TAZMİNAT HUKUKU

Tazminat davaları; kusur oranına bağlı, sorumluluğun tespiti ve zararın belirlenmesi açısından titizlikle takip edilmesi gereken davalardır.

Tazminat talebinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi, belge araştırma işlemlerinin yapılması gerekir. Tazminat davası sürecinin iyi yönetilmesi dava sonucunda elde edilecek tazminat miktarının daha yüksek miktarda zarar görenin lehine belirlenmesini sağlayacaktır.

Destekten yoksun kalma tazminatı olarak da ifade edilen maddi tazminat davası iki duruma göre değerlendirilir;

a) Ölüm durumunda ölenin yaşı, en son aldığı ücret, kusur oranı ile geride kalan destek görenlerin pay oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır.

b) Sürekli sakatlanmaya neden olacak şekilde yaralanma varsa zarar görenin yaşı, en son aldığı ücret, kusur oranı maluliyet oranı dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır.

Yargıtay tarafından kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle oluşan beden gücü kaybı nedeniyle, gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi, tazminatın gerekeceği kabul edilmekte ve bu, “güç (efor) kaybı tazminatı” diye adlandırılmaktadır.

c) Eğer kişi kalıcı bedensel zarara uğramışsa buna “sürekli işgöremezlik”, sakat kalmamış olup da geçici olarak bir süre çalışamamış veya belli bir süre tedavi görmüş ve iyileşme süreci geçirmişse buna “geçici işgöremezlik” denilmekte, bunun süresine göre tazminat istenebilmektedir.

Manevi tazminat davası için belirli bir hesap yöntemi bulunmamaktadır. Bu tür davalarda zarar görenin kusur oranı, paranın alım gücü, tarafların mali durumları, yaşı, mesleği, olayın vehameti ve caydırıcılık unsuru vb. gibi kriterler göz önünde bulundurularak hakim tarafından takdir edilir.Bu yüzden benzer olaylarda dahi “takdir” edilen manevi tazminat tutarları arasında birbirinden farklı miktarlara hükmedildiği ülkemiz hukuk sisteminin bir gerçeği haline gelmiştir.

 

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI NEDİR

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, haksız fiil sonucu Trafik kazası, İş Kazası Elektrik Çarpması, Hekim hatası vb sebeplerle ölen bir kişinin yaşarken destek verdiği kişilerin aldığı desteğin ölüm sebebiyle ortadan kalkması neticesinde destek alanların uğradıkları zarardır. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin destek verdiği kişilerin hayatlarının ölüm nedeniyle kötüleşmemesi için kabul edilmiş bir maddi tazminat davası türüdür.

Hak sahipleri, bu MADDİ TAZMİNAT davası ile birlikte aynı dava içinde MANEVİ TAZMİNAT davası da açabilirler. Söz konusu tazminatın amacı, ölenin yaşarken destek verdiği kişilerin hayatlarını aynen sürdürebilmeleri, sosyal ve ekonomik bağlarına ölümden önceki gibi devam edebilmelerinin sağlanmasıdır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davasını Kimler Açabilir ?

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, bir maddi tazminat davası türüdür. Böyle bir maddi tazminatı talep edebilmek için ölen kişiden yaşarken maddi destek alınıyor olması şarttır. Yaşarken destek alınmayan kişinin ölümü nedeniyle maddi tazminat talep etmek mümkün değildir.

Ölenden yaşarken destek aldığı iddiasıyla maddi tazminat talep eden şahıs, herhangi bir kişi olabilir. Ölenden destek alan kişi, ölenin nişanlısı, amcası, dayısı vb. gibi herhangi bir yakını ölen kişiden destek aldığını iddia edebilir. Ancak destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için ölen kişiden yaşarken destek alındığının ispatlanması gerekir.

Bazı kişilerin yaşarken birbirine destek olduğu konusunda hukuki bir karine mevcuttur. Sosyal hayatın normal akışına göre anne-baba çocuklarına, çocuklar anne-babalarına, eşler birbirlerine yaşarken maddi destekte bulunurlar. Hukuki karine nedeniyle bu şahısların yaşarken birbirlerine maddi destekte bulundukları kabul edildiğinden destek olma olgusunun ispatlanmasına gerek yoktur. Ancak davalı taraf karinenin aksini ispatlayabilir, yani bu şahısların birbirine yaşarken destek olmadığını ispatlayan davalı maddi tazminat davası nedeniyle hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatından kurtulabilir.

Destekten Yoksun Kalma Maddi Tazminat Davası ve “Destek” Kavramı

Ölenin, geride sağ kalanlara desteği çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Ölen kişi, parasal yardım sağlayarak destek olabileceği gibi hizmet veya farklı biçimlerde yardım ederek de destekte bulunabilir. Ölenin geride sağ kalan yakınlarının Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (Maddi Tazminat ) ve Manevi Tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

Destek biçimlerine örnek vermek gerekirse;

Ev kadınları, evin ihtiyaçlarını ve hizmetlerini gördüklerinden, bir ev kadını trafik kazası, iş kazası, doktor hatası vs. gibi bir haksız fiil nedeniyle vefat ettiğinde geride kalan yakınları destekten mahrum kaldıklarından maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

Aynı şekilde çocuklar, gerek ev işlerinde gerekse iş hayatında anne-babaya belli bir düzeyde destekte bulunurlar. Çocukların haksız fiil nedeniyle vefatı halinde anne-babanın fiili işleyen kişilere karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları vardır.

Yine Destekten Yoksun Kalma Tazminatı talep etmek için mutlaka MİRASÇI OLMA şartı bulunmamaktadır. Örneğin ölen kişinin nişanlısı veya yakın bir akrabası da ölenin desteklik durumuna göre Destekten Yoksun Kalma Tazminatı talep hakkı bulunmaktadır.

Birlikte yaşayan ve birbirlerine destek olan iki sevgiliden birinin ölümü halinde dahi, diğer kişinin destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yetkili Mahkeme

Destekten yoksun kalma tazminatı, kural olarak davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Birden fazla davalı varsa maddi – manevi tazminat davası davalılardan herhangi birinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir. Davalı bir şirket veya vakıf vb. gibi bir kurum ise, maddi tazminat davası, davalının işyeri merkezinin bulunduğu yerde açılabileceği gibi işlemi yapan şubenin bulunduğu yerde de açılabilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı davası, yetkili mahkeme seçeneklerini çoğaltan birçok nedenden kaynaklanabilir. Böyle bir maddi tazminat davası başlıca şu sebeplerle açılabilir: Ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası, ölümlü iş kazası nedeniyle maddi tazminat davası, Elektrik Çarpması nedeniyle maddi tazminat davası, kasten veya taksirle adam öldürme suçu nedeniyle maddi tazminat davası. Tüm bu maddi tazminat davası çeşitleri esasen destekten yoksun kalma tazminatı davasının “haksız fiillerden” kaynaklanan farklı görünüm biçimleridir. Haksız fiillerden kaynaklanan bu tür maddi tazminat davaları, davalının ikametgahı, şirket merkezi veya işlemi yapan şubede açılabileceği gibi başka mahkemelerde de açılabilir. Yani haksız fiil halinde, davacı kanunun yetkilendirdiği birden fazla yetkili mahkemeden hangisini tercih ederse o mahkemede destekten yoksun kalma tazminatı açabilecektir.

Yukarıda saydığımız haksız fiillerden kaynaklanan ölüm halinde davacı, davalının ikametgahında tazminat davası açma hakkına sahip olduğu gibi şu mahkemelerden birinde de maddi- manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir:

1- Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi,

2- Zararın meydana geldiği yer mahkemesi,

3- Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi.

Destekten yoksun kalma nedeniyle açılacak maddi–manevi tazminat davası yetkili mahkeme için örnek vermek gerekirse;

Örneğin, İstanbul – Şişli ilçesinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde Ahmet ölmüş, geriye İstanbul-Bakırköy ilçesinde yaşayan eşi Ayşe ve çocuğu Erol mirasçı olarak kalmıştır. Bu ölümlü trafik kazası, İstanbul-Büyükçekmece’de ikamet eden Mehmet’in dikkatsiz araç sürmesi nedeniyle meydan gelmiştir.

Yukarıdaki örnekte trafik kazası neticesinde destekten yoksun kalan ölenin eşi Ayşe ve çocuğu Erol şu adliyelerin herhangi birinde maddi-manevi tazminat davası açma tercihinde bulunabilirler:

1- Trafik kazasının gerçekleştiği yer olan Şişli ilçesinin bağlı olduğu İstanbul Çağlayan Adliyesi,

2- Davacılar Ayşe ve Erol’un kendi ikametgahının bulunduğu yerin bağlı olduğu İstanbul Bakırköy Adliyesi,

3- Davalı Mehmet’in ikametgahının bulunduğu yerin bağlı olduğu İstanbul Büyükçekmece Adliyesi

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı

Destekten yoksun kalma tazminatı isteminin zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıldır (BK md. 72). Haksız fiillerde zarar her zaman olay anında ortaya çıkmaz. Örneğin, bir iş kazası, trafik kazası veya doktor hatası nedeniyle ölüm halinde, ölene zarar veren eylem nedeniyle yıllarca tedavi gördükten sonra olay nedeniyle vefat etmesi mümkündür. Bu durumda destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi ölüm tarihidir.

Tazminat yükümlüsü veya zarar sonradan öğrenilse bile, her halükarda destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı 10 yılda zamanaşımına uğrar.

Destekten yoksun kalma tazminatına konu fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil ise, suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açılabilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, vefat eden kişinin kusur durumu, yaşı, mesleği (aylık kazancı) destek görenlerin payları vb. gibi birçok husus dikkate alınarak hesaplandığından, uygulamada çoğunlukla ehil olmayan bilirkişilerce birbirinden farklı hesap yöntemleriyle raporlar hazırlandığından bu durum ciddi hak kaybına sebep olmaktadır. Bu nedenler Destekten Yoksun Kalma Tazminatı gibi taleplerin bir avukat vasıtasıyla ileri sürülmesi hak sahibinin gerçek zararının ortaya konulması bakımından son derece önemlidir.

Trafik veya iş kazalarında meydana gelen ölüm nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı,  Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve Sigorta Hukuku mevzuatı çerçevesinde ele alınan kapsamlı ve ayrıntılı incelenmesi gereken davalardır.

Bu kapsamda Hukuk mahkemelerinde görülen bu davalarda çoğu kere ehil olmayan bilirkişilerce hesaplama yapılmaktadır.Çoğu kere  bilirkişilik müessesinin tanımına uymayan kişilerce, duygusal davranarak veya olayı yeterince kavramadan çeşitli olumsuz değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Bilirkişi raporları niteliği itibariyle dosya kapsamındaki delillerden en önemlisi olup hüküm çoğunlukla bilirkişi raporuna dayandırılmaktadır.

Uygulamada genellikle tanzim edilen raporlarda çeşitli hesap hatalarıyla dolu, bilimsel verilerden uzak, Yargıtay denetimine elverişli olmayan en önemlisi gerçek zarar miktarını ortaya koyamayan raporlara göre hüküm kurulmaktadır.

Bu itibarla hak sahibinin gerçek zararını ortaya koyamayan raporlara göre mahkemelerce kurulan hükümler hak sahibini bir kez daha mağdur etmektedir.

Hukuki denetime elverişli olmayan gerçek zarar miktarını karşılamayan hesap hataları içeren bilirkişi raporlarının yargılamayı uzattığı da bir gerçektir.

Bu davalarda hak sahibi mağdurların muhakkak surette avukat yardımıyla yürütülüp sonuçlandırması hak sahibinin yararına olacağından kuşku duyulmaması gerekir.

Şanlıurfa'da Selim Hartavi I Avukatlık Bürosu Tazminat Hukuku ( Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ) alanında hem hukuki danışmanlık hem de avukatlık hizmeti vermektedir.

Soru Sormak İster misiniz?

TAZMİNAT DAVALARI