,
Duvara monte sabit, yana, yukarı katlanır modeller,
Basketbol Panyası Çeşitleri
90 x 120 cm Fiber Panya
100 x 135 cm USA Fiber Panya
105 x 180 cm Fiber Panya
105 x 180 cm 10 mm Akrilik Cam Panya
105 x 180 cm 12 mm Akrilik Cam Panya
105 x 180 cm 15 mm Akrilik Cam Panya
105 x 180 cm 12 mm Temperli Cam Panya Akrilik Cam Panya
Basketbol Panyası Teknik Özellikleri
Tamperli Cam Basketbol Panyası
Potanın çarpma levhası (Panyası) Son Fiba kurallarına göre 12 mm kalınlıkta tamperli cam panya kırılmalarının önlenmesi amacıyla fiba’nın almış olduğu son uygulama gereği çemberin takıldığı yerde cam olmayıp bağlantı direk metal aksama yapılacaktır. Profesyonel kurallar gereği yine fiba maç potalarında kullanılacak panyaların tamperli cam olmasını topun çarptığında geri dönüşü açısından zorunlu kılmıştır. Panya üzerindeki oyun çizgileri iki cam arasına baskı yöntemi ile çizileceği gibi panya 6+6 = 12mm kalığınlıkta baskılarda ipek baskı olmasına karar vermiştir.
Fiber Basketbol Panyası
Fiba standartlarına uygun fiber malzemeden yapılmış olması gerekiyor kalınlığında 2,5 cm ebatları ise 105cm x 180cm olması gerekiyor.’
https://tr.wikipedia.org/wiki/Basketbol_potası
B- …’ın Süleyman Çelebi Türk Hava Kurumu Gençlik Parkında Yaralanması
Bursa İli Çekirge Mahallesi Selvili Caddesi No: 16 sayılı yerde bulunan Süleyman Çelebi Türk Hava Kurumu Gençlik Parkı içinde bulunan basketbol sahasında 21.05.2012 günü basketbol oynayan mağdur … basket topunu çembere attıktan sonra, smaç yaparak potaya asılmış, asılmasının etkisiyle basketbol potasının sabitlendiği ayaklar kaynak noktalarından kırılmış, devrilen potanın ağırlığı altında kalan … ciddi bir travmaya maruz kalmıştır.
Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 16.10.2012 tarih 2012/11871 sayılı raporunda katılan mağdur …’ın travmanın etkisiyle: ‘… Mevcut lezyonlara neden olan yaralanmanın;
a) Şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu,
b) Basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu,
c) Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3), Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması sebebiyle skorlama yapılarak; kişide tariflenen edilen listezis ve kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu’ görüşü bildirilmiştir.
Katılana ait Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 06.12.2013 tarih 2013/15184 sayılı raporunda ise ‘…Duyularından veya organlarının işlevinin yitirilmesine neden olduğu’ görüşü bildirilmiştir. … olayın etkisiyle çalışma gücünü %100 nispette kaybetmiştir.
C- Kollukça Düzenlenmiş Tutanaklar
21.05.2012 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda: parkta konuşlu potaların direklerinin paslanmış olduğu; aynı tarihli Görgü ve Tespit Tutanağı başlıklı tutanak içeriğinde de: yerden 30 cm yükseklikte bulunan pota demir ayaklarının kaynak yerinden koparak, potanın yerde yan şekilde durduğu bilgisine yer verilmiştir.
D- Görev Tanımı
Park ve Bahçeler Müdürünün Görev Tanımı başlıklı belgede: ‘Temel Faaliyetleri’ başlığı altında, 2.2 maddesinde ‘Mevcut yeşil alanların, kent mobilyalarının bakımının yapılmasını sağlar.’ ‘Görev ve Sorumluluklar’ başlığı altında 3.5. Maddesinde: ‘Parklarla ilgili proje ve uygulama işleri yaptırır.’ bilgileri bulunmaktadır.
E- Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 05.02.2013 tarih, 2012/1180 Esas sayılı müzekkeresi
Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 05.02.2013 tarih, 2012/1180 Esas sayılı müzekkereyle olayın meydana geldiği Bursa İli Çekirge Mahallesi Selvili Caddesi No: 16 sayılı yerde bulunan Süleyman Çelebi Türk Hava Kurumu Gençlik Parkı içinde bulunan basketbol sahasıyla ilgili olarak olay öncesi Bursa Belediye Başkanlığına herhangi bir şikâyetin olup olmadığının bildirilmesi istenmiş; Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığının 26.02.2013 tarih, 32983 sayılı cevabında: birim arşivinde herhangi bir başvuruya rastlanmadığı bildirilmiştir.
F- Basketbol Potası Standartı
‘Basketbol çemberi turuncu renkte olmalı ve fiba standartlarına göre üretilmelidir. Standartlara göre yapılıp yapılmadığını TSE kontrol etmekte olup, TSE’nin kullanmış olduğu standart FIBA’nın kullanmış olduğu EN-1270 standardı ile birebir aynısıdır.’
Kazaya neden olan potanın 1985 yılında imal edilerek parkta konuşlandırıldığı, olay anına kadar 27 yıl süreyle parkta konuşlu tutulduğu anlaşılmaktadır. Parkta konuşlu kazaya neden olan pota: ‘TSE’nin kullanmış olduğu standart FIBA’nın kullanmış olduğu EN-1270 standardı ile birebir aynısı’ değildir.
G- Bilirkişi Görüşleri
Potanın standart dışılığı durumu İş Güvenliği Uzmanı Furkan Yıldız tarafından düzenlenmiş 20.07.2013 tarihli rapor içeriğinde şu şekilde belirtilmiştir: ‘Yüklenici firma tekniğe uygun bir şekilde potayı imal ederek, güvenli bir şekilde tespitini yapmamış, eksiz, kaynaksız taşıyıcı üzerine potayı tespit etmemiştir.’
Bilirkişi Furkan Yıldız, …’ın yaralanmasıyla sonuçlanan olayda yüklenici firma sahibi Mustafa A’ın asli kusurlu olduğunu, 25 yıllık metal yorgunluğuna vurgu yapan bilirkişi Furkan Yıldız … ve …’a olayda atfı kabil kusur olmadığını belirtmiştir.
Bilirkişiler Yüksel Yaşar, Ömer Faruk Uslu, H. Taner Sarıkaya tarafından düzenlenmiş 12.11.2013 tarihli raporda ise: ‘…] ihaleyle aldığı işi tekniğe uygun yapmayan, potaların kaynaklarını eksik ve hatalı yapan, güvenli olmayan şekilde kaynak yapan, potaların taşıyıcı noktalarının zayıf kalmasına neden olan yüklenici firma sahibi Mustafa A. olayın meydana gelmesinde Asli Kusurlu; süreçte gerekli önlemleri almakta yetersiz kalan, konuya ulaşan şikayetler kapsamında dar kapsamlı bakan … ve …’ı ise olayın meydana gelmesinde tali kusurlu oldukları belirtilmiştir.
Bilirkişiler İsmail Barış Aktaş, Abbas Deniz, Özgür Aközel tarafından düzenlenmiş 02/02/2014 tarihli raporda ise:
Basketbol potasını parktaki yerine tekniğe uygun, sağlam bir şekilde kurmayan, pota direklerinin zemine ve kaidesine bağlantı noktalarını hatalı yapan, sabitleme ve kaynak uygulamasını eksik ve hatalı yapan yüklenici Mustafa A birincil düzeyde kusurlu bulunmuştur. Bu raporda da … ve …’ı ise olayın meydana gelmesinde tali kusurlu oldukları belirtilmiştir.
H- Taksirle İlgili Kuramsal Açıklama
Taksir TCK’nın 22/2 maddesine göre: ‘(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.’ Taksir, failin, öngörülebilir bir sonucu öngörmemesidir.
Taksirin en önemli unsuru olan öngörülebilmeye verilecek anlam önem taşımaktadır. Suç genel teorisinde, bir eylem tipik ve hukuka aykırı olsa bile bu eylem failine isnat edilemiyorsa failin sorumluluğundan söz edilemez. Çağdaş ceza hukuku, kusursuz sorumluluk anlayışını terk etmiştir. Çağdaş ceza hukukuna anlam veren ve onu hukukun diğer alanlarından ayıran unsur kusurluluktur. Öğretide egemen olan görüş öngörebilme teorisidir. Toplum ya her insanı ya da belirli meslek ve sanatları icra edenleri ortak deneyime dayanarak daha özenli davranmaya davet etmekte ve bu nedenle de taksirli davranışları da cezalandırmaktadır. Taksirli suç kişiyi daha basiretli olmaya ve başkasının haklarını daha fazla korumaya sevk eden zorlayıcı kuralların ihlalinden ibarettir. Başka bir ifadeyle taksir, daima istenmeyen zararlı sonuçları önlemeye yönelik ve uyulması zorunlu bir davranış kuralına uymama ve kişiden buna uymasının istenebilirliğinin mümkün olması durumunda gündeme gelir.
Failin taksirinden söz edebilmek için hareketin iradi olması gerekir yani bilinerek ve istenerek yapılmış bir hareketin mevcudiyeti şarttır. Failin hareketini bilerek ve isteyerek yapmadığı hallerde taksirli olduğundan söz edilmez.
Taksirli suçlarda fail öngörülebilir bir sonuca neden olması dolayısıyla cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan eğer sonuç öngörülebilir değil ise taksirli suçtan sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Başka bir ifade ile taksirin varlığı için davranış kuralının ihlâl edilmiş olması yeterli değildir, ayrıca; ihlâl edilen bu davranış kuralı sonucunda ortaya çıkan zararlı sonucun faile isnat edilebilir olması zorunludur. Failin gerçekleştirdiği eylemden kınanabilir olmadığı takdirde kusurlu sayılması ve sorumluluğu cihetine gidilmesi de mümkün değildir. [39] Hafızoğulları,-Özen, s.298
Dikkatsiz ve özensizlikten kaynaklanan genel taksir durumunda sonucun öngörülebilirliği ve önlenebilirliği temel kriter kabul edilmelidir. Meydana gelen zararlı sonuç fail tarafından öngörülemez ve önlenemez ise failin kınanabilirliği mümkün olmadığından taksirli sorumluluğundan da bahsetmek mümkün değildir. Genel taksir denilen dikkatsizlik ve özensizlikten kaynaklanan taksirde sonucun öngörülebilir ve önlenebilir olup olmadığı hususu failin faaliyette bulunduğu tüm koşullar dikkate alınarak somut biçimde saptanacaktır. Yani; bu konuda ne fail esas alınacak ne deneyimli insan dikkate alınacak ne de ortalama insan dikkate alınacaktır.[40] Burada, sonucun öngörülebilir ve önlenebilir olup olmadığından değişik ‘model-ajan’ kriterine başvurulacaktır. Bu kriterde modern iş bölümü, uzmanlaşma, bilgi standardı farklılıkları yanında eğitim derecesi, yaş, fiziki eksiklik gibi ölçütlerin değerlendirildiği gruplar esas alınarak sorumluluk tespit edilecektir.
[40] Tezcan-Erden-Önok 188-189; Hafızoğulları-Özen, s.298; Özgenç,305 vd.
Yargıtay da taksirli suçlarda failin kusurlu olup olmadığını aynı esaslara göre tayin etmektedir. Yargıtay birçok kararında sonucun öngörülebilir olup olmadığını günlük yaşam deneyimlerine göre tespit etmiş görünmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nda Taksir, Cengiz Topel Çiftcioğlu
http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2013-3/2013-3-11.pdf
Hukuksal açıdan nedensellik ilişkisinin anlamı neden ile sonucun ve bunlar arasında bağ ya da münasebetin bulunup bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapılırken neden ve sonucunun içeriklerinin incelenmesi gerekebilir, bu hâlde neden ve sonucun içeriğinin de inceleme sınırları içine alınacağı kuşkusuzdur, ancak bu inceleme nedenin ‘ne için’ bu sonucu doğurduğunun açıklamaya değil, aradaki bağı ortaya çıkartmaya yönelik olacaktır.
Bursa ili metropol kent statüsünde olan bir kenttir. Kentte bir çok parkın bulunduğu bir vakıadır.
…’ın nitelikli bir biçimde yaralanmasına etki eden Süleyman Çelebi Parkı içinde konuşlu, yüklenicisi Mustafa A. tarafından imalatı veya temini yapılmış potanın Türk Standartları Enstitüsünce benimsenmiş, FIBA’nın kullanmış olduğu EN-1270 standardı ile birebir örtüşmediği anlaşılmaktadır.
– Pota direğinin tekniğine uygun sağlam bir şekilde kurulmamış olması;
– Pota direğinin zemine ve kaidesine bağlantı noktalarının hatalı yapılması;
-Direk ayaklarının demir kaidelere bağlandığı kesimdeki kaynak uygulamasının eksik ve hatalı yapılması;
– Direklerin zaman içinde oyuncular tarafından maruz bırakılacağı tekrarlı zorlamalara karşı mukavemetli bir biçimde tesis edilmemiş olması;
– Direklerin TSE’ce kabul gören standarda uygun malzemeden yapılmamış olması;
– Metalin esnek nitelikten yoksun olması, mağdur …’ın yaralanmasıyla sonuçlanan olayın etkenleridir.
I- Somut Olayın Değerlendirilmesi
…’ın nitelikli bir biçimde yaralanmasıyla sonuçlanan olayın nedensel sürecinde hatalı, standart basketbol potasını yapan veya tedarik eden, niteliksiz malzemeden üretilmiş bu basketbol potasını oyuncuların can güvenliklerini riske edebileceğini öngördüğü halde, Süleyman Çelebi parkana yine hatalı bir yöntemle sabitleyip, konuşlandıran; edimin ifasına fesad karıştıran Mustafa A. ve bu ihalenin geçici ve kesin kabullerini yapan komisyon üyeleri sorumludurlar. Mustafa Atar yönünden suç tarihi imalatın yapıldığı 1985 yılı olmayıp; olayın meydana geldiği 21.05.2014’tür.
Hükümlüler … ve …’ın öngörülmesi mümkün bir neticeyi öngörmediklerinden, bu bağlamda taksirli hareket ettiklerinden söz etmek mümkün değildir. Hükümlüler … ve …’ın olayda kusurları bulunmamaktadır. Hükümlüler … ve …’ın Süleyman Çelebi Türk Hava Kurumu Gençlik Parkı’nda konuşlu basketbol potalarının standart dışı malzemeden, bilimsel yöntemlere bağlı kalınmaksızın imal edildiği, ayıplı mal niteliğinde olan bu potaların yine zemine hatalı bir şekilde montajının yapıldığı; kaynakların hatalı yapıldığı; malzemede metal yorgunluğunun oluştuğu, bu durumun oyuncular için risk oluşturduğu konularında bilgili, eğitimli, donanımlı oldukları; bütün bunlara rağmen eylemsizlik içinde kaldıkları, müteyakkız hareket etmedikleri süreçte toplanmış kanıtlar çerçevesinde sabit değildir.
Bir kişinin nitelikli bir biçimde yaralanmasıyla sonuçlanan olayın nedensel sürecinde taksirli, kusurlu hareketleriyle etkili olduklarının sabit olmadığı,” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.04.2017 tarih ve 11167-2997 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; taksirle bir kişinin yaralanması ile neticelenen olayda sanıkların kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
28.12.1993 doğumlu ve lise öğrencisi olan katılan …’ın, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına ait Süleyman Çelebi Parkı içerisindeki basketbol sahasında arkadaşları tanıklar … ve … ile birlikte basketbol oynadığı, elindeki basket topuyla potaya smaç attığı sırada basketbol pota direğinin zeminde tutturulduğu demir kaidelerden kırılarak üzerine devrilmesi neticesinde, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike geçirecek, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkiyecek ve organ işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı,
Bursa Büyükşehir Belediyesinde Park ve Bahçeler Şube Müdürü olan sanık … ve aynı Müdürlükte Teknik Birimler Sorumlusu olarak görev yapan sanık … hakkında Bursa Valiliği İl İdare Kurulu tarafından 13.08.2012 tarih ve 102 sayı ile söz konusu olayla ilgili olarak soruşturma izni verildiği, soruşturma iznine sanıklar tarafından yapılan itirazın Bursa Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği,
21.05.2012 tarihli görgü ve tespit tutanağına göre; bahse konu yerin belediyeye ait çevresi altı metre yüksekliğinde demir kafes ile çevrili 20×40 metre ebatında beton zemin olduğu ve her iki ucunda basket potasının bulunduğu, sahanın giriş kapısının yanında bulunan potanın tahminen 30 cm yerden yükseklikte bulunan pota demir ayaklarının kaynak yerinden koparak beton zemin üzerinde yan şekilde durduğu,
Aynı tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; basketbol sahasının girişine göre sol tarafta bulunan basket potasının 11 cm çapında olan her iki direğinin zeminden 35 cm mesafeden kırılmış ve yerde olduğu, kırılan basket potasının zeminde sabit olan basket potasının sağındaki direğin kırılan kısmının tamamen paslanmış, soldaki direğin kırılan kısmının yarısının paslanmış diğer yarısının ise kırılmış olduğu, aynı bulguların kırılarak yere düşen pota direğinin kırılan kısmında da görüldüğü,
Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16.10.2012 tarihli rapora göre; katılanın mevcut lezyonlara neden olan yaralanmasının, yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin birden fazla kırık olması sebebiyle skorlama yapılarak kişide tarifler edilen listezis ve kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır (6) etkileyecek nitelikte olduğu, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hakkında mütalaa verilebilmesi için olay tarihinden en az 18 ay sonra Şube Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği,
Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16.12.2013 tarihli rapora göre; yaralanmanın, duyularının veya organlarının işlevinin yitirilmesine neden olacak nitelikte olduğu,
Dosyadaki mevcut belgelere göre; Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürü’nün, Belediye sınırları içerisinde kalan mevcut yeşil alanların ve kent mobilyalarının bakımının yapılması; Teknik İşler Sorumlusunun ise, Parklar ve Bahçeler Şube Müdürlüğü sorumluluğundaki parklar, dinlenme alanları, yeşil alanlan ve kent mobilyaları ile ilgili her türlü imalat, bakım ve onarım işinin yapılması konularında görev ve sorumlulukları olduğunun görev tanımı kapsamında sayıldığı,
İnşaat mühendisi olan iş güvenliği uzmanı tarafından düzenlenen 20.07.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre; Süleyman Çelebi Parkı içerisinde yer alan ve 1985 yılında inşa edildiği anlaşılan basketbol sahasının geçen süreçte ancak şikâyete bağlı ve teknik elemanların gözlemlediği olumsuzluklar sonrası gerekli görülen bakım ve onarım çalışmalarının yapıldığı, ancak geçen süreçte kullanılan basket potalarında taşıyıcı ayaklarında muhtemel mental yorgunluğu, çevresel etkilerden kaynaklı olumsuzlukların giderilmesi manasında gerekli bakım çalışmalarının yapılmadığı, hatalı yapılmış olan basketbol potası taşıyıcı ayaklarının bağlantı kaynaklarının paslanmaya bağlı olarak zayıflaması ve parkı kullanan kişilerin bilinçsizce potalara asılmaları sonucu yorulmanın ve profillerin akma dayanımını hızlandırarak taşıyıcı ayakların en zayıf noktasından yani kaynak yerinden koparak katılanın üzerine düşerek yaralanmasına sebebiyet verdiği, olayla ilgili olarak belediyenin ihaleyle vermiş olduğu işi yüklenen firma sahibinin tekniğe uygun bir şekilde potayı imal ederek güvenli bir şekilde tespitini yapmamış olması, eksik ve kaynaksız taşıyıcı üzerine potayı tesis etmediği anlaşıldığından, olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, potaya asılarak smaç atmaya çalışan ve kırılma olayını öngörmesi mümkün olmayan katılan ile oyun alanlarında kullanılan basketbol potalarının araç ve gereçleri taraflarına şikâyet ulaşmasına mütaakip kontrol edilmesini sağlayan sanıkların kusurlarının bulunmadığı,
Elektrik ve makine mühendisi ile hukukçu olan iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 12.11.2013 tarihli üç kişilik bilirkişi raporuna göre; Selvili Park olarak isimlendirilen ve kaza olayının meydana geldiği basketbol sahasının 1985 yılında Büyükşehir Belediyesi olmadan önce Bursa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından ihale edilerek yaptırıldığı, basketbol potasının iki adet 35 cm uzunluğunda boru üzerine ve yer tarafındaki boruların üzerine boru ağızları konikleştirilerek üst ve alt borular uç uca getirilip kaynakla eklenmek suretiyle yapıldığı, yapılan kaynağın borunun etrafını çevirmediği gibi borunun bir kısmının kaynağının da yapılmadığı, üst ve alt boruların çapları farklı olduğundan alt borunun kesilip konikleştirilerek çapının düşürüldüğü ve uç uca getirilerek kaynatıldığının anlaşıldığı, bu tip eklentilere dikkatli bakıldığında mutlak suretle kaynak arızaları çatlak ve kopmaların gözle seçilebileceği, en azından kırık olan ek noktaların boyanması sırasında bu hususun anlaşılabileceği, ayrıca belediyenin demir atölyesinden bakımla görevli teknisyen kişilerin bu tip kaynak hatalarını ve yıpranmaları tespit edebilecekleri, söz konusu parka metal işleriyle ilgili olarak çeşitli kereler gidildiğinin dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, meydana gelen olayda Bursa Belediyesinden ihale aldığı işi tekniğe uygun olarak yapmayan, potaların kaynaklarını eksik, hatalı ve güvenli olmayan bir şekilde kaynak yapan, potaların taşıyıcı noktaların zayıf kalmasına sebep olan yüklenici firma sahibi Mustafa A.’ın asli kusurlu; sorumluluk sahaları içerisinde bulunan kent mobilyalarının bakımlarını sağlama, tehlike yaratan eşyaların tehlike yaratmalarını önlemek amaçlı olarak gerekli önlemleri almakta yetersiz kalan sadece önleme faaliyetlerini gelen şikâyetler ile dar kapsamda bırakan Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapan sanık … ile aynı birimde Teknik İşler Sorumlusu olan sanık …’in ayrı ayrı tali kusurlu oldukları; oyun oynadığı sahada 27 yıllık bir basketbol potasının mental yorgunluğu, kaynak eksiklikleri konusunda bir değerlendirme yapması beklenmeyecek olan ve spor için özel olarak üretilmiş eşyalarla bu amaç için düzenlenmiş sahada basketbol oynayan katılanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı,
İnşaat ve makine mühendisi ile hukukçu olan iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 02.02.2014 tarihli üç kişilik bilirkişi raporuna göre; kaza olayının meydana geldiği parkta bulunan basketbol sahasındaki basket potalarının bakımı, onarımı ve güçlendirilmesinin yapıldığına dair somut bir bilginin bulunmadığı, kazanın başlıca nedenlerinin, söz konusu basketbol pota direğinin tekniğe uygun ve sağlam şekilde kurulmaması, bu kapsamda pota direğinin zemine ve kaidesine bağlantı noktaları ile direk ayaklarının demir kaidelere bağlandığı kesimdeki kaynak uygulamasının eksik ve hatalı yapılması, direklerin zaman içinde oyuncular tarafından mağruz bırakılacağı tekrarlı zorlamalara karşı mukavemetli bir biçimde tesis edilmemesi, park içinde kamunun kullanımına sunulmuş olan basketbol pota direklerinin ilgili sorumlu kamu hizmeti yürütücüleri tarafından gerekli bakım ve onarımlarının yaptırılmaması, zaman içinde zorlamalarla ve doğal sebeplerle spor ekipmanında (kent mobilyasında) oluşacak ve direklerin dayanımını azaltarak tehlikeye yol açabilecek aşınma, yıpranma, korozyon, paslanma, çürüme ve benzeri bozucu faktörlerin periyodik ve detaylı şekilde izlenip kontrol edilerek eksiklerin giderilmemesi olduğu,
İhale yoluyla park yapımı kapsamında kazaya konu basketbol potasını tesis ettiği belirtilen dava dışı Mustafa A.’ın yapımını üstlendiği pota direğinin tekniğe uygun ve sağlam bir şekilde kurulmaması, bu çerçevede pota direklerinin zemine ve kaidesine bağlantı noktalarının hatalı yapılması, direk ayaklarının demir kaidelere bağlantı kesimindeki sabitleme ve kaynak uygulamasının eksik ve hatalı oluşu nedenleriyle olayın meydana gelmesinde asli kusurlu; Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürü sanık … ile aynı birimde Teknik İşleri Sorumlusu olarak görev yapan sanık …’in konuyla ilgili birimde görevli kamu hizmeti yürütücüleri olarak sorumlulukları sahasında yer alan ve söz konusu kaza olayının meydana geldiği Süleyman Çelebi Parkı içindeki basketbol sahasında kamunun kullanımına sunulmuş olan basketbol pota direklerinin gerekli bakım ve onarımlarını yaptırmamaları, zaman içinde zorlamalarla ve doğal sebeplerle spor ekipmanında (kent mobilyasında) oluşacak ve direklerin dayanımını azaltarak tehlikeye yol açabilecek aşınma, yıpranma, korozyon, paslanma, çürüme ve benzeri bozucu faktörleri periyodik ve detaylı şekilde izleyip kontrol ederek eksiklikleri gidermemeleri, basketbol sahasında kullanım kurallarını, kaçınılması gereken tehlikeli davranışları ve olası tehlikeleri belirtir uyarı yazısı bulundurmamaları nedeniyle ayrı ayrı tali düzeyde kusurlu oldukları; katılana atfı kabil bir kusur bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Katılan …; lise öğrenicisi olduğunu, olay günü saat 17.30 sıralarında Belediyeye ait açık basketbol sahasında arkadaşlarıyla birlikte basketbol oynadığını, elinde bulunan basket topunu potaya attığını ve sıçrayarak potadan asıldığı sırada potanın üzerine yıkıldığını, kaza neticesinde sırt bölgesinden, kafasından ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığını,
Tanık … kollukta; söz konusu basket sahasına oturmak için geldiğinde mahalleden tanıdığı katılanı sahada basket oynarken gördüğünü, sahanın dışından seyrettiği katılanın basketbol topunu potaya attığını ve potaya tutunarak asıldığını, o sırada pota direğinin çift taraflı demirlerinden koparak üzerine düştüğünü gördüğünü,
Mahkemede ise farklı olarak; parka voleybol oynamak için gittiğini, katılanın arkadaşlarıyla birlikte basket oynadığını, bir ara katılanın potaya smaç bastığını gördüğünü, bu hareketiyle birlikte potanın ayaklarından kırılarak katılanın boynuna düştüğünü ve yaralandığını, potada tehlike yaratabilecek bir durum görmediğini, kollukta da katılanın smaç ile potaya basket attığını ifade etmeye çalıştığını, smaç atarken potayla bir temas olduğunu, önceki ifadesinin katılanın potanın çemberini tutarak çekmiş gibi anlaşıldığını ancak smaç attığını ifade etmek istemediğini, katılanın pota çemberini çekmediğini,
Tanık …; olay yerinde katılan ve tanık Mehmet Emin ile birlikte basketbol oynadıklarını, maç yapmadan aralarında top çevirip potaya top attıklarını, katılanın basketbol potasına smaç attığını ve smaç atmasıyla birlikte potanın üzerine düşerek yaralandığını, katılanın smaç atarken potaya asılmadığını, topu çembere bırakıp yere düştüğünü, potaya kaynak yapıldığını ve yapılan kaynak yerlerinin tekrar boyandığını olaydan sonra fark ettiklerini, on altı yıldır aynı semtte oturduğunu, ancak sadece bir kez potaların boyandığını ve saha içine çizgi çekildiğini gördüğünü,
Tanık …; olay yerinde katılan ve tanık Emir ile birlikte basketbol oynadıklarını, aralarında top çevirip potaya top attıklarını, katılanın basketbol potasına smaç attığını ve o anda potanın katılanın üzerine düştüğünü, katılanın potaya asılmadığını, çemberi tutup topu bırakarak smaç attığını, çembere asılı kalmadığını, potanın kaynak yerlerinin çürümüş olduğunu olaydan sonra anladıklarını, kaynak yapılan yerlerin boyanması nedeniyle potada kaynak olup olmadığının belli olmadığını, on üç yıldır aynı semtte oturduğunu, bu süreç içerisinde basket sahasının bulunduğu yerde iki kez çevre düzenlemesi yapıldığını, potada herhangi bir değişiklik, bakım ya da tadilat yapıldığını görmediğini,
Tanık …; polis memuru olduğunu, sanık …’in kolluktaki ifadesinin başka bir polis memuru arkadaşı tarafından yazıldığını, olayı da bu sebeple öğrendiğini, ayrıca 2006 yılından beri olayın gerçekleştiği parkın yakınında oturduğunu, bu süreç içerisinde basket sahasıyla ilgili herhangi bir bakım ya da onarım yapıldığına şahit olmadığını, olay yerine gittiğinde basketbol potasının kaynak yerinden kırıldığını ve kırılan yerde paslanma olduğunu gördüğünü,
Beyan etmişlerdir.
Sanık … kollukta; 1986 yılından beri Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğünde çalıştığını, 1997 yılından itibaren de aynı yerde Şube Müdürü olarak görev yaptığını, olay yeri olan basketbol sahası mülkiyetinin Bursa Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, bu yerde bulunan basketbol potaları ve çitlerin de Belediye bünyesinde yaptırıldığını tespit ettiğini, görevli bulunduğu Şube Müdürlüğü kayıtlarında park içindeki basket potaları ve direkleri ile aksesuarları hakkında bakım, onarım veya herhangi bir müdahale yapılmadığını tespit ettiğini, ancak söz konusu basket potaları ile direkleri ve aksesuarlarının bakım ve onarımının Belediyeye bağlı gerek fen işleri gerekse diğer birimlerce yapılıp yapılmadığı hakkında bilgisinin olmadığını, olayla ilgili sorumluluklarının doğduğunu ve kusurlu olduklarını kabul ettiğini,
07.06.2012 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı dilekçede; kollukta “Kusurlu olduğumuzu kabul ediyoruz.” şeklindeki ifadesinin yanlış yazıldığını, olayla ilgili olarak kusurlu olmadıklarını,
Mahkemede ise; atılı suçlamayı kabul etmediğini, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını,
Sanık …; olay tarihinde Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğüne bağlı Teknik Birimler Sorumlusu olarak görev yaptığını, 26 yıldır devlet memuru olduğunu, görev yaptığı süre içerisinde park ve bahçelerdeki ekipmanlarla ilgili olarak herhangi bir kazanın yaşanmadığını, kontrollerin rutin yapıldığını, herhangi bir şikâyet olmasa bile yerinde kontrol yapılarak görsel bir olumsuzluk görüldüğünde bu duruma müdahele edildiğini, ekipler tarafından iş formu düzenlendiğini ve iş formunun içeriğine göre işlem yapıldığını, kazanın meydana geldiği parka ilişkin olarak kendilerine herhangi bir şikâyetin ulaşmadığını, yine yapılan rutin kontrollerde de herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmediğini ve dolayısıyla buna ilişkin bir iş formunun da düzenlenmediğini, bu nedenle kontrollere ilişkin olarak sunulabilecek bir belgenin bulunmadığını, kusurunun olmadığını,
Savunmuşlardır.
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, öncelikle taksir ve unsurları üzerinde durulması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde “Kanunda tanımlanmış haksızlık” olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.
TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlâl edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda ayrıca aranması gereken unsurlar;
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
2- Hareketin iradi olması,
3- Sonucun istenmemesi,
4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
Şeklinde kabul edilmektedir.
Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmâli hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. TCK’da kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
TCK’nın 22. maddesinin gerekçesinde; “…Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk, bir değerlendirmeyle ancak olay hâkimi tarafından yapılabilir. Bu nedenle, taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Ancak, normatif değerlendirmeyle hâkim tarafından belirlenen kusurluluk göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun cezasında belli bir oranda indirim yapılabilir.
Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Örneğin ölümle sonuçlanan bir ameliyat sırasında hastaya yapılan tıbbi müdahalenin tekniğine uygun olarak yapılmış olup olmadığının belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesine gerek bulunduğu muhakkaktır. Keza, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir trafik kazasında, sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadıklarının, hangi trafik kuralının ne suretle ihlâl edildiğinin, trafiğe çıkarılan aracın teknik bakımdan herhangi bir arızasının olup olmadığının belirlenmesi açısından da bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak, bu durumlarda, bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır. Aksi yöndeki tutum, bilirkişilik görevinin sınırını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder…” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Buna göre; yargılamayı gerçekleştiren hâkimin, bilirkişilerin tespit ettikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığının, varsa kusurunun ne olduğunun ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağının, her olayın özelliklerine göre ve kanuni gerekçelerle bizzat belirlemesi gerekmektedir. Bu kapsamda olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olabilecek ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir. Nitekim CGK’nın 26.11.2013 tarihli ve 422-519 ve 25.03.2014 tarihli ve 9-138 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Bu aşamada, önce genel anlamda, sonrasında ise taksirli suçlar açısından nedensellik bağı üzerinde durulmasında fayda vardır.
“Neden” Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’nde; “bir olayı ya da durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep” biçiminde, “neden olmak” ise; “bir şeyin olmasına ya da ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak” şeklinde tanımlanmaktadır. Buradan hareketle “nedensellik” kavramı; “neden-sonuç ilişkisi ya da sonuç ile bu sonuca neden olan olgu veya durum arasındaki bağlantı” olarak açıklanabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde nedensellik bağı, “kanunda tanımlanmış bir haksızlık” olarak öngörülen suçtan failin sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan “maddi, manevi ve hukuka aykırılık” unsurlarından “maddi unsur” içerisinde yer almaktadır.
Neticeli bütün suçlar bakımından araştırılması gerekli olan “nedensellik bağı” ceza hukukunda bu kavramın mahiyeti gereği, suçun yasal tanımında neticeye yer verilmiş olması hâlinde failin fiili ile netice arasında sebep-sonuç ilişkisini kuran bağ anlamına gelmektedir. Failin yapmak veya yapmamak şeklinde gerçekleştirdiği eylemi neticesinde dış dünyada zarar ya da tehlikenin meydana gelmiş olması hâlinde nedensellik söz konusu olacaktır. Doğaldır ki, yapılan her hareket, dış dünyada bir veya birden fazla neticeye sebebiyet verebilir; ancak dış dünyada vuku bulan her sonuç değil, suçun kanuni tanımında belirtilmiş olan netice nazara alınacaktır. TCK’da nedensellik bağı ile ilgili olarak genel bir düzenlemeye yer verilmemiş olup konu öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır. Öğretide nedensellik bağı çeşitli teorilerle açıklanmaktadır. Şartların eşitliği ya da doğal nedensellik teorisinde; netice birçok şartın bir bütün oluşturarak meydana gelmesiyle oluştuğundan ve bunlardan birinin olmaması neticenin gerçekleşmesini engelleyeceğinden, bu şartlardan birini gerçekleştiren failin eylemi ile gerçekleşen netice arasında nedensellik bağı vardır. Uygun sebep ya da kuralcı nedensellik teorisinde; hareket ile netice arasında nedensellik bağı bulunduğunun kabul edilebilmesi için, hareketin o neticeyi meydana getirmeye uygun olması gerekir. Objektif isnadiyet teorisinde ise; şart teorisi anlamında hareketinin verdiği netice, ancak hareketin suçun konusu üzerinde hukuken tasvip edilmeyen bir tehlike veya risk yaratması ve kendini tipik neticeye yansıtması hâlinde objektif olarak faile yükletilebilir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, 7. Baskı, s. 123-131; Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, Beta Yayınevi, İstanbul 2014, 8. Baskı, s. 256-268; M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 11. Baskı, Ankara, 2017, s. 279-286.; Berrin Akbulut, Tıp Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı, Tıp Ceza Hukukunun Güncel Sorunları Türk-Alman Tıp Hukuku Sempozyumu, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, 2008, s. 222-234.) Bununla birlikte öğretide, objektif isnadiyet teorisinin nedensellik teorisi olmayıp, bir değerlendirme teorisi olduğu da ileri sürülmektedir (Veli Özer Özbek, Türk Ceza Kanunu İzmir Şerhi, Yeni Türk Ceza Kanununun Anlamı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2006, 3. Baskı, s. 321).
Uyuşmazlığa konu somut olayın özellikleri itibarıyla objektif isnadiyet kavramına ayrıca yer verilmesi gerekmektedir. Günümüz modern ceza hukuku anlayışında nedensellik bağının belirlenmiş olması tek başına failin cezalandırılması için yeterli bulunmayıp, ayrıca gerçekleşen neticenin failin eseri olup olmadığının, diğer bir ifadeyle ortaya çıkan neticenin belli bir kişiye objektif olarak isnadının mümkün olup olmadığının tespit edilmesi de gerekir. Olayda öncelikle şart teorisine göre nedensellik bağı ortaya konulmalı, ardından gerçekleşen neticenin faile isnat edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır. Eğer meydana gelen netice, üçüncü kişinin veya bir rastlantının eseri ise faile isnat edilemeyecektir. Bu nedenle netice, insanın hükmedebileceği alanın dışında kalıyorsa hukuken önemli olan bir tehlike ya da risk bulunmamaktadır. Hükmedilebilirlik, neticenin önemli derecede idare edilebilirliği anlamına gelmekte olup gerçekleştirilen fiil, hukuken önemli bir tehlike ya da risk oluştursa bile, olayın tamamen hayatın olağan akışının ve genel hayat tecrübelerinin dışarısında kalması nedeniyle beklenebilir değilse, netice faile yüklenemeyecektir. Kişinin nedensellik bağının üzerinde hâkimiyetinin bulunmaması objektif isnadiyetin yokluğu anlamına gelir. Objektif isnadiyetin varlığı için tipik neticenin fail tarafından oluşturulan risk nedeniyle meydana gelmesi gerekir. Neticenin, failin meydana getirdiği riskin dışında başka bir risk nedeniyle gerçekleşmesi hâlinde bu netice objektif olarak faile isnat edilemez. Ancak fiilin, suçun konusuna yönelik hukuken izin verilen riski aşan bir tehlike oluşturması ve neticenin bu fiil sonucunda meydana gelmesi durumunda objektif isnat edilebilirlik söz konusu olacak diğer bir deyişle fail tipe uygun neticeye sebebiyet veren hukuken önemli bir tehlike ya da risk oluşturmuş ise netice faile yüklenebilecektir. Gerçekleşen netice, failin hareketi ile tesadüfen birleşen başka sebeplerden meydana gelmişse, bu durumda neticenin faile isnat edilmesi söz konusu olmayacaktır. Bunun gibi sonradan işlenen fiilin daha önceden gerçekleştirilmiş fiilin neticeye ulaşmasını engellemesi hâlinde de önceki fiili gerçekleştiren faile neticenin isnat edilmesi mümkün bulunmayacaktır (Veli Özer Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, Ankara 2017, 8. Baskı, s.225; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, 7. Baskı, s. 128-131.; M. Emin Artuk-Ahmet Gökcen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 11. Baskı, Ankara, 2017, s. 286-287; Berrin Akbulut, Türk Ceza Kanunu İle Kabahatler Kanununun Genel Hükümlerinin Yaptırım Hükümleri Dışında Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi, Adalet Yayınevi, Ankara 2010, s. 237; Nebahat Kayaer, Ceza Hukukunda Hekimin Tıbbi Müdahalesi Çerçevesinde İşlenen Taksirle Öldürme Suçu, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı, İzmir 2012, s. 111-112).
Nedensellik bağı, öğretideki görüşlere göre hukuki bir kavram değil mantıksal ya da doğal bir olgudur (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, Beta Yayınevi, İstanbul 2014, 8. Baskı, s. 255; İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara 2014, 10. Baskı, s. 171-173). Bu anlamda, dış dünyada gerçekleşen netice ile bu neticeyi doğuran sebep arasındaki nedensellik bağı, doğa bilimleri bağlamında değerlendirilmeli ve hayat tecrübeleriyle mantığa göre belirlenmelidir. İlliyet bağının doğal olarak belirlenmesi yalnızca icrai suçlar bakımından geçerlidir, zira ihmâli suçlarda farklılık söz konusudur.
Nedensellik bağının tespiti, tabiatıyla genellikle neticeli suçlar şeklinde düzenlenmiş bulunan taksirli suçlar bakımından da gereklidir. Taksirle işlenen suçtan kaynaklanan netice failin hareketi olmasaydı gerçekleşmeyecek denilebiliyorsa bu durumda nedensellik bağının varlığı kabul edilir. Örneğin ölüm neticesi failin taksirli hareketine bağlı olarak gerçekleşmiş ise, diğer bir deyişle failin taksirli hareketi olmasaydı ölümün gerçekleşmeyeceği sonucuna varılıyorsa, başka bir ifadeyle ölüm failin eseriyse bu takdirde failin eylemi ile netice arasında bir nedensellik bağının var olduğu kabul edilecektir. Taksirli suçlarda aranacak olan objektif isnat edilebilirlik, dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucunda neticeye sebebiyet verilmesidir. “Fail gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı netice gerçekleşmeyecekti” denebilir ise, bu takdirde netice faile isnat edilebilecektir.
Öte yandan nedensellik bağı hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel bilgi ve tecrübe ile çözümlenebiliyorsa bu bağlantı hâkim tarafından ortaya konulmalı, uzmanlık veya teknik ve özel bilgi gerektiren bir hususta ise söz konusu bağ, bilirkişilerden görüş alınarak tespit edilmelidir.
TCK’nın 22. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları;
“4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde de; “Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusuru göz önünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulur. Taksirli suçun kanuni tanımında belirlenen netice birden fazla kişinin karşılıklı olarak işledikleri taksirli fiiller sonucunda gerçekleşmiş olabilir. Örneğin bir trafik kazasında sürücü ile yaya veya her iki sürücü de taksirle hareket etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda neticenin oluşumu açısından her kişinin taksirli fiili dolayısıyla kusurluluğu bir diğerinden bağımsız olarak belirlenmelidir. Aynı şekilde birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir ameliyatın ölüm veya sakatlıkla sonuçlanması durumunda, ameliyata katılan kişiler müştereken hareket etmektedirler. Ancak tıbbın gereklerine aykırılık dolayısıyla ölüm veya sakatlıkla sonuçlanan bu ameliyatta işlenen taksirli suçun işlenişi açısından suça iştirak kuralları uygulanamaz. Kanunun suça iştirake ilişkin hükümleri, kasten işlenen suçlarda suçun işlenişine iştirak eden kişilerin sorumluluk statülerini belirlemektedir. Birden fazla kişinin katılımıyla yapılan ameliyat sırasında meydana gelen ölüm veya sakatlık neticeleri bakımından her bir kişinin sorumluluğu kendi kusuru göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmelidir. Bu tespitte diğer kişilerin kusurlu olup olmadığı hususu dikkate alınamaz.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Zararlı neticenin, failin hareketlerinin mağdurun ya da üçüncü bir kişinin hareketi ile birleşmesi sonucu meydana geldiği durumlarda, failin taksirli sorumluluk şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından, neticeye kimin sebebiyet verdiği, failin iradi hareketi ile netice arasındaki nedensellik bağının kesilip kesilmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Mağdur ya da üçüncü kişinin hareketinin ya da bir başka nedenin neticenin tek sebebi olduğu veya zararlı neticenin yalnızca bu kişilerin kusurlu hareketlerinden kaynaklandığı durumlarda, failin hareketi ile netice arasındaki nedensellik bağının ortadan kalktığı kabul edilmelidir.
Buna karşılık failin kusurlu hareketine mağdur ya da üçüncü bir kişinin kusurlu hareketinin eklendiği ve neticenin çeşitli kusurlu hareketlerin birleşmesinden meydana geldiği hallerde, nedensellik bağı kesilmeyip; TCK’nın 40. maddesine göre taksirli suçlarda iştirak ilişkisi de mümkün olmadığından, anılan Kanun’un 22. maddesinin dört ve beşinci fıkralarına göre herkes kendi kusurundan dolayı ve kusuruna göre sorumlu olacaktır.
Öğretide; “Üçüncü bir kişinin veya mağdurun hareketinin failin taksirli hareketine eklenmesi durumunda nedensellik ilişkisinin ortadan kalkıp kalkmadığı araştırılmalıdır. Eklenen hareketler kusurlu değilse, neticenin failin taksirli hareketinden kaynaklandığı kabul edilir. Diğer hareketler kusurlu ise bunların taksirin varlığını tamamen veya kısmen kaldırıp kaldırmadığına bakılmalıdır.” (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Ceza Hukukuna Giriş, Beta Yayınevi, 8. Baskı, İstanbul, 2014, s. 366); “Birden fazla kişinin birleşen fiilleri ile bir neticeye neden oldukları hâllerde, bu faillerin hareketi ile netice arasındaki nedensellik ilişkisi özel önem taşır. Belirtelim ki bu hâllerde her bir kişinin hareketi ile netice arasında nedensellik ilişkisinin bulunması ön koşuldur. Ekip hâlinde faaliyet gösterenlerden birisine diğerlerini denetleme ve kişiler arasında koordinasyonu sağlama yükümlülüğü yüklenmiş ise kişi bu yükümlülüğe uygun davranmadığı için neticeye sebebiyet vermiş olabilir. Bu hâlde bu kişi neticeden sorumlu olur.” (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 4. Baskı, İstanbul, 2015, s. 254); “Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle mağdurun kusurlu hareketinin birleşmesi söz konusu olabilir. Bu durumda, failin sorumluluğunun ortadan kalkabilmesi için, failin netice üzerindeki hâkimiyetinin devam etmemesi gerekir. Diğer bir deyişle, neticenin meydana gelmesinde mağdurun kusurlu hareketi, neticenin faile yüklenmesini engelleyecek derecede illi seri üzerinde hakimiyet kurmamış olmalıdır. Aksi takdirde failin sorumluluğu devam edecektir. Nitekim taksirli hareketler arasında takas da mümkün değildir.” (M. Emin Artuk-Ahmet Gökcen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 11. Baskı, Ankara, 2017, s. 374); “Birden çok kişinin davranışı birlikte neticeye sebebiyet vermiş ve tüm katılanlar özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmişse netice objektif olarak isnad edilebilir, herkes kendi taksirli fiilinden dolayı kusuruna göre sorumlu olur. Bu gibi hâllerde önceki taksirli hareket ile netice arasında illiyet bağı bulunmamasından veya kesilmesinden söz edilmesi doğru değildir.” (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2014, s. 214); “Fail zaten taksirli hareket ediyor ve bir başkasının taksirli hareketi buna ekleniyorsa, failin hareketi ile netice arasındaki nedensellik bağı mevcut olmaya devam eder. Bu durumda mesele artık nedensellik bağı meselesi değil, failin ve üçüncü kişinin kusurunun tespiti meselesidir. Bir inşaatın yıkımı sırasında yoldan gelip geçenlere zarar verilmemesi hususunda gerekli tertibatı almayan, örneğin yıkım alanını tahta perde ile çevirmeyen müteahhit, iki işçisinin binadan sökülen kalası dikkatsizce sokağa atmaları sonucu meydana gelen neticeden her iki işçisiyle beraber taksirinden dolayı sorumludur.” (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 17. Baskı, Ankara, 2014, s. 249) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
28.12.1993 doğumlu ve lise öğrencisi olan katılan …’ın, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına ait Süleyman Çelebi Parkı içerisindeki basketbol sahasında arkadaşları tanıklar … ve … ile birlikte basketbol oynadığı, elindeki basket topuyla potaya smaç attığı sırada basketbol pota direğinin zemine tutturulduğu demir kaidelerden kırılarak üzerine devrilmesi neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike geçirecek, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkiyecek ve organ işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı,
Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Şube Müdürü olan sanık …’in, Belediye sınırları içerisinde kalan mevcut yeşil alanların ve kent mobilyalarının bakımının yapılması; aynı birimde Teknik İşler Sorumlusu olarak görev yapan sanık …’in ise, Parklar ve Bahçeler Şube Müdürlüğü sorumluluğundaki parklar, dinlenme alanları, yeşil alanlan ve kent mobilyaları ile ilgili her türlü imalat, bakım ve onarım işinin yapılması hususlarında görev ve sorumluluğunun bulunması, söz konusu olayın basketbol pota direğinin tekniğe uygun, sağlam şekilde kurulmaması, pota direğinin zemine ve kaidesine bağlantı noktalarının hatalı yapılması ve direk ayaklarının demir kaidelere bağlandığı kesimdeki kaynak uygulamasının eksik ve hatalı yapılmasının yanında park içinde kamunun kullanımına sunulmuş olan basketbol pota direklerinin ilgili ve sorumlu kamu hizmeti yürütücüleri tarafından gerekli bakım ve onarımlarının yaptırılmaması, zaman içinde zorlamalarla ve doğal sebeplerle spor ekipmanında (kent mobilyasında) oluşacak ve direklerin dayanımını azaltarak tehlikeye yol açabilecek aşınma, yıpranma, korozyon, paslanma, çürüme ve benzeri bozucu faktörlerin periyodik ve detaylı şekilde izlenip kontrol edilerek eksiklerin giderilmemesi nedeniyle de meydana geldiğinin kesin olarak tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların sorumluluklarında bulunan kent mobilyalarının bakımını sağlamak ve bu eşyanın tehlike yaratmasını önlemek amacıyla gerekli önlemleri almakta yetersiz kalmaları ve sadece önleme faaliyetlerini gelen şikâyetler ile dar kapsamda bırakmaları nedenleriyle olayın meydana gelmesinde kusurlu oldukları kabul edilmelidir.
Bu itibarla haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.06.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Sosyal Medyada Paylaş

Leave a Comment