DEPREM NEDENİYLE ZARAR GÖREN KONUTTA MEYDANA GELEN ZARARLARIN TAHSİLİ- DASK POLİÇESİ İÇİN KONUTUN ADRESİNİN YANLIŞ BİLDİRİLMESİ

T.C
YARGITAY

17. Hukuk Dairesi
2019/6044 E. , 2020/3736 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı DASK vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davacıya ait konutun davalı DASK nezdinde zorunlu deprem sigortalı olduğunu, … ilinde gerçekleşen depremler sonucu ağır hasar gören konutun yıkıldığını, DASK’ın taşınmazın ticarethane olduğu gerekçesiyle ödeme yapmayı reddettiğini, davalı bankanın konut tapu bilgilerini yazmaması ve riziko adresini yanlış yazması nedeniyle kusurlu ve zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL’nin 21.11.2011 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı banka vekili, davada İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, bankalarına husumet düşmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı DASK vekili, hasardan sonra yapılan incelemede poliçede yazılı adreste bulunan taşınmazın mühendislik ofisi olduğunun saptandığını, ticarethane niteliğindeki taşınmazda oluşan hasarın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı banka hakkındaki davanın reddine; diğer davalı DASK hakkındaki davanın kabulü ile 75.000,00 TL. tazminatın 21.11.2011 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı DASK vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; DASK poliçesinde dain-i mürtehin kaydı olan banka, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakat ettiğinden, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmasına; davacıya ait iki ayrı taşınmaz (konut ve büro) üzerinde ipotek hakkı bulunan davalı bankada (DASK adına poliçe düzenlemeye yetkili) tapu bilgilerinin bulunduğu ve DASK poliçesinin düzenlenmesi sırasında, davacıya ait konut bilgileri yerine büro bilgilerinin yazılmasında davacıya yüklenecek bir kusur olmadığı, davalı banka şubesinin 07.11.2019 tarihli yazı cevabına göre de poliçelerin düzenlenmesinde davacı müşteri talimatının alınmadığı gözetildiğinde, riziko adresine ilişkin bilgiler konusunda doğru beyan yükümlülüğüne uyulmadığından bahsedilemeyecek olmasına ve zararın DASK teminatı kapsamında olduğuna ilişkin mahkeme kabulünde bir usulsüzlük görülmemesine göre; davalı DASK vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verme gerekmiştir.

2-Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi gereği tazminat istemine ilişkindir.

Davacı, davaya konu deprem olayı sonucu ağır hasar görüp yıkılan evi nedeniyle, DASK poliçesi kapsamında 75.000,00 TL. tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, 16.02.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu benimsenip, davacının talebiyle de bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; sadece, davalıların zarardan sorumluluklarına ilişkin tespitler yapılıp, DASK poliçesindeki teminat limiti olan 76.700,00 TL’den davalıların sorumlu olduğu şeklinde görüş bildirildiği; davacının hasar gören konutunda oluşan gerçek zararın belirlenmesi için bir hesaplama yapılmadığı görülmektedir.

Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın B.3-1. maddesinde “sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır” düzenlemesi yapılarak, DASK’ın tazminle yükümlü olduğu gerçek zarar miktarının hesap usulü belirlenmiştir. Bu düzenleme dahilinde hiçbir hesaplama içermeyen bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.

Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; DASK poliçesindeki teminat miktarının DASK’ın sorumluluğunun üst sınırını teşkil ettiği ve DASK’ın ancak gerçek zarardan (limiti aşmamak kaydıyla) sorumlu tutulabileceği dikkate alınmak suretiyle, ZDS Genel Şartları’nın B.3-1 maddesindeki ilkeler doğrultusunda, zararın meydana geldiği 2011 yılı serbest piyasa rayiç birim fiyatlarına göre hasar bedelinin (davacıya ait konutun yeniden yapım maliyetinin) belirlenmesi için, rapor düzenleyen inşaat mühendisi bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

3-6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 3/2. maddesi gereği, davalı … Sigortaları Kurumu karar ve ilam harcından sorumlu olmadığı halde, harçtan sorumluluğuna karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı DASK vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı DASK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Medyada Paylaş

Leave a Comment