UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ- HUKUKA AYKIRI ARAMA

TC
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
2024/9437 E. , 2025/1168 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2116 E., 2024/2037 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması

Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına,
3. Yeterli delil bulunmadığına, suça konu uyuşturucu maddenin kullanım sınırlarında kaldığına,
4. Arama kararının hukuka aykırı olduğuna,
5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
A. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, delillerin değerlendirilmesine, arama kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanık hakkında kurulan hükümde,
1. Uyuşturucu maddenin niteliği esas alınıp arttırım yapılırken, 5237 sayılı TCK 188/4-a maddesi yerine 188/4. maddesi gösterilerek, 5271 sayılı CMK 232/6. maddesine aykırı davranılması,

2. Ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği yerine, çevrilebileceğine karar verilerek, 5237 sayılı TCK 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; söz konusu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımdaki, “hapse çevrilebileceğinin” ibaresinin çıkartılarak, hüküm fıkrasında ilgili bölümlere “TCK 188/4-a maddesi uyarınca” ve “hapse çevrileceği” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.02.2025 tarihinde karar verildi.

YAĞMA- KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS

TC
YARGITAY
1. Ceza Dairesi
2018/5934 E. , 2021/3446 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs,yardım eden sıfatıyla kasten öldürmeye teşebbüs,uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,nitelikli yağma,azmettiren sıfatıyla nitelikli yağma,suç işlemek amacıyla örgüt kurma,6136 sayılı Kanuna muhalefet

HÜKÜM: A-) 1- Sanık … hakkında :
a- Sanığın … ve …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 53, 58/1-6-7 63 maddeler uyarınca iki kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın mağdurlar … ve …’u öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 21/2 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
d- Sanığın iddianamede 6. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası, 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
e- Sanığın iddianamede 7. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 9.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
f- Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
g- Sanık hakkında iddianamede 9. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
h- Sanığın iddianamede 14. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 43/1, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, 5.040 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
ı- Sanığın iddianamede 18. Olay olarak belirtilen fuhuşa teşvik, aracılık, kolaylaştırma, yer temin etme suçundan 5237 sayılı TCK 227/2-6, 43/1, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası, 22.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
i- Sanığın iddianamede 25. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
j- Sanığın iddianamede 28. olay olarak belirtilen yağma suçundan 5237 sayılı TCK 38, 149/1-a-c, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
k- Sanığın suç örgütünü yönetmek suçundan 5237 sayılı TCK 220/1-3, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 5 yıl 7 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
2- Sanık … hakkında :
a- Sanığın … ve …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 53, 63 maddeler uyarınca iki kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan 12/2-4, , 5237 sayılı TCK 52, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası, 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
d- Sanığın iddianamede 6. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası, 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
e- Sanığın iddianamede 7. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 9.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
f- Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
3- Sanık … hakkında :
a- Sanığın … ve …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 53, 63 maddeler uyarınca iki kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın iddianamede 7. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 9.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
d- Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
e- Sanık hakkında iddianamede 9. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
f- Sanığın iddianamede 14. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 43/1, 53, maddeler uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, 5.040 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
g- Sanığın iddianamede 25. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53, maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
h- Sanığın suç örgütüne üye olmak suçundan TCK 220/2-3, 53 maddeler uyarınca 2 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
4- Sanık … hakkında :
Sanığın … ve …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 53, 63 maddeler uyarınca iki kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
5- Sanık … hakkında :
a- Sanığın … ve …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı TCK 81/1, 35/1, 53, 63 maddeler uyarınca iki kez 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın iddianamede 7. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 9.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
d- Sanığın iddianamede 25. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53, maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
6- Sanıklar …, hakkında :
a- Sanık hakkında … ve …’a karşı iki kez kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle TCK nun 81/1, 35/1 maddeleri ikişer kez cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçlardan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine,
b- Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın iddianamede 21. Olay olarak belirtilen …’ı yaralama suçundan 5237 sayılı TCK 86/1, 86/3-e, 86/3, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 3 yıl 1 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
d- Sanığın iddianamede 21. Olay olarak belirtilen … Kılınç’ı yaralama suçundan 5237 sayılı TCK 86/2, 86/3-e, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
e- Sanığın 21. Olayda 21. olayda belirtilen tehdit suçundan 5237 sayılı TCK 106/2-a-c, 43/2, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
7- Sanık … hakkında :
a- Sanık hakkında … ve …’a karşı iki kez kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle TCK nun 81/1, 35/1 maddeleri iki kez cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçlardan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine,
b-Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
8- Sanık … hakkında :
Sanığın 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan 12/2-4, 5237 sayılı TCK 52, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası, 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
9- Sanık … hakkında :
a- Sanığın 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan 12/2-4, , 5237 sayılı TCK 39/1-2,c, 52, 53 maddeler uyarınca 6 yıl hapis cezası, 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası, 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
10- Sanık … hakkında :
a- Sanığın 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan 12/2-4, , 5237 sayılı TCK 39/1-2,c, 52, 53 maddeler uyarınca 6 yıl hapis cezası, 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
11- Sanık … hakkında :
a- Sanık hakkında hakkında 6136 sayılı yasanın 12/4 maddesinde düzenlenen suçu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
b- Sanık hakında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
c- Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
d- Sanığın iddianamede 10. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
e- Sanık hakkında iddianamede 11. olayda uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
f- Sanığın iddianamede 12. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53 maddeler uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
g- Sanığın iddianamede 13. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53 maddeler uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
h- Sanık hakkında iddianamede 14. olayda uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
ı- Sanığın iddianamede 15. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-4, 53 maddeler uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası, 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
i- Sanık hakkında iddianamede 16. olayda uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
12- Sanık … hakkında :
Sanığın mağdur …’a karşı yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c-h, 53 maddeler uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
13- Sanık … hakkında :
a- Sanık hakında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
14- Sanık … hakkında :
Sanık hakında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
15- Sanık … hakkında :
Sanık hakında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
16- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 7. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 9.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
17- Sanık … hakkında :
Sanık hakkında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
18- Suça Sürüklenen Çocuk … hakkında :
a- Suça Sürüklenen Çocuk hakkında suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
b- Sanığın iddianamede 25. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 31/3, maddeler uyarınca 6 yıl hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
19- Sanık … hakkında :
Sanık hakkında iddianamede 8. Olay olarak belirtilen suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3-4-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine
20- Sanık … hakkında :
a- Sanığın iddianamede 10. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 53 maddeler uyarınca 9 yıl hapis cezası, 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın iddianamede 13. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53 maddeler uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın iddianamede 14. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 43/1, 53, maddeler uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, 5.040 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
21- Sanık … hakkında :
a- Sanık hakkında iddianamede 10. olayda uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 188/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
b- Sanığın iddianamede 13. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53 maddeler uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
c- Sanığın iddianamede 14. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3-5, 43/1, 53, maddeler uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası, 5.040 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
22- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 12. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 7 yıl hapis cezası, 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
23- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 13. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 43/1, 53 maddeler uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
24- Sanık … hakkında :
a- Sanığın iddianamede 17. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 53 maddeler uyarınca 5 yıl hapis cezası, 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
b- Sanığın 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan 13/3, 5237 sayılı TCK 52, 53 maddeler uyarınca 1 yıl hapis cezası, 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
25- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 17. Olay olarak belirtilen uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı TCK 188/3, 53 maddeler uyarınca 5 yıl hapis cezası,2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
26- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 18. Olay olarak belirtilen fuhuşa teşvik, aracılık, kolaylaştırma, yer temin etme suçundan 5237 sayılı TCK 227/2-6, 43/1, 53, 58/1-6-7 maddeler uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası, 22.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
27- Sanık … hakkında :
Sanığın iddianamede 25. olay olarak belirtilen birden fazla kişi ile birlikte silahla yağma suçundan 5237 sayılı TCK 149/1-a-c, 62, 53 maddeler uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Manavgat 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09/06/2017 tarih,2015/4 esas ve 2017/171 sayılı kararı
B – ) İstinaf başvurularının esastan reddine dair; … Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesi’nin 27/02/2018 tarih ve 2017/3165 esas ve 2018/535 sayılı kararı

TÜRK MİLLETİ ADINA

Tebliğnamede; sanıklar …, …, … ve … hakkında iddianamede 6. olay olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından, sanık … hakkında iddianamede 7. olay olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan, sanık …, … ve … hakkında iddianamede 8. olay olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından, sanık … hakkında iddianamede 10. olay olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan, sanık … hakkında iddianamede 11, 14 ve 16. olaylar olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından ve suça sürüklenen çocuk … hakkında iddianamede 25. olay olarak belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleriyle ilgili görüş bulunmadığı, ayrıca sanık … müdafiine Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının 16/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve müdafii tarafından 27/04/2018 tarihinde UYAP sistemi marifetiyle sunulan gerekçeli temyiz dilekçesiyle yasal süresi içinde kararın temyiz edildiği, ancak anılan sanık müdafiinin temyiz isteminin yasal süresi geçtikten sonra yapıldığı gerekçesi ile temyiz isteminin reddinin istendiği ve esas hakkında görüş bildirilmediği, yine istinaf kanun yolu başvurusunda da bulunan sanık … müdafii Av…. yerine, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının sanık müdafii olarak Av….’e tebliğ edildiği, bu müdafii tarafından vekillikten çekilme dilekçesi verildiği ve gerekçeli kararın sanık müdafii Av….’e 07/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve müdafii tarafından 04/05/2018 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi verildiği, ancak sanık müdafiinin temyiz isteminin yasal süresi geçtikten sonra yapıldığı gerekçesi ile temyiz isteminin reddinin istendiği ve esas hakkında görüş bildirilmediği anlaşılmakla;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/03/2007 gün ve 31/56 sayılı kararı ile 25.02.2020 tarihli ve 2017/3-1053E-2020/131K sayılı kararı gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede görüş bildirilmeyen Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının belirtilen kısımlarla, sanıklar … ve … müdafilerinin de temyizleri ile ilgili olarak, özel Dairece temyiz incelemesi yapılıp karar verilemeyeceği göz önüne alınarak, bu yönden ek tebliğname düzenlenmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/03/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.

UYUŞTURUCU SATIŞI (ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ YANINDA)

TC
YARGITAY
20. Ceza Dairesi

2018/73 E. , 2018/3924 K.

“İçtihat Metni”

İNCELENEN KARARLA İLGİLİ BİLGİLER
Mahkeme : ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Düzeltilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi

Temyiz incelemesi sanık müdafiinin süresindeki istemi nedeniyle duruşmalı olarak yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği, ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alınarak, CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde usulüne uygun bir arama kararı olmadığına, maddenin kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığına, teşdiden ceza tayininin isabetli olmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine dair; sanık … müdafiinin sanığın kullanıcı olduğuna, uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin delil bulunmadığına dair temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde ” Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, olay tarihinde alınan istihbari bilgi üzerine soruşturmaya başlandığı, yapılan çalışmada sanıklar ….ve ….’in içinde bulunduğu araca tanık …’in bindiğinin, aracın içerisinde sanıklardan 40 TL karşılığında uyuşturucu madde satın aldığının tespit edildiği anlaşılmakla; uyuşturucu madde satışının sanık …’a ait aracın içerisinde gerçekleşmiş olması ve aracın TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmaması karşısında, TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin sanıklar hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, üye … ve üye Tekin Tüçük’ün karşı oyu ile oyçokluğuyla 02.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

(K.O) (K.O)

KARŞI OY

Suç tarihinde sanık …’ın şoförü olduğu ve diğer sanık …’ın sağ ön koltukta oturduğu … plakalı aracın, mahkemece yapılan keşifte de belirlendiği şekilde TCK 188/4.b maddesinde sayılan okul, hastane gibi eğitim ve tedavi merkezlerinden olan Yürüteç Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine yürüme mesafesi olarak 145 metre uzaklıktaki 2040. Sokakta park edildiği, daha sonra bu aracın yanına kullanıcı …’in 06 YZH 14 plakalı aracı ile gelip, kendi aracından indikten sonra sokak üzerinde bulunan ve sanıkların içinde bulunduğu araca binerek arka koltuğa oturduğu ve bu araçta sağ ön koltukta bulunan şahısla aralarında birşeyler alıp verdikten sonra bu araçtan inerek kendi aracına binip gittiği, kolluk görevlilerince durdurulduğu sırada aracın ön koltuğunda görülen senet kağıdına sarılı vaziyetteki 2 adet daralı 0,60 gr. net 0,036 gr. ağırlığındaki eroin içeren maddeyi kolluk görevlilerine verdiği, daha sonra eroin satışı yapılan … plakalı araçtaki sanıklar … ve …’ın da araçla 2040. Sokaktan hareket ettikleri sırada yakalandıkları, Cumhuriyet Savcısından alınan yazılı arama emrine istinaden yapılan aramada, sanık …’ın üzerinde daralı ağırlığı 1,5 gram gelen eroin ve 90 TL para ile aracın torpido gözünde daralı ağırlığı 0,50 gram gelen eroin, uyuşturucu madde paketlemede kullanıldığı değerlendirilen alüminyum folyo, sigara paketi içerisinde bir adet metal renkli makas ve uyuşturucu madde paketlemede kullanıldığı değerlendirilen bir senet kağıdı ele geçirilmiş ve el konulmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/145 esas 2017/180 karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri sabit görülerek, satılan maddenin eroin olduğu ve satış yapılan yerin TCK 188/4.b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın olduğu, TCK 188/4.a ve b. fıkralarının birlikte ihlal edildiği kanaatiyle uygulama yapılarak ceza verilmiş ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2017/447 Esas 2017/1202 karar sayılı kararı ile düzeltilerek esastan reddedilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerinin sübutu konusunda ihtilaf yoktur. Ancak sayın çoğunluk uyuşturucu madde alışverişinin aracın içinde yapılması sebebiyle umumi yer olmadığından TCK 188/4.b maddesinin uygulanamayacağından bahisle temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Oysa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun TCK 188/4.b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde yapılması halinde bu maddenin uygulanması gerekmektedir. Sanıklar … ve … suçta kullandıkları … plakalı aracı TCK 188/4.b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden daha yakın mesafade bulunan ve umumi yer niteliğinde olan 2040. Sokak üzerine park ederek yanlarına gelen kullanıcı …’e eroin maddesi satmışlardır. Burada satışın araç içerisinde yapılmış olması, satış yapılan yerin umumi yer olmadığı sonucunu doğurmaz.Zira otomobil hareket eden bir araçtır ve sanıklar kendi iradeleriyle bu aracı söz konusu yere park edip burada satış yapmışlardır. Başka bir ifade ile satış yaptıkları tezgahlarını eğitim ve tedavi kurumu olan Yürüteç Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine 145 metre mesafedeki umumi yer olan yola kurup bu şekilde uyuşturucu madde satışı yapmışlardır. Aksi düşüncenin kabulü, sanığın aracını okulun bahçesine veya tam karşısına park edip araç içerisinde öğrencilere uyuşturucu madde satması halinde TCK 188/4.b maddesinin konuluş amacına aykırı olarak umumi yer sayılmayıp bu madde uygulanmaması sonucu doğurur ki, bu halde TCK 188/4.b maddesinin uygulama alanı çok daraltılmış olur. Uyuşturucu madde satılan yer TCK 188/4.b maddesinde sayılan yerin bitişiğindeki evin içi olsa idi, burada evin yeri değiştirilemeyeceğine göre ve evin içi de umumi yer olmayacağından TCK 188/4.b maddesi uygulanamazdı. Ancak bizim olayımızda olduğu gibi, araç hareket eden ve yeri değiştirilebilen bir vasıta olduğundan ve bir nevi uyuşturucu madde satışı yapılan tezgah olarak kabul edilmesi gerektiğinden, satış yapılan aracın park edildiği yerin TCK 188/4.b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafe içindeki umumi yer olması halinde, artık burada TCK 188/4.b maddesinin uygulanmasının gerektiği görüşünde olduğumuzdan, temyiz isteminin esastan reddinin gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyoruz.

TEFHİM TUTANAĞI: 02.10.2018 tarihinde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı….katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Av. … tarafından yetkilendirilen Avukat ile sanık … müdafii Av. …’ın yüzlerine karşı 11.10.2018 tarihinde, açık olarak okunup anlatıldı.

ARAÇ İÇERİSİNDE UYUŞTURUCU TİCARETİ – CEZA ARTTIRIMI

TC
YARGITAY
20. Ceza Dairesi
2018/4162 E. , 2019/337 K.

“İçtihat Metni”
Mahkeme : Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1-Mahkûmiyet; İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarih, 2017/140 esas ve 2017/154 sayılı kararı
2-İstinaf başvurularının esastan reddi; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05/02/2018 tarih, 2018/100 esas ve 2018/175 sayılı kararı

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna, suç yerinde mahkemece keşif yapılmadan 188/4-b maddesinin uygulandığına ve somut delil bulunmadığına; sanığın temyiz dilekçesinde, uyuşturucu maddenin araç içinde satılması nedeniyle hakkında 188/4-b maddesinin uygulanmaması gerektiğine dair temyiz istemlerinin hükmün hukuki yönüne ait olduğu değerlendirilerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,

Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan …, … ve … hakkında Cumhuriyet Başsavcılığından 01/03/2017 tarihinde usulüne uygun olarak alınmış arama kararı uyarınca yapılan aramalar neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddeleri …, … ve …’in tüm aşamalarda sanıktan satın aldıklarını beyan etmesi ve sanığın da 21/09/2017 ve 27/11/2018 tarihli dilekçelerinde atılı suçu kabul ettiğini belirtmiş olması karşısında, sanığın üzerinde ve aracında yapılan aramaya ilişkin arama kararının dosya içerisinde bulunmaması sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.

Sanığın suç tarihinde kullanıcı şahıslar …, … ve …’e uyuşturucu madde satarak zincirleme suretiyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabit ise de; sanık hakkında TCK 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından ve CMK 302/2. maddesi gereğince bu husus temyiz nedenleri arasında gösterilmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde “Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, 01/03/2017 tarihli olay tutanağına göre, sanık araç içerisinde iken haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan …, … ve …’in araç içine binmesi üzerine uyuşturucu madde satışının aracın içerisinde gerçekleşmiş olması ve aracın TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmaması karşısında, TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, tutukluluk şartlarında değişiklik olmaması ve tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık hakkındaki tahliye talebinin reddine, Başkan vekili … ve üye …’ün karşı oyları ile oyçokluğuyla, tahliye talebinin reddi konusunda oybirliği ile 15/01/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Suç tarihinde sanık …’nın Bursa ili İnegöl ilçesinde … plakalı aracı ile uyuşturucu sattığı ihbarını alan güvenlik güçlerinin sanığı ve aracını takibe alıp, sanığın … Camiinin karşısında aracının durdurduğu ve aracın içerisine aldığı haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan …, … ve …’e uyuşturucu madde sattığı ve bu şekilde suçun sübut bulduğu konusunda sayın çoğunluk ile aramızda ihtilaf yoktur. Ancak; sayın çoğunluk uyuşturucu madde alışverişinin aracın içinde yapılması sebebiyle umumi yer olmadığından TCK 188/4-b maddesinin uygulanmayacağından bahisle temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar vermiştir. Oysa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun TCK 188/4-b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde yapılması halinde bu maddenin uygulanması gerekir.

Olayımızda sanık … aracının TCK 188/4-b maddesinde sayılan caminin karşısına park ederek aracın içerisine aldığı kullanıcılara uyuşturucu madde satmıştır. Burada satışın araç içerisinde yapılmış olması, satış yapılan yerin umumi yer olmadığı sonucunu doğurmaz. Zira otomobil hareket eden bir araçtır ve sanık kendi iradesi ile aracı caminin karşısına park edip satış yapmıştır. Başka bir ifade ile uyuşturucu satışı yaptığı tezgahını caminin karşısına kurup satış yapmıştır. Aksi düşüncenin kabulü sanığın aracını okulun yada caminin veya TCK 188/4-b maddesinde sayılan yerlerin bahçesine veya tam karşısına park edip araç içinden uyuşturucu madde satması halinde TCK 188/4-b maddesinin konuluş amacına aykırı olarak umumi yer sayılmayıp bu maddenin uygulanmaması sonucunu doğurur ki, bu halde TCK 188/4-b maddesinin uygulama alanı çok daraltılmış olur. Uyuşturucu madde satılan yer TCK 188/4-b maddesinde sayılan yerin bitişiğindeki evin içi olsa idi, burada evin yeri değiştirilemeyeceğinden ve evin içi de umumi yer olmayacağından TCK 188/4-b maddesi uygulanmazdı. Ancak bu olayda olduğu gibi araç hareket eden ve yeri değiştirilebilen bir vasıta olup bir nevi uyuşturucu madde satışı yapılan tezgah olarak kabul edilmesi gerektiğinden, satış yapılan aracın park edildiği yerin TCK 188/4-b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafe içindeki umumi yer olması halinde, artık burada TCK 188/4-b maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan temyiz isteminin esastan reddinin gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyoruz.

KREDİ KARTIYLA SATIN ALINAN ÜRÜNÜN TESLİM EDİLMEMESİ – BANKA MÜŞTERİNİN KARTINA PARA İADESİ YAPMAK ZORUNDADIR

TC
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi
2016/1953 E. , 2017/2895 K.

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı, sihirlikazan.com sitesinden toplam 11.900,48 TL tutarlı 2 ayrı alışveriş yaptığını, alışverişinde davalı banka tarafından verilmiş kredi kartını kullandığını, satın aldığı ürünlerin teslim edilmemesi üzerine davalı bankaya başvurarak chargeback kuralları gereğince ödediği bedelin kredi kartına iadesini talep ettiğini ancak davalı bankanın haksız yere talebi reddettiğini ileri sürerek, 11.900,48 TL’nin yasal faiziyle iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, satım ilişkisinin tarafı olmayan müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, bankanın chargeback kuralını işletmesi gerekirken işletmeyerek kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.898,03 TL ve 2.996,49 TL tutarlı alışveriş bedellerinin taksit ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ADLİ ARAMA KARARI VEYA CUMHURİYET SAVCISININ YAZILI ARAMA EMRİNE İSTİNADEN ARAMA YAPILMASININ GEREKTİĞİ, ÖNLEME ARAMA KARARINA DAYANILARAK YAPILAN ARAMANIN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU

TC
YARGITAY
10. Ceza Dairesi

2023/14097 E. , 2024/18516 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3150 E., 2023/1841 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar …, … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Dairemizce verilen bozma ilamına uyulmak suretiyle duruşmalı yapılan inceleme neticesinde;
A. Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
B. Sanıklar … ve …’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve sanık … yönünden 58 inci maddesi uyarınca 23 yıl 16 ay 15 gün hapis ve 93.750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık … hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
C. Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 25 yıl 12 ay hapis ve 100.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna,
D. Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 19 yıl 6 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
E. Sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 16 yıl 3 ay hapis ve 62.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna,
F. Sanık …’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 31.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Mevcut deliller kapsamında uyuşturucu maddeyi teslim edenin temyiz dışı sanık … olduğuna, nitekim sanığa isnat edilen olay nedeniyle … hakkında iddianame düzenlenip dava açıldığına,
3. Kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak, inandırıcı ve kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Haberleşme özgürlüğü ihlal edilerek elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı,
3. Başka tedbirlere başvurularak delil elde edilmesi mümkün iken, iletişimin tespiti tedbirinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
4. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
5. Suça konu uyuşturucu maddeyi sanık …’tan temin ettiğine ilişkin beyanı nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. 27.11.2017 tarihli 5. olayda eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
2. 29.11.2017 tarihli 6., 09.12.2017 tarihli 10. ve 12.12.2017 tarihli 11. olaylarda her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
5. Para gönderme şeklinde gerçekleşen eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna,
6. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,
7. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,İlişkindir.
D. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak, somut ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
E. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna,
3. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
4. İkinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanabilmesi için suç tarihlerinin 08.07.2005 tarihinden sonra olması gerektiğine, bu nedenle sanık hakkında ikinci kez mükerrirlik şartlarının gerçekleşmediğine,
5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
F. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna,
3. Sanığın iştirak iradesi ile hareket etmediğine, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.

G. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Fiziki takibe ara verildiğinde yapılamayan tespitler nedeniyle, varsayımlara dayanılarak ele geçen uyuşturucu maddenin sanıkla ilişkilendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
2. Her türlü şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. Sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın mahkûmiyetine konu 21.11.2017 tarihli olayda, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanık … ile sanık arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit yapılamadığı, sanığın …’da ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgisinin olduğuna dair, maddi bulgularla desteklenmeyen, farklı anlamlar taşıyabilecek telefon görüşmeleri ile …’un kovuşturma aşamasında döndüğü müdafisiz aleyhe kolluk beyanı dışında, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın mahkûmiyetine konu 12.12.2017 tarihli olayda, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sabıkalarının ikinci kez mükerrirliğe esas teşkil ettiği ve kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Suça konu uyuşturucu maddenin net miktarına bağlı olarak önemi, değeri ve oluşturduğu tehlikenin
ağırlığı ile somut olayın özellikleri gözetildiğinde, alt sınırdan fazla uzaklaşmayı gerektiren bir neden bulunmadığı halde, 5237 sayılı Kanun’un üçüncü maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddesine aykırı olarak temel hapis cezasının fiille orantılı olmayacak şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın mahkûmiyetine konu 12.12.2017 tarihli olayda, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Suça konu uyuşturucu maddenin net miktarına bağlı olarak önemi, değeri ve oluşturduğu tehlikenin ağırlığı ile somut olayın özellikleri gözetildiğinde, alt sınırdan fazla uzaklaşmayı gerektiren bir neden bulunmadığı halde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddesine aykırı olarak temel hapis cezasının fiille orantılı olmayacak şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
D. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın mahkûmiyetine konu 09.12.2017 tarihli olayda; iletişimin tespiti kararı ve iletişim tespit içeriklerine göre açık kimlik bilgileri bilinen sanıklar … ve …’ın, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanık …’a uyuşturucu madde verecekleri yönünde kuvvetli şüphe oluşması üzerine gerçekleştirilen fiziki takip sonucu, sanıklar … ve … ile tanık …’un bir araya geldiklerinin ve de sanıklar … ve …’ın birlikte hareket ettiklerinin tespit edildiği, uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiği değerlendirilerek …’un aracının durdurulduğu, önleme araması kararına istinaden araçta yapılan arama sonucu dikiz aynası içinde suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anlaşılmakla;
Teknik ve fiziki olarak takip edilen olayda; adli arama kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı arama emrine istinaden arama yapılmasının gerektiği, önleme arama kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, bu arama sonucu bulunan delilin, suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmeden bu olay nedeniyle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Sanığın mahkûmiyetine konu 12.12.2017 tarihli olayda; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, usulüne uygun olarak alınan iletişimin tespiti tedbiri sonucu elde edilen delillerin hukuka uygun nitelikte olduğu anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
a. Sanık …’in, İstanbul’dan temin ederek Aydın’da naklettiği suça konu uyuşturucu maddenin sanıklar …, … ve istinaf talebinden vazgeçmesi üzerine hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık … tarafından teslim alınmasından önce yapılan operasyon sonucu ele geçirilmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, sanık hakkında tamamlanmış suçtan ceza tayin edilmesi,
b. Suça konu uyuşturucu maddenin net miktarına bağlı olarak önemi, değeri ve oluşturduğu tehlikenin ağırlığı ile somut olayın özellikleri gözetildiğinde, alt sınırdan fazla uzaklaşmayı gerektiren bir neden bulunmadığı halde, 5237 sayılı Kanun’un üçüncü maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddesine aykırı olarak temel hapis cezasının fiille orantılı olmayacak şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi,
3. Sanığın mahkûmiyetine konu 27.11.2017 tarihli olayda; sanık ile haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan … ve … arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit yapılamaması, sanığın tüm aşamalarda … ve ..’ta ele geçirilen uyuşturucu maddeleri kendisinin satmadığını savunması, sanığın … ve …’ta ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi olduğuna dair maddi bulgularla desteklenmeyen, farklı anlamlar taşıyabilecek telefon görüşmeleri ile Haluk’un müdafisiz aleyhe kolluk beyanı dışında delil bulunmadığı gözetilmeden, Haluk’un kovuşturma aşamasında hazır bulundurulup telefon görüşmeleri ve kolluk ifadesi okunup, varsa çelişkiler giderilerek tanık sıfatıyla beyanı alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

E. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın mahkûmiyetine konu 09.12.2017 tarihli olayda; elde edilen delilin atılı suçu birlikte işlediği sanık … hakkında yukarıda (D-1)’de gösterilen gerekçe ile hukuka aykırı elde edilen delil olduğunun ve mahkûmiyete esas alınamayacağının gözetilmemesi,
2. Sanığın mahkûmiyetine konu 12.12.2017 tarihli olayda; suça konu uyuşturucu madde bedelinin, temyiz talebinden vazgeçmesi üzerine hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık …’nin hesabına sanık tarafından yatırıldığına ya da sanığın suça konu uyuşturucu maddeleri teslim alacağına ve bu amaçla diğer sanıklar …, … ve istinaf talebinden vazgeçmesi üzerine hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık … ile birlikte hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
3. Sanığın mahkûmiyetine konu 27.11.2017 tarihli olayda; sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçta el freni yanında gözle görülür halde olan ve rızaen teslim üzerine ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanığın satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delil elde edilememesi, söz konusu uyuşturucu maddenin net miktarı ve sanığın tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde uyuşturucu maddeyi kullanmak için satın aldığını beyan etmesi ve olay sonrası alınan raporunda suça konu uyuşturucu madde kullanımının pozitif çıkması dikkate alındığında, sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması,
4. Sanığın mahkûmiyetine konu 29.11.2017 tarihli olayda; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanık ile haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanıklar … ve … arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit yapılamadığı, uyuşturucu madde alışverişinin iletişim tespit tutanaklarından kesin ve net olarak anlaşılamadığı, sanık hakkında ..’in kovuşturma aşamasındaki aleyhe beyan ve teşhisi dışında yeterli delil bulunmadığı dikkate alınarak yapılan incelemede, suça konu uyuşturucu maddenin ele
geçirilmesinden sonra, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada, Savcılıkta verdiği ifadesinde tevilli ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
F. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın mahkûmiyetine konu 27.11.2017 tarihli olayda; sanık … ile arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit yapılamadığı, sanığın, sanık …’te ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgisinin olduğuna dair, maddi bulgularla desteklenmeyen, farklı anlamlar taşıyabilecek telefon görüşmeleri ile sanık …’in aleyhe beyanları dışında, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Sanığın mahkûmiyetine konu 01.12.2017 ve 12.12.2017 tarihli olaylarda; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
a. 12.12.2017 tarihli olayda, sanık …’in, İstanbul’dan temin ederek Aydın’da naklettiği suça konu uyuşturucu maddenin sanıklar …, … ve istinaf talebinden vazgeçmesi üzerine hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık … tarafından teslim alınmasından önce yapılan operasyon sonucu ele geçirilmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, sanık hakkında tamamlanmış suçtan ceza tayin edilmesi,
b. 12.12.2017 tarihli olayda ele geçen uyuşturucu maddenin net miktarına bağlı olarak önemi, değeri ve oluşturduğu tehlikenin ağırlığı ile somut olayın özellikleri gözetildiğinde, alt sınırdan fazla uzaklaşmayı gerektiren bir neden bulunmadığı halde, 5237 sayılı Kanun’un üçüncü maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddesine aykırı olarak temel hapis cezasının fiille orantılı olmayacak şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

G. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın mahkûmiyetine konu 15.12.2017 tarihli olayda; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanık … ile sanık arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit yapılamadığı, sanığın …’de ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgisinin olduğuna dair, maddi bulgularla desteklenmeyen, farklı anlamlar taşıyabilecek telefon görüşmeleri dışında, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Sanığın mahkûmiyetine konu 16.12.2017 tarihli olayda; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
İletişim tespit tutanaklarının içeriğinden sanık ile hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan tanık … arasında buluşmanın gerçekleştiği anlaşılmakla, suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden sonra, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada, kovuşturma aşamasında tevilli ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde (A), (B), (C), (D), (E), (F) ve (G) harfleriyle gösterilen bentlerde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafileri ile sanıklar …, … ve …’ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenlerine ve tutuklu kaldıkları sürelere göre sanıklar … ve …’ın oy birliğiyle SALIVERİLMELERİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadıkları takdirde salıverilmelerinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
Bozma nedenleri ile tutukluluk süreleri ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanıklar …, … ve … hakkındaki salıverilme taleplerinin Başkan Vekili …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ
(Sanıklar …, … ve … Hakkında)

1. Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)’nin başlangıç bölümü ve 53 üncü maddesi hükümlerine göre;

a. AİHS insan hakları ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır.

b. AİHS’e taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS’in hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla,

AİHS’e taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS’e aykırılığı ileri sürülemez.

2. AİHS’nin 5 inci maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS’in 5 inci maddesindeki tutuklulukta geçecek “makûl süre” kavramını yorumlarken, bu sürenin İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS’in başlangıç bölümü ile 53 üncü maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS’e aykırılığı ileri sürülemez.

4. 5271 sayılı Kanun’un 2 nci, 102 nci ve 104 üncü maddeleri ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesine göre;

a. İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir.

b. Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır.

c. Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür.

d. 5271 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreler de dahildir.

5. Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır.

6. Somut olaylarda, sanıklar … ile … 01.02.2018 tarihinden ve sanık … 12.12.2017 tarihinden beri tutuklu bulunmaktadırlar. Belirtilen tarihten bu güne kadar 5 yıllık azami tutukluluk süresi dolmuştur.

7. Azami tutukluluk süreleri dolmuş olan sanığın salıverilmesi gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun aksi görüşüne katılmıyorum. 09.05.2024

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ

TC
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
2024/2368 E. , 2024/23801 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

B. B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
5. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir.

Sanığın suç tarihinde üzerinde ve aracında az miktarda ele geçen uyuşturucu maddeleri aynı gün Gaziantep’ten aldığına ve evine giderken yakalandığına yönelik savunması karşısında; ele geçen kişisel kullanım sınırındaki suça konu uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında, satma veya başkasına verme amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, bu suçtan da evrakın tefrik edilerek ayrıca soruşturma yürütüldüğü gözetilmeden sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sanığın SALIVERİLMESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2024 tarihinde karar verildi.

(K.O.)
(K.O.)

KARŞI OY GEREKÇESİ

Suç tarihinde üzerinde ve aracında kullanım sınırlarında uyuşturucu maddeler ele geçirilen ve tahlillerinde ele geçen uyuşturucu maddeler ile aynı cinste uyuşturucu maddeleri kullandığı anlaşılan sanığın, aleyhinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı aşamada, müdafi huzurunda verdiği soruşturma beyanında arkadaşlarında uyuşturucu madde olmadığı zaman onlara verdiği için fazla miktarda uyuşturucu madde bulundurduğuna ilişkin dolaylı ikrarıyla başkalarına vermek amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 188/3 ve 192/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi kanısında olduğumuzdan Sayın çoğunluğun sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir. 10.10.2024

ARAMA KARARINDA ÜST ARAMASININ BULUNMAMASI UYUŞTURUCU TİCARETİ

TC
YARGITAY
9. Ceza Dairesi
2015/3925 E. , 2015/6075 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi : Ağır Ceza
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : 1-Sanık … hakkında; TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri
2- Sanık … hakkında; TCK’nın 188/3, 62, 52, 53, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık … hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan verilen kararın incelemesinde;
TCK’nın 191. maddesinde değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihine kadar verilen kararlarla ilgili olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, inceleme yapılmasına yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine,
2- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
a) CMK’nın 119/1. maddesi uyarınca verilmiş arama kararında, dosyanın diğer sanığı …’in üstünde, konutunda, işyerinde, ona ait diğer yerlerde ve müştemilatında arama yapılmasına karar verildiği, …’in işyerine arama yapmak için gelen kolluk görevlilerince işyeri önünde bulunan sanık hakkında herhangi bir arama kararı alınmadan üst aramasının yapıldığı, yapılan aramanın CMK’nın 119/4. maddesine aykırı olarak yapıldığı, Anayasanın 38/6. maddesinin “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez”, CMK’nın 217/2. maddesinin “yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”, 206/2-a maddesinin “ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur” hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilen hukuka uygun olmayan arama işlemleri sonucunda sanığın üzerinde elde edilen maddi delillerin hükme esas alınamayacağı, sanığın tüm aşamalarda uyuşturucu ticareti yapmadığı yönündeki suçu inkara yönelik savunmaları ile tüm dosya kapsamı karşısında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, sanığın yüklenen suçtan cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Adli emanetin 2009/2127 sırasında kayıtlı uyuşturucu madde ile … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suça konu uyuşturucu maddeden alınan numunenin müsaderesi hakkında karar verilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 25.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ – GİZLİ SORUŞTURMACI- ADLİ KOLLUK GÖREVLİSİ- HUKUKA AYKIRI DELİL

TC
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
2022/6866 E. , 2022/8544 K.

“İçtihat Metni”
Mahkeme : MANİSA 2. Ağır Ceza Mahkemesi

Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Bozmaya uyulmuş ise de; bozma ilamında da belirtildiği üzere; sanık atılı suçu “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlemediğinden” suç tarihi itibarıyla bu suçla ilgili gizli soruşturmacı atanması kanuna aykırıdır. Ancak adli kolluk görevlisi “suçu ve failini belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusundaki genel görevi kapsamında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmese de, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu ile ilgili olarak, alıcı rolüne girerek sanıklardan uyuşturucu madde alabilir. Bu şekilde elde edilen delil gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olması halinde hukuka uygundur. Adli kolluk görevlisi de olsalar delil toplama faaliyetlerini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2/e. ve 161/2. maddeleri ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (PVSK) ek 6. maddesine uygun bir biçimde gerçekleştirmesi halinde ele geçirilen deliller hükme esas alınabilecektir. Bu kapsamda görevlilerin kışkırtıcı ajan sayılabilecek şekilde faili suç işlemeye teşvik ettiği hallerde de ele geçirilen deliller hükme esas alınamayacaktır.

Kolluk görevlisinin, daha önceden faaliyetleri çerçevesinde uyuşturucu satın aldığı … isimli şahıstan sanığın cep telefonu numarasını öğrenmesi üzerine telefon ile sanığı aradığı ve sanığın çağırdığı yere giderek uyuşturucu madde satın aldığı olayda, görevlinin sanık ile telefon üzerinden irtibat sağlayarak sanığın serbest iradesi dışında uyuşturucu madde satışına teşvik etmesi üzerine suçun konusu olan uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, kolluk görevlisinin sanığı suça teşvik etmesi suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve Anayasa’nın 38/6. ve CMK’nın 206/2.a maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 29.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

UYUŞTURUCU ALIŞVERİŞİ- GİZLİ KAMERAYA KAYDI- HUKUKA AYKIRI DELİL

TC
YARGITAY
9. Ceza Dairesi
2015/1592 E. , 2016/2274 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Ağır Ceza
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında TCK’nın 188/3, 62, 52/4, 63, 53/1-2-3, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet (… hakkında ayrıca temyiz isteminin reddine)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık … müdafii olarak görevlendirilen avukat … askerlik görevi nedeniyle müdafiilik görevinden istifa etmesinden sonra yapılan tebligatın kanuna aykırı olduğu belirlenerek öğrenme üzerine sanık tarafından yapılan vaki temyizin süresinde olduğu ve 24.06.2009 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin kararın hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede,

1- Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
…T.V. programı çalışanlarınca uyuşturucu alışverişinin gizli kamera ile görüntülendiği ve bu şekilde gerçekleştirilen görüntü alma işleminin Anayasanın 38/6. maddesinin “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” CMK’nın 217/2. maddesinin “yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”, 206/2-a maddesinin “ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur.” hükümlerine aykırı olduğu ve elde edilen maddi delillerin hükme esas alınamayacağı, sanıkların tüm aşamalarda uyuşturucu ticareti yapmadığı yönündeki suçu inkara yönelik savunmaları ile tüm dosya kapsamı karşısında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutularak sanıkların hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

2- Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Suç tarihinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen net 13,2 gram uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında başka bir amaçla bulundurduklarına ilişkin savunmalarının aksini gösterir, yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sanıkların sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suçun vasfında yanılgıya düşülerek “uyuşturucu madde ticaret yapma” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

3- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisinin bulunduğuna ve yüklenen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve kesin delil bulunmayan olayda kuşkunun bulunduğu, şüpheden sanık yararlanır şeklindeki ceza hukuku genel ilkesi de gözetilerek beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık … ve müdafileri, sanık … ve müdafii, sanık … müdafii ile sanıklar …, …, …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 07.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

HACİZ İHBARNAMESİNE GERÇEĞE AYKIRI BEYANDA BULUNMA

TC
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
2017/7627 E. , 2017/15326 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
DAVALILAR :
3. KİŞİLER :… İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisi …

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin üçüncü kişiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının murafaalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK.’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2- Davalı üçüncü kişi …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Üçüncü kişi … hakkında aleyhe hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, anılan davalının, mahkeme kararını kendi adına temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçene ait temyiz dilekçesinin (REDDİNE),
3- Davalı üçüncü kişi … İnşaat Taahhüt Tic. İmlt Ltd Şti.’nin temyiz isteminin incelenmesinde;
Alacaklı tarafından, üçüncü kişi konumunda bulunan davalının, İİK’nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı süresinde yapmış olduğu itirazın gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek İİK’nun 89/4. maddesi gereğince tazminat ve İİK. 338. madde uyarınca hakikate muhalif beyanda bulunmak eyleminden dolayı cezalandırması talebinde bulunulduğu, mahkemece sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına, tazminat talebi yönünden istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İİK.’nun 89/4. maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder” düzenlemesi yer almaktadır. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK.’nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
Somut olayda alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte, 3. kişi Kaldırımoğlu…Ltd. Şti’ne 26/09/2012 tarihinde 89/1. haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği 3. kişi şirketin … 29. İcra Müdürlüğü kanalı ile 89/1. haciz ihbarnamesine verdiği 01/10/2012 tarihli cevapta; 89/1 haciz müzekkeresinin cevap için zorunlu ve gerekli pullar eklenmeden tebliğe çıkartıldığı, eksiklik giderilmek suretiyle düzenlenip tebliğe çıkartıldığı takdirde cevap verilebileceği bildirilerek 89/1 haciz ihbarnamesinin iade edildiği, bunun üzerine 3. kişi şirkete 23/10/2012 tarihinde 89/2. haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği, 3. kişi şirketin 30/10/2012 tarihinde 89/2. haciz ihbarnamesine itiraz ettiği, buna rağmen yine 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği, 3. kişi şirketin İİK.’nun 89/3 haciz ihbarnamesine karşı …9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/598 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığı, yine 3. kişi şirketin 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptali amacıyla açtığı davada,… 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17/12/2012 tarih ve 2012/381 E. – 2013/458 K. sayılı kararı ile 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verildiği, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 21/01/2013 tarihinde kesinleştiği,… 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin menfi tespit davasında da 20/11/2013 tarih ve 2012/598 E. – 2013/570 K. sayılı karar ile 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline dair verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 3. kişi şirkete gönderilen 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, 89/1 haciz ihbarnamesine de 3. kişi şirket tarafından yapılmış bir itiraz olmadan pul eksikliği nedeniyle iade edildiği dolayısıyla 3. kişi şirketin 89/1 haciz ihbarnamesine karşı usulüne uygun bir itirazı olmadığı görülmekte olup İİK.nun 89/4. maddesi şartları oluşmamıştır.
O halde mahkemece, şikayetçi alacaklının isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Üçüncü kişi …İnşaat Taahhüt Tic. Ltd Şti.’nin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (3) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

89/1 HACİZ İHBARNAMESİNİN USULSÜZ TEBLİĞİ

TC
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
2010/9344 E. , 2010/22599 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Şikayetçi 89/1, 89/2 ve 89/3 ihbarlarının, kendisine usule uygun olarak tebliğ edilmediğini, tebliatın iptalini ve hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.

Mahkemece şikayet gecikmiş itiraz kabul edilerek ıttıladan itibaren 3 gün süre geçtiğinden bahisle red edilmiştir. Oysa şikayet usulsüz yapılan 89/1-2-3 ihbarlarının tebliğinin düzeltilmesine ilişkin olup, gecikmiş itiraz koşulları yoktur. Bu durumda yapılan tebliğin usulsüzlüğüne ilişkin şikayet, İİK’nun 16/1.maddesine göre (7) günlük sürede yapılmıştır.

Ayrıca şikayetçi adına çıkarılan 89/1 ihbar tebligatı 02.03.2009 tarihinde borçlu Ali C.’a yapılmış olup Tebligat Kanunu’nun 39.maddesi uyarınca bu kişiye yapılan tebligatlar hasıma tebliğ yasağı nedeniyle de usulsüzdür.

Bu durumda 89/1 ihbarının usulsüz tebliğ edilmesi halinde 89/92 ve 89/3 ihbarlarının tebliği geçersizdir.
Açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü ile 89/1 ve buna bağlı gönderilen ihbarnamenin iptaline karar vermek gerekirken yanlış gerekçeyle yazılı şekilde red kararı verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 07.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ARAÇ KİRALAMA TEMİNAT AMACIYLA VERİLEN AÇIK SENET

TC
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi 2018/1282 E. , 2018/5550 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı asil, davalının aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, takibe konu bononun araç kiralama sözleşmesi imzalanırken teminat amaçlı olarak açık bono şeklinde düzenlendiğini, kullanılan aracın hasarsız iade edildiğini, bononun bedelsiz olduğunu ileri sürerek, bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalıdan araç kiraladığını, muhtemel zararlar için teminat amacıyla senet düzenletildiğini, davacının aracı hasarlı bir şekilde iade etmesi nedeniyle davalının zararının oluştuğunu, ayrıca davalının şahsi ilişki nedeniyle davacıya borç verdiğini, alacağın tahsili ve zararın tazmini amacıyla bononun takibe konu edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi yapıldığı, teminat amacıyla açık senet düzenlendiği, davalının, aracın hasarlı teslim edildiği, hasara davacının sebep olduğu ve davacıya borç para verdiği savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ARAÇ KİRALAMA SÖZLEŞMESİ ALTINDA YER ALAN BONOYA DAYALI MENFİ TESPİT

TC
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi
2017/5286 E. , 2019/1328 K.

“İçtihat Metni”
19. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– KARAR –

Davacı vekili, davalının oto kiralama işi yaptığını, davacının davalıdan araç kiraladığını, araç kiralama sözleşmesinin altında boş bononun bulunduğunu, boş bononun davacı tarafından imzalandığını, boş bononun kiralama süresi boyunca araçta doğacak muhtemel hasarlar veya diğer riskler için alındığını, davacının kira ücretini peşin olarak ödediğini, kiraladığı aracı davalıya hasarsız olarak iade ettiğini, davalının bononun olası trafik cezalarının teminatı olarak kendisinde kalacağını ve bir ay sonra iade edileceğini bildirildiğini, ancak bononun davalı tarafından doldurularak icra takibine konu edildiğini ileri sürerek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını dava konusu olayın kira ilişkisinden kaynaklandığını, görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının bononun boş olarak teslim ettiğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının bonoyu davalıya teminat senedi olarak verdiği iddiasını HMK’nın 200/1. maddesine göre yazılı delille ispatlaması gerektiği, buna göre ispat yükü üzerinde olan davacının takip konusu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin delil ibraz etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen araç kiralama sözleşmesi nedeniyle verilen bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Her ne kadar dava konusu bonodan dolayı menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, her iki taraf da bu bononun kira sözleşmesi sebebiyle verildiğini kabul etmektedir. Hal böyle olunca somut olayda uyuşmazlık TTK’da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili hükümlerden değil, taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümünde 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YASA DIŞI BAHİS VE PARA NAKLİNE ARACILIK

TC
YARGITAY
7. Ceza Dairesi
2022/12189 E. , 2024/5966 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2020/4163 Değişik iş
KABAHAT : 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a (7258 sayılı Kanun) muhalefet eyleminden dolayı kabahatli … hakkında Konyaaltı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 11.11.2019 tarihli ve 2019/1022 sayılı idarî yaptırım karar tutanağı ile uygulanan 8.000,00 Türk lirası idarî para cezasına karşı yapılan başvurunun reddine dair Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.11.2020 tarihli ve 2020/3206 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın merci Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/4163 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 10.08.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113678 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113678 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “…Dosya kapsamına göre, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli olarak bulunan … isimli şahsın adına kayıtlı banka hesaplarını yurt dışı kaynaklı yasa dışı bahis siteleri ile bağlantılı olarak para nakline aracılıkta kullandığından bahisle yapılan soruşturma sırasında, adı geçen kabahatli …’in de illegal bahis oynadığının ihbar edilmesi üzerine hakkında 7258 sayılı Kanun’un 5/d maddesi gereğince idari yaptırım kararının uygulandığı anlaşılmış ise de, kabahat eyleminin dayanağı olan şüpheli … hakkında yürütüldüğü anlaşılan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak, varsa adı geçen şüpheli şahıs hakkında düzenlenen Masak raporunun ve/veya soruşturma dosyasının bir bütün halinde temin edilerek gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılıp, muterizin yasa dışı bahis oynamak amacıyla para transferi yapıp yapmadığının tespit edilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde başvurunun reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir…” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.

Hâkimlikçe, kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen nedenler yönünden dosya kapsamında tüm deliller tartışılıp takdir edilmek suretiyle karar verildiği ve delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.

KKTC BAHİS ŞİRKETLERİ ARACILIĞIYLA OYNANAN BAHİSLER- KARTSIZ İŞLEM YAPMAK SURETİYLE PARA NAKLİNE ARACILIK

TC
YARGITAY
7. Ceza Dairesi 2021/23331 E. , 2023/11545 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/87 E., 2019/1765 K.
SUÇ : 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans
Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Analya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2018/428 Esas, 2018/776 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a (7258 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 … hapis ve 120,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2…. Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.06.2019 tarihli ve 2019/87 Esas ve 2019/1765 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıkların istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanıklar hakkında 7258 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’ un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanıkların soruşturma aşmasında alınan beyanlarında, soruşturması ayrı yürütülen … isimli şahsın oynattığı yasadışı bahis nedeniyle para transferine aracılık ettiklerinin ifade edildiğine, bu hususun sanık imzalarını içeren tutanaklarda da açıkça belirtildiğine, sanıklardan …’ın cep telefonu incelemesinde bahis sitelerinin web sayfasında bulunduğunun tespit edildiğine, sanıkların, skype sistemi üzerinden yaptıkları yazışmalarda para transferi ve bahse ilişkin açıklamaların bulunduğuna, dosya içerisinde bulunan 24.04.2018 tarihli MASAK raporunda, sanık beyanlarında geçen … Yenen isimli şahsın spor müsabakalarına dayalı şans oyunlarında bahis oynatılıp buna ilişkin para transferinde yer aldığına ve sanık …’ın para transferinde aracı olarak yer aldığının belirtildiğine, dosya içerisinde yer alan delillerin sadece sanık savunmalarından ibaret olmadığına, sanıkların soruşturma beyanlarını kabul etmemelerinin, dosyadaki tek delil olmaması nedeniyle hukuki sonuca etkili bulunmadığına, ayrıca, sanıkların duruşma aşamasında da önceki savunmalarını tamamen reddetmeyip paraların bahise ilişkin olduklarını bilmediklerini beyan etmekle birlikte, para transferi yaptıklarını, bahisten bilgilerinin olmadıklarını, daha sonra öğrendiklerini beyan ettiklerine, bu nedenlerle sanıkların mahkûmiyetine ilişkin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiğine, yine gerektiğinde … Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yaptığı, MASAK raporunun da içinde bulunduğu 2018/76905 soruşturma numaralı kapsamlı soruşturma dosyası da incelenip sonucu araştırılmadan, sanıkların beraatine karar verilmesinin hukuka ve dosyaya uygun bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanıkların, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyetinde bulunan bahis şirketleri aracılığı ile oynanan bahisler kapsamındaki paraların, telefonlarına gelen isim ve şifre ile cep bank uygulamasında kartsız işlem yapmak sureti ile nakline aracılık ettikleri iddiası ile haklarında dava açılmıştır.

2.Sanık … savunmasında, önceden tanıştığı … isimli arkadaşının maddi sıkıntılardan dolayı internet üzerinden alış veriş şirketi kurduğunu söylediğini, birlikte çalışalım demesi üzerine kabul ettiğini, cep telefon numarası ile cep banka gönderilen paraları kendisinin biriktirdiğini, daha sonrasında …’in hesabına yatırıyor olduğunu, bu hesabın …’in değil başkalarının hesapları olduğunu, bu işin alış veriş işi olduğunu düşündüğünü, işin bahis sitelerinde oynanan oyunlar nedeniyle para nakil işlemi olduğunu bilmediğini, yakalanmadan bir hafta önce … ile yapmış olduğu bir konuşmada … bir şahıs kazandı deyince bu işin kumar işi olduğunu anladığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, soruşturma aşamasında alınan beyanı ile aradaki çelişki sorulduğunda, göz altına alındıktan sonra polislerin kendilerini çok fazla sıkıştıkları için ne söylediğini tam olarak hatırlayamadığını, yukarıdaki beyanının … olduğunu ifade ettiği görülmüştür.

3.Sanık … savunmasında, sanık …’ın kendisinin arkadaşı olduğunu, sezonluk çalıştıklarını, Mustafa’nın kendisine internet üzerinden takı gümüş satışı yapan bir şirket olduğunu ve onlarla çalışıp çalışmadığını sorduğunu, kendisinin de kabul ettiğini, cep telefonlarına cep bank aracılığıyla para geldiğini ve bunları biriktirip daha sonra şahıslara yatırdıklarını, bu işin kumar işi olduğunu daha sonra anladığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, soruşturma aşamasında alınan beyanı ile aradaki çelişki sorulduğunda, göz altına alındıktan sonra polislerin kendilerini çok fazla sıkıştıkları için ne söylediğini tam olarak hatırlayamadığını, yukarıdaki beyanının … olduğunu ifade ettiği görülmüştür.

4.Sanık … savunmasında, … isimli şahıs ile diğer sanık … aracılığıyla tanıştığını, bu şahsın kendisine internet üzerinden satış işi olduğunu, birlikte çalışıp çalışmayacaklarını sorduğunu, kendisinin de kabul ettiğini, internet bankacılığı aracılığıyla cep bank şeklindeki uygulama ile çalışmış olduğunu düşündükleri … takı gümüş isimli şirket adına paralar yatırdıklarını, paranın çekilmesi için kullanılacak olan şifreyi …’in söylediğini, bu şekilde paraları topladıktan sonra …’in belirttiği şahsın hesabına yatırdıklarını, ilk işe başladıklarında … ya da ailesinden birinin adına parayı yatırdıklarını, daha sonra ise başka şahısların adına da yatırmaya başlayınca bu işin başka bir iş olduğunu yani kumar işi olduğunu öğrendiklerini beyan etmiş, soruşturma aşamasında alınan beyanı ile aradaki çelişki sorulduğunda, göz altına alındıktan sonra polislerin kendilerini çok fazla sıkıştıkları için ne söylediğini tam olarak hatırlayamadığını, yukarıdaki beyanının … olduğunu ifade ettiği görülmüştür.

5.Dosya içerisinde yer alan 27.01.2018 tarihli saat 03.30 ibareli tutanakta yer alan bilgilere göre, sanıklardan …’ın telefonunda yer alan skype programı içeriğindeki kayıtların dökümünün dosya arasında bulunduğu, anılan kayıtlarda para transferine ilişkin ifadelerin yer aldığı görülmüştür.

6…. Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2019 tarihli yazısı ekinde gönderilen 24.04.2018 tarihli MASAK raporunda, sanık savunmalarında geçen … Hediyelik Eşya ve Bilişim Teknolojileri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve … Yenen bakımından yasa dışı bahis suçu kapsamında tespitler bulunduğu anlaşılmış, sanık …’ın da hesap hareketleri incelenmiş ise de mükerrir soruşturma bulunduğunun kabulü ile hakkında KYOK kararı verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince ”…Sanıkların müdafiisiz alınan kolluk beyanlarını kabul etmedikleri, sanıkların spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık ettiklerine ilişkin bir delil bulunmadığı, sanıkların kendilerine yüklenen suçu işlediklerini gösterir mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak bir delil bulunmadığı, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği…” yönündeki gerekçe ile sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararları kaldırılarak, sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, sanıklar tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de, dosya münderecatı uyarınca, sanıklar hakkında müsnet suçun işlendiğine dair tek delilin müdafi hazır bulunmaksızın tespit edilen kolluk beyanlarının olmadığı, sanıkların, kovuşturma aşamasında tespit edilen savunmalarının kapsam ve içeriği dikkate alındığında, başlangıçta yasa dışı bahis suçu ile bağlantılı olarak para nakline aracılık ettiklerini bilmediklerini ifade etmelerine karşın, farklı olaylarla bunu öğrenmiş olmalarına rağmen, yakalandıkları tarihe kadar aracılık faaliyetlerine devam ettiklerinin anlaşılması, yine sanık savunmalarında adı geçen … Hediyelik Eşya ve Bilişim Teknolojileri Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında hazırlanan MASAK raporu içeriğinde, … Yenen hakkında da tespitler bulunması, anılan şahsın ise sanık savunmalarına göre para çekmek için kendilerine şifreleri gönderdiği belirtilen kişi olduğunun görülmesi karşısında, müsnet suçtan mahkûmiyeti gereken sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.06.2019 tarihli ve 2019/87 Esas ve 2019/1765 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.12.2023 tarihinde karar verildi.

İŞYERİNDE YASA DIŞI BAHİS SİTELERİNE GİRMEK SURETİYLE BAHİS OYNATMA

TC
YARGITAY
7. Ceza Dairesi
2021/14908 E. , 2021/10154 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : 7258 sayılı Yasaya muhalefet

HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-) Mahkemece, sanığın işyerinde ele geçen bilgisayardan; hangi yasa dışı bahis sitelerine hangi tarihlerde ve hangi yoğunlukta giriş yapıldığının, hangi miktarda yasa dışı bahis oynandığının, dosyada ele geçirilen bilgisayar kütüğü üzerinde yapılacak ayrıntılı bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilmesi ile sonucuna göre dosyadaki diğer delillerle birlikte sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, sanığın işyerinde yasa dışı bahis oynattığının sabit olduğu gerekçesiyle, eksik inceleme sonucu mahkumiyetine karar verilmesi,

2-) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, 7258 Sayılı Kanun’un, 5/1. ve 5/a. maddelerinden cezalandırılması istemiyle dava açılmasına rağmen, kovuşturma aşamasında 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeksizin, eylemin 7258 sayılı Kanunun 5/1-b kapsamında kaldığından bahisle hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

3-) Açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan … lehine vekalet ücreti tayin edilmesi,

Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İDDİANAMENİN DÜZENLENDİĞİ TARİHTEN ÖNCE 2 ADET RUHSATSIZ TABANCA ELE GEÇEN EYLEME GÖRE HER BİR SİLAH BAKIMINDAN AYRI AYRI CEZA VERİLEMEYECEĞİ

TC
YARGITAY
8. Ceza Dairesi
2014/1313 E. , 2014/3365 K.

“İçtihat Metni”
İhbarname No : KYB-2014/4664

6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanık B.. Ö..’ün, anılan Kanun’un 13/1. maddesi (iki kez) gereğince 2 yıl hapis ve 343 yeni Türk lirası (iki kez) adlî para cezası ile cezalan- dırılmasına, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 71. maddesi uyarınca cezaları içtima ettirilerek 4 yıl hapis ve 686 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair (BAKIRKÖY) 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2007 tarihli ve 2003/1020 esas, 2007/506 sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre, sanık tarafından yaralama suçunda kullandığından bahisle kolluk görevlilerine teslim edilen ruhsatsız tabancanın olayda kullanılmadığın anlaşılması üzerine, sanığın evinde yapılan arama sırasında suçta kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiği somut olayda, sanığın eyleminin Mahkemesince 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi kapsamında değerlendirilerek iki suç oluştuğu kanaatiyle iki ayrı ceza verilmiş ise de, 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinde belirtilen suç yönünden ruhsatsız olarak taşınan silah sayısınca suç oluşmadığı, sanığın eyleminin tek bir suça vücut verdiği gözetilmeksizin karar tesisinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.12.2013 gün ve 78659 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 09.01.2014 gün ve KYB-2014/4664 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

6136 sayılı Yasaya aykırılık suçunun mütemadi suçlardan olduğu ve hukuki kesintiyi oluşturan iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç, bu tarihten sonra gerçekleştirilen eylemlerin ise ayrı suç oluşturacağı gözetilerek, kendisinden iddianamenin düzenlendiği tarihten önce 2 adet ruhsatsız tabanca ele geçen hükümlünün eyleminin kül halinde tek bir 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, her bir silah nedeniyle ayrı cezaya hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini,

Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görül- düğünden Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2007 gün, 2003/1020 esas, 2007/506 karar sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), hükmün 2-b-c maddelerinin hükümden çıkarılmasına, hükmün 2-a fıkrasından “ilk ruhsatsız tabanca nedeni ile” ibaresinin çıkarılarak yerine “2 adet ruhsatsız tabanca taşıması eylemi nedeniyle” ibaresinin yazılmasına, infazın bu şekilde yerine getirilme- sine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 17.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

BİMER İHBAR- İFTİRA

TC
YARGITAY
8. Ceza Dairesi
2019/791 E. , 2020/12523 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Beraat

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’ın BİMER’e göndermiş olduğu dilekçede; katılanın ruhsatsız silah bulundurduğunu, alkollü araç kullandığını ve katılana ait …plaka sayılı aracın plakasının sahte olduğunu beyan ederek ihbarda bulunduğu, ihbarı üzerine Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/5777 nolu dosyası kapsamında katılan hakkında soruşturma başlatıldığı, ancak söz konusu aracın plakasının sahte olmadığı, silahın ruhsatsız olmadığı ve katılanın alkollü araç kullandığına dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmakla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği sanığın böylelikle katılanın üzerine atılı suçları işlemediğini bildiği halde aralarındaki husumet nedeniyle sırf katılan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlamasını sağlamak için fiiller isnad etmek suretiyle üzerine atılı iftira suçunu işlediği sabit olmakla eylemine uyan TCK.nın 267/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan vekilinin, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

SİLAH TİCARETİ YAPMA VE RUHSATSIZ SİLAH BULUNDURMA

TC
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
ESAS: 2021/18770
KARAR: 2024/5836

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4537 E., 2021/747 K.
SUÇ : 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında silah ticareti yapma ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un (6136 sayılı Kanun) 12/1, 13/1 inci ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü, 53/1 inci, 63 üncü ve 54 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.08.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Kanun’un 12/1 inci, 5237 sayılı Kanun’un 52/1-4, 53/1-2-3, 58, 63 ve 54/1-4 üncü maddeleri gereğince 6 yıl hapis ve 12.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 24.03.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebebi;
Soyut gerekçelerle karar verildiğine, sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, sanığın silahları güvenlik amacıyla bulundurduğuna, sanığa alt sınırın üzerinde ceza tayininin yasal olmadığına, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme ve hatalı kanaat ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanık …’ın silah ticareti yaptığı yönünde elde edilen bilgiler nedeniyle sanık hakkında iletişimin tespitine dair karar alındığı, sanığın silah ticaretiyle ilgili pek çok görüşmesinin bulunduğu, bu görüşmelerden birinde H.K. isimli kişinin sanıktan silah satın alacağının anlaşılması üzerine H.K.’nın bindiği aracın durdurulmak istendiği, sanığın araçtan bir adet tabancayı attığı, tabancanın ele geçirildiği ve 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunduğuna ilişkin uzmanlık raporu alındığı anlaşılmıştır. Tanık H.K.’nın sanıktan silah satın aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Sanığın evinde yapılan aramada ele geçirilen iki adet tabancaya ilişkin alınan uzmanlık raporuna göre tabancaların 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, isnat sanığın silah ticareti yapma suçunu işlediğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın tanık H.K. ile görüştüğü, silah alışverişi olacağının değerlendirilmesi üzerine kolluk tarafından gerekli tertibatın alındığı, tanık H.K.’nın köyden ayrıldıktan sonra Banaz istikametine doğru hareket ettiğinin görülmesi üzerine takibe alındığı, aracın Sivaslı ilçesine yönelmesi nedeniyle Sivaslı İlçe Emniyet amirliği ile irtibat kurularak aracın durdurulduğu, uygulama noktasına 20-25 metre kala araçtan bir cisim atıldığının görüldüğü, araç durdurulduğunda araçta tanık H.K., … ve …’ın olduğunun tespit edildiği, araçtan atılan nesne incelendiğinde Pietro Beratta marka 9 mm. çapında ruhsatsız tabanca ve tabancanın şarjöründe 8 adet fişek bulunarak bunların muhafaza altına alındığı, tanık H.K.’nın kollukta alınan 06.11.2018 tarihli beyanında o gün araçtan attığı silahı sanıktan 4.000,00 TL karşılığında aldığını, 3.250,00 TL parayı peşin olarak verip 750,00 TL’yi borçlandığını beyan ederek silah alışverişini doğruladığı, tanık H.K.’nın ruhsatsız ticarete konu silahla yakalandıktan sonra …’la başka görüşmelerinin bulunduğu, bu görüşme içeriklerinde tanık H.K.’nın kolluk tarafından ele geçirilen silahtan bahsettiği, silahın ”beygir” olarak şifrelenerek ifade edildiği, tanık H.K.’nın ruhsatsız silahla yakalandığı dikkate alındığında sanığın belirttiği beygir alışverişinin gerçekleşmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu şekilde olay tarihinde sanığın tanık H.K.’ya yakalanan ruhsatsız tabancayı 4.000,00 TL bedelle sattığının anlaşıldığı, 16.10.2018 tarihinde sanığın evinde yapılan aramada bir adet Brownig marka 9 mm. çapında, bir adet Vizör marka 7.65 mm. çapında ruhsatsız tabanca ve bu tabancalara ait 75 adet dolu fişek bulunduğu anlaşılmakla sanığın silah ticareti yapma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya, oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık savunmaları, tanık beyanları, arama tutanakları ve ele geçirilen tabancalara ilişkin alınan uzmanlık raporlarına göre sanığın silah ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/4537 Esas, 2021/747 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.

İŞYERİNDE AMİRİNE ARGO TABİRLERİ AŞACAK İFADELERLE SAYGISIZLIK

TC
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
ESAS: 2019/1465
KARAR: 2019/14419

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
…Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 18/08/2013-20/06/2016 tarihleri arasında egzoz emisyon teknisyeni olarak çalıştığını, mesai arkadaşları ve üstlerine karşı çalışma huzurunu ve düzenini bozacak şekilde münakaşa ettiği iddiasıyla işten çıkarıldığını, davacının asıl işten çıkarılma nedeninin Nakliyat İş Sendikasından istifa ederek TÜMTİS sendikasına üye olmak istediğini söylemesi ve TÜMTİS sendikasının yöneticileri ile görüşmeler yapması olduğunu ileri sürerek, feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 18/03/2013 tarihinden itibaren egzoz emisyon teknisyeni olarak çalıştığını, saygısız ve rahatsız edici davranışları nedeniyle daha önce uyarılmış olmasına rağmen işyerinde herkesin içinde amirleri hakkında edep ve terbiye dışı beyanda bulunduğunu, iş akdinin tazminatsız olarak münakaşa çıkarması sonucunda sona erdirildiğini, davacının yazılı savunmasında da argo tabirler kullandığını kabul ettiğini, yaşanan olayla ilgili disiplin kurulunun toplanarak bu hususun görüşülmesini bizzat davacının talep ettiğini, sendika temsilcilerinin de bulunduğu disiplin kurulunda davacının tavır, davranışları ve söylemleri nedeniyle iş akdinin feshine oybirliği ile karar verildiğini, davalı şirketin sendika faaliyetlerini engellediği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yazılı savunmasında sendika hususunda beyanı olmadığı halde işe iade davasında bu hususun ileri sürülmesinin kötüniyetinin ispatı niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, ”…Tüm dosya kapsamı, tanıkların ifadeleri, disiplin soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde; işyerindeki egzos emisyon mobunun açılmasının üç kişinin sorumluluğunda olduğu, mobun açılması yönünde davacı ile amiri arasındaki olayların davacı ile iş ilişkisini sürdürmenin imkansız hale getirmediği, işyerinde huzursuzluk yaşandığı somut delillerle ispat edilemediği, işyerinde 3 yıl çalışması bulunan ve daha önce uyarı cezası almayan davacının söz konusu eylemi nedeni ile disiplin cezası ile uyarılması mümkün iken iş akdinin feshi yolunun seçilmesi eylem ile orantılı olmadığı feshin son çare olma ilkesine uygun davranılmadığı, davacının eyleminin İş Kanunu’nun 25/II. madde kapsamında olmadığı ve feshin geçerli olmadığı…” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; “Davalı taraf davacının, olay günü amirine karşı “Ben kimsenin egosunu tatmin etmek için y.rağının altına yatmam” dediğini ileri sürmüştür. Davacı taraf ise dava dilekçesinde olay günü davacının amirine sitemli bir şekilde kimsenin egosunu tatmin etmek zorunda olmadığını beyan ettiğini belirtmiş, ayrıca davacı bila tarihli savunmasında “… saygısızlık etmek amaçlı bir tepki göstermedim. Sadece argo bir tabir ile örneklendirme yapma hatasında bulundum” şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmekle, davacının davalı tarafça iddia edilen ifadeleri kullandığını kaçamak ifadelerle ikrar ettiği, dinlenen tanık beyanlarıyla da davacının olay günü davalı tarafça iddia edilen ifadeleri kullandığı anlaşılmıştır. Ancak davacının, olay günü sarf ettiği bu sözler ağır argo tabir içerir kaba sözler olmasına karşılık, halk arasında zaman zaman kullanılan argo bir deyim olduğu, davacının amirine yönelttiği bir küfür veya hakaret söz konusu olmadığı, olayın anlık gelişen bir hadise olduğu, büyümeden tarafların birlikte yemekhaneye geçtikleri, işyerinde olumsuzluğa veya huzursuzluğa neden olacak bir durum söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı hakkında daha önce tutulmuş bir tutanak veya verilmiş bir ceza da bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının olay günü argo deyim içerir bu sözleri ile amirine yönelik tavırlarının iş akdinin feshini gerektirecek ağırlıkta olmadığı, davacının hizmet sözleşmesi korunarak daha hafif bir yaptırımla cezalandırılması yerine iş akdinin feshi yoluna gidilmesinin fesihte ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, bu nedenle davalı işverence gerçekleştirilen fesih işleminin geçersiz olduğu…” gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
F) Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin amirine karşı sarfettiği sözler nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğine göre iş sözleşmesinin davacının, olay günü amirine karşı “Ben kimsenin egosunu tatmin etmek için …(sinkaf) altına yatmam” dediği gerekçesiyle feshedildiği, davacının yazılı savunmasında bu sözleri söylediğini tevil yollu ikrar ettiği ayrıca tutanak mümzii davalı …B’nin de olayı doğruladığı, davacının sözlerinin amirinin şahsına karşı olmadığı ancak argoyu aşan ağır tanımlamalar olduğu anlaşılmaktadır. Bu şekilde sözler sarfeden davacının bu davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sabittir. Buna göre, feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İlk Derece Mahkemesinin kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından peşin alınan 29,20 TL’nin mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, kesin olarak 27/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İŞE İADE -İŞ AKDİNİN FESHİ- İŞYERİNDE AMİRİNE SAYGISIZLIK

TC
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ

ESAS:2019/230
KARAR: 2019/12192

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili ; davalı şirkete ait işyerinde 05/05/2015 tarihinde çalışmaya başlayan müvekkilinin bu çalışmasının 24/04/2017 tarihine kadar kesintisiz sürdüğünü; davacının 24/04/2017 tarihli fesih bildirimi elden tebliğ edilerek işten çıkarıldığını; işverenin fesih gerekçesinin “Verilen işi yapmak istememe, çalışma arkadaşlarına ve amirlerine saygısızlık ve söz dinlememe, işyeri çalışma düzeni ve disiplinine karşı gelme, disiplin kuruluna amirler ile alakalı olumsuz durumu bildirme, iş akışını etkileyen tutum ve davranışları nedeniyle 4857 Sayılı İş Kanunun 25/II bendi uyarınca….” nedenine dayandığını, oysa bu gerekçelerin gerçeği yansıtmadığını; müvekkiline fesih yazılı olarak verilse de ortada kesin bir nedenin bulunmadığını, müvekkilinin işten çıkarılmasını gerektiren hiçbir nedenin olmadığını, feshin hem biçim hem de içerik olarak geçerli bir nedene dayanmadığını; fesih bildiriminden de anlaşıldığı gibi davalı işverenin tümden soyut yer ve zaman belirtmeyen suçlamalar yöneltip savunmasını da alıp işten çıkarma yoluna gittiğini; feshin tümden haksız ve kötü niyetli olduğu gibi işverence feshin son çare olması ilkesine de uyulmadığını iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili ; davacının müvekkili şirkette 05/05/2015 – 24/04/2017 tarihleri arasında çalıştığını, davacının, amirinin verdiği iş yapmak istemediğini, bunu yapmayacağını en yakın amirlerine söylediği, disiplin tutanağında Profil Haddehane Müdürü huzurunda, Kalite Kontrol Formeni …’na hitaben “ben seninle çalışmak istemiyorum, ben eşek gibi mal çevirmem çıkar beni işten” yolunda beyanda bulunduğunu belirterek iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, ”… davacının profil haddehane bölümünde dönüşümlü olarak doğrultmacı, çevirmeci-çemberci, istifçi-paketlemeci olarak çalıştırıldığı; davacının çevirmeci-çemberci olarak amirleri tarafından sözlü olarak görevlendirildiğinde davacının bu göreve sözlü olarak itirazda bulunduğu ancak verilen görevi itirazda bulunmasına rağmen yerine getirdiği; aynı şekilde 13/04/2017 tarihinde profil haddehane bölümünde kalite kontrol formeni olarak görev yapan … tarafından aynı bölümde çevirmeci-çemberci olarak görevlendirildiği, davacının amiri pozisyonunda olan formene “ben çevirmede mal çeviremem, beni niye oraya veriyorsun” şeklinde sözlü itirazda bulunması üzerine formen … tarafından haddehane müdürü …’ın yanına gidelim konuşalım teklifini davacının kabul ettiği ve profil haddehane müdürü …’ın odasına formen … ile davacının birlikte gittikleri; davalı tanığı …’nun beyanına göre davacının haddahane müdürü ve formenin bulunduğu ortamda “Ben eşşek gibi mal çeviremem, beni işten çıkarın” şeklinde bir söylemde bulunduğu, bu durumun profil haddehane müdürü … tarafından tutanak altına alınıp davacıdan savunma talep edildiği; davacının 13/04/2017 tarihinde yazılı savunmasını verdiği, akabinde davacının aynı gün profil haddehane müdürü tarafından disipline sevk edildiği; disiplin kurulunun 17/04/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda disiplin kurulu üyelerden … ve disiplin kurulu başkanı …’in işten çıkarma, davacı tanığı olarak dinlenen Birleşik Metal İş sendikası üyesi ve disiplin kurulu üyesi olan … ile diğer disiplin kurulu üyesi Fahri Keleş’in amirine karşı itaatsizlik cezası ile cezalandırılması yönünde oy kullandıkları, disiplin kurulu kararının TİS’in 25. Maddesi uyarı genel müdüre tevdii olmasına müteakip davacının iş akdinin 24/04/2017 tarihinde feshedildiği anlaşılmış ise de tüm dinlenen tanık anlatımları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının davalı işverenin fesih bildiriminde iddia ettiği şekilde amirlerine karşı davacının herhangi bir saygısızlıkta bulunmadığı, davacının işyeri çalışma düzenini ve disiplinine karşı gelmediği, disiplin kuruluna yapmış olduğu savunmasını içerir yazıda davacının iş akdinin feshini gerektirecek herhangi bir söylemde, harekette bulunmadığı, keza davacının işyerinde iş akışını olumsuz etkileyen davacının iş akdinin feshini gerektiren tutum ve davranışlarda bulunmadığı; davacı fesih bildiriminde belirtilen 13/04/2017 tarihinde meydana gelen olayda ki davacının hareketlerinin söylemlerinin ve 13/04/2017 tarihli yazılı savunmasında ki hususların davacının iş akdinin feshini gerektirecek düzeyde olmadığı; davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve geçersiz, feshin son çare olması ilkesine aykırı olarak feshedildiği ” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; “……..bir kez gerçekleşen olayda davacının geçici görev değişikliğine verimli olamayacağı gerekçesiyle itirazda bulunduğu, bu konuda davacıya yapması gereken görevin açıkta bildirilmesi ve işi tamamlaması için süre verilmesi yönündeki işveren yükümlülüklerinin yerine getirilmediği, işverenin hatırlatmasının ardından görevi yerine getirmeme gibi bir durumun olayımızda sözkonusu olmadığı anlaşılmakta olup, haklı nedenle fesih gerekçesinin olayımızda gerçekleşmediği, feshin haklı nedene dayandığı savunmasının yerinde olmadığı, davacının eyleminin geçerli nedenle feshe hak verecek mahiyette de olmadığı olayın merkezinde yeralan kalite kontrol formeni …’nun duruşmadaki anlatımlarından anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayandığı” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
G) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdinin 24/04/2017 tarihli fesih bildirimi ile davalı işveren tarafından feshedildiği; fesih bildiriminde fesih gerekçesi olarak “13/04/2017 tarihinde size verilen işi yapmak istemediğinizi, çalışma arkadaşlarınıza ve amirinize karşı saygısızlık ve söz dinlememeniz, işyeri çalışma düzeni ve disiplinine karşı gelmeniz, disiplin kuruluna yazdığınız yazıda konuşma ve tavır konusunda amirlerinize uyarı yapmamızı, kendilerine sorularak iş yapılmasını bildirmeniz, iş akışını olumsuz etkileyen tutum ve davranışlarınız disiplin kurulunda tartışılmıştır. Toplu İş Sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunun 25/II bendi uyarınca iş akdinin feshi ile yetkili genel müdürlüğümüz olayla ilgili savunmanızı, iş amirleriniz ile çalışma arkadaşlarınızın yazılı beyanlarını ve disiplin kurulu kararını hep birlikte değerlendirmek suretiyle tutum ve davranışlarınız ile işyerinde iş akışını olumsuz etkilediğiniz sonucuna varmış ve iş akdinizin 24/04/2017 tarihi itibariyle bildirimsiz ve tazminatsız feshedilmesine karar vermiştir…” denildiği görülmektedir.
Yargılama sırasında dinlenen davalı tanığı … beyanında; davacının amirleri … bey ya da … beye hakaret içerir bir söz söylediğine şahit olmadığını, davacının fesih öncesinde personel yetersizliği nedeniyle profil çevirmede görevlendirildiğini, o zaman … beye profil çevirmede mal çeviremem beni niye oraya veriyorsun dediğini, ancak hakarette bulunmadığını, daha sonra kapalı kapılar ardında ne olduğunu bilmediğini söylemiştir. Davalı tanığı … ise davacının doğrultmacı-paketlemeci olarak çalıştığını, ancak personel eksikliği nedeniyle o gün çevirmeci-çemberci olarak görevlendirdiğini, davacının kendisine “ben çevirme yapmam, sigortaya gider istirahat alırım, beni işten çıkarın” dediğini, her görevlendirmede itiraz etmesi nedeniyle haddehane müdürü … beyin yanına gidip üçü birlikte konuştuklarında “ben eşşek gibi mal çeviremem, beni işten çıkarın” dediğini, bunun üzerine müdürleri tarafından tutanak tutulduğunu, disipline sevk edildiğini ve işten çıkarıldığını, fesihten önce kendisine bir saygısızlıkta bulunmadığını, … beyle konuşurken sesinin yüksek çıktığını ancak hakaret etmediğini, saygısız davranmadığını, işyeri düzenini bozacak bir harekette de bulunmadığını söylemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı işçinin 13.04.2017 tarihinde davacıya çevirme makinesinde çalışacağını bildiren formeni …’na itiraz ederek çevirmeci olarak çalışmak istemediğini bildirmesi üzerine formeni tarafından çağrılarak konuştukları sırada davacının “seninle çalışmak istemiyorum, ben eşek gibi mal çeviremem, çıkarın beni işten” dediği yönünde tutanak tanzim edilmiş ve savunması talep edilmiştir. Davacının aynı tarihli savunmasında çalışma şeklinden memnun olduğunu, doğrultma-çevirmeden anlamadığını, bu nedenle verimli olamayacağını ve dayatmalardan dolayı üstüne çok gelindiğinden doğal hakkı olan çıkışını istediğini bildirmiştir. Savunma alındıktan sonra davacı işçinin insan kaynakları tarafından disiplin kuruluna sevki istenmiş olup , disiplin kurulu tarafından 17.04.2017 tarihli karar ile davacının işyeri çalışma düzenine ve disiplinine karşı gelmesi ve amirine saygısızlık ve itaatsizlik etmesi nedeniyle işten çıkarma cezası ile cezalandırılması kararı alınmıştır.
Somut olayda işyerinde doğrultmacı olarak çalışan davacının çevirme makinesinde dönüşümlü olarak çalışılması gerektiği bildirilince itiraz ettiği, tutanaklar ve tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere “ ben eşek gibi mal çeviremem, çıkarın beni işten” dediği, 13.04.2017 tarihli savunmasında ise doğrultmacı olarak çalışma şeklinden memnun olduğunu, çevirmeden anlamadığını, bu nedenle verimli olamayacağını, dayatmalardan dolayı üstüne çok gelindiğinden doğal hakkı olan çıkışını istediğini bildirdiği hususları ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının verilen işe haklı bir neden olmadan itiraz etmesi, amirleriyle tartışması ve çıkışını istemesi yönündeki bu davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sabittir. Buna göre, feshin haklı nedene değil ancak geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
H) HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İlk Derece Mahkemesinin kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından peşin alınan 29,20 TL’nin mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 160,40 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, kesin olarak 27/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

RUHSATSIZ ATEŞLİ SİLAHLARLA MERMİLERİ SATIN ALMA VEYA TAŞIMA VEYA BULUNDURMA- ÖNLEME KARARI İLE ARAMA YAPILMASI

T.C
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
2021/6595 E. , 2023/2231 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2016 tarihli iddianamesi ile ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesi birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Samsun 7.Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli kararı ile sanığın 5271 sayılı kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine ve tabancanın 5237 sayılı kanunun 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısı sanığın ruhsatsız silah taşıdığı sabit olmasına rağmen, yetersiz gerekçeler ile beraat kararı verildiği belirterek hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1 Dosya içinde Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) 9 uncu maddesine göre olay yeri ve tarihini kapsayacak nitelikte “önleme araması kararı” mevcuttur.
2. Olay tarihinde sanığın içinde bulunduğu 55 SL 869 plakalı kamyonet, asayiş uygulama noktasında durdurulmuş, Samsun Sulh Ceza Mahkemesinin 21.12.2015 tarihli ve 2015/3849 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca araçta aranma yapılmış, numarasız el yapımı sol yüzünde …PZAHADXRRFADA.. yazılı ruhsatsız bir silah ve şarjörü içinde 5 adet fişek ele geçirilmiştir. Sanık silahın kendisine ait olduğunu beyan etmiş, silah muhafaza altına alınmış ve bu işlem Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.12.2015 tarihli kararı ile onaylanmıştır.
3. Sanık … savunmasında, arkadaşı Alaaddin’in kullandığı araç ile köye gittiklerini, polis memurlarının uygulama noktasında aracı durdurduğunu, üzerindeki ruhsatsız tabancayı torpido gözüne sakladığını ancak polislerin torpido gözünde tabancayı bulduğunu, tabancanın babasından kaldığını ve ruhsatsız olduğunu beyan etmiştir.
4. Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 03.01.2016 kabul tarihli raporda, suça konu silahın el yapısı, yarı otomatik bir tabanca olduğu, tabanca ve beraberinde gönderilen fişeklerin 6136 sayılı kanun kapsamında yasak nitelikli olduğu belirtmiştir.

IV. GEREKÇE
Mahkeme gerekçesinde, suça konu silahın önleme araması kapsamında ele geçirildiğini, olayda aramanın, adli arama kararı ile yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, usulüne uygun sözlü veya yazılı adli arama emrinin de bulunmadığını belirterek sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
1. Dosya içinde Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) 9 uncu maddesine göre olay yeri ve tarihini kapsayacak nitelikte “önleme araması kararı” mevcut olup, araçtaki arama bu karara istinaden usulüne uygun yapıldığından delillerin elde edilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Olay ve olgular bölümünde belirtilen deliller ve tüm dosya kapsamına göre, ruhsatsız silah taşırken yakalanan ve suçunu ikrar eden sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle beraat hükmü kurulması,
Bozma gerekçesine göre;
2. Suç tarihi , 7331 sayılı kanunun 22. maddesi ile değişik CMK 251/11 fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten önce olmakla ;
Anayasa Mahkemesi’nin, 02/08/2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenen Seri Yargılama Usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk olması, nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun 7.Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/318 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde karar verildi.

RUHSATSIZ SİLAH TAŞIMAK- BULUNDURMA RUHSATLI SİLAH- SUÇ İŞLEME KASTI

T.C
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS : 2006/8-201
KARAR :2006/190

RUHSATSIZ SİLAH TAŞIMAK
“İçtihat Metni”

Ruhsatsız silah taşımak suçundan sanık A…

……. D…

…..’un beraatine ilişkin olarak Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.05.2002 gün ve 76-179 sayılı hüküm, Sandıklı Cumhuriyet Başsavcısı tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 25.03.2004 gün ve 1656/2661 sayı ile;

“Oluşa, dosya içerisindeki kanıtlara göre sanığın, oğluna ait bulundurma ruhsatlı tabancayı beline takarak köy içinde dolaştığı yolunda kolluğa yapılan ihbar üzerine köye giden görevlilerce yakalandığı anlaşılmakla, tabancanın kullanılmaya elverişli olmasının saptanması halinde atılı suçun oluşacağı gözetilmeden, yanlış kabulle beraat kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme 07.06.2004 gün ve139-171 sayı ile;

“Sanık silahı mahzene bırakmak için üzerine almıştır. Bu sebeple sanıkta taşıma kastı bulunmamaktadır. Bu tür taşıma kısa süreli taşıma olarak kabul edilmektedir. Y.8.C.D. nin aşağıya aldığımız içtihatlarına konu olduğu gibi bu tür taşımalarda suçun manevi unsuru oluşmamaktadır. Suçun manevi unsuru genel kasttır. Kısa süreli, şekli ve zaruri taşımalarda suçun hukuka aykırılık unsuru oluşmadığı gibi manevi unsuru da oluşmaz. Sanık ruhsatsız silah taşıdığını bilmekte ve taşımayı istemektedir.

Ancak bu irade silahı işlevine uygun olarak taşına amacını içermemektedir. Bu nedenle suçu silah edinmek olarak adlandırmak daha uygun olacaktır. Taşımak kavramının içermediği irade, edinmek kavramında bulunmaktadır. Şekli suçlar kasttan mücerret olamaz. Salt hareket suçun oluşmasına yetmez. Bu hareketin korunan hukuki yararı ihlal etmek kastına bağlı olması lazımdır. Halbuki olayımızda sanık silahı taşımak için değil, oğlunun talimatı üzerine mahzene bırakmak için üzerine almıştır. Daha sonra gelen misafirler ile ilgilendiği sırada silah üzerinde yakalanmıştır. Hem zaman hem de mesafe nazara alındığında sanığın taşıma kastı ile hareket ettiğini kabul etmek mümkün değildir. Sanığın başka yer ve zamanlarda bu silahı taşıdığı konusunda iddia ve ispat yoktur.

Şu halde ruhsatsız silah edinmek suçu şekli bir suçtur. Diğer bir ifadeyle hareket suçudur. Ancak suçun biçimsel bir nitelik taşıması kasttan mücerret olmasını gerektirmez. Şekli suçlar dahi kasta bağlı olmalıdır. Kasta makrun olmayan hareketler sadece icra edildiği için suç oluşturmazlar.

Ruhsatsız silah edinmek suçundan sanık, silahın fonksiyonlarından faydalanma, mal edinme, sahiplenme duygusu ile hareket etmiş olmalıdır. Böyle bir amaç olmadan silahın maddi varlığı ile bağlantılı, fakat fonksiyonel yapısı ile ilişkisiz olan edinmeler suç oluşturmaz. Örneğin; tamircinin bulundurması, kısa bir süre için alıp ateş etmek, olay çıkmasını engellemek amacıyla muhafaza altına almak hallerinde suç oluşmayacağı karara bağlanmıştır.

Konunun sırf biçim ve şekil süreci üzerinde durulduğu, cürüm niteliğindeki suçlarda öncelikle manevi unsur olan kusurlu iradi hareketin saptanması gerektiği. (Y.8.C.D.16.10.1997/12358 1997/13688)

Tamir için bırakılan silahı ruhsatını sormayarak bulunduran sanığın eyleminde kast yoktur. (Y.8.C.D. 11.02.1998 1998/596 1998/1498)

Sanığın ruh hastası yeğenine ait tabancayı bir olay olmasından endişe ederek evinde birkaç gün bulundurması eyleminde kast unsuru oluşmaz. (Y.8.C.D. 03.03.1992 1992/227-2917)

Değişik Yargıtay kararlarında işyerinde yaralanan işçiyi hastaneye götüren kişinin farkında olmadan silahı da götürmesi, tarlada çalışan eşinden silahı kısa bir süre için muhafaza amacıyla alan ve bulunduran sanığın eyleminde kast bulunmamıştır.

Sanık bulundurma ruhsatlı tabancasını, yerel kolluktan aldığı izne dayalı olarak, bir evinden diğerine taşırken, yolda yakalanmıştır. Bu durumda sanıkta suç işleme kastı olmadığının kabulü gerekir. (Y.C.G.K. 16.04.1996 1996/8-70-81)

Sanığın işyerinde bulundurmak üzere ruhsata bağlattığı silahını, işyerini naklederken eşyaları ile birlikte getirip yeni işyerinde bulundurması eyleminin sadece nakil aşamasında yetkili mercilerden izin almamasından dolayı idari işlem eksikliği olarak değerlendirilmesi gerekir. (Y.8.C.D. 27.05.2002 2001/25564 2002/6300)

Hakkındaki mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyen sanık H’yi düğün evine kadar aracıyla götüren sanığın, aracının torpido gözüne H tarafından habersiz olarak bırakılan ruhsatsız tabancayı alıp kısa bir süre taşıması, diğer sanığın da oluşu bu şekilde anlatması nedeniyle eyleminde 6136 Sayılı Yasada amaçlanan biçimde tabancayı taşımak kastının bulunmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması hatalıdır. (Y.8.C.D. 17.06.2002 2001/8242, 2002/7014)

Bir olayda maktule ait tabancayla onu öldürüp tabancayı bir müddet sakladıktan sonra getiren ve teslim olan sanık hakkında ruhsatsız silah edinmekten hüküm kurulması hatalı bulunmuş ve kast olmadığına karar verilmiştir.

Arkadaşlarına hava atmak için silahı kısa süre taşıyan sanığın eyleminde kast bulunmamıştır.

Sanığın babasına ait tabancayı onun bilgisi dışında arkadaşlarına hava atmak için kısa sürede bulundurmaktan ibaret eyleminde kast yoktur. (Y.8.C.D. 29.09.199, 41994/9811-10319)

Konuya ilişkin diğer içtihatlar aşağıya alınmıştır.

Sanığın arkadaşına ait tabancayı çok kısa bir süre aldığı ve ateş ettiği suç kastının bulunmadığı. (Y.8.C.D. 12.05.1992, 1992/4680-6275)

Kavga edenleri gören sanığın evinde bulunan tabancayı alıp kavgada teşhir etmesinde taşıma kastı oluşmamıştır. (Y.8.C.D. 19.9.1994, 1994/8790-9771)

Sanığın evinde bulundurma ruhsatlı tabancasını, evinin önünde park halinde bulunan araca koymasında silahın güvenlik alanı dışına çıkarılması söz konusu olmadığından kast unsuru oluşmamıştır. (Y.8.C.D. 25.05.1995, 1995/6200-7552)

Sanığın, alkollü vaziyette kahvehaneye gelen kardeşinin üzerinden olay çıkmasını önlemek için tabancayı alıp, dışarı çıkarken yakalanmasından ibaret kısa süreli taşıma eyleminde suçun kast unsuru oluşmaz. (Y.8.C.D. 27.11.1998, 1996/15380, 1996/15882)

Sanığın silahını düğün yerine getirdiği bir müddet sonra düğün yerinden başka bir yere gitmesi gerektiği ve silahı arkadaşına bıraktığı bu sanığın da silahı yarım saatlik kısa bir süre taşıdığı düğünde arama yapan polisler tarafından yakalandığı anlaşıldığından suçun kast unsuru oluşmaz. (Y.8.C.D. 27.11.1996, 1996/13850, 1996/15084)

Sanığın dayısı olan diğer sanığın talimatı ile ruhsatsız tabancayı dükkandan alıp eve getirdiği, ancak tabancayı başkasına göstermek için yakındaki akaryakıt istasyonuna götürdüğü kollukça yapılan aramada ele geçirildiği suç kastının bulunmadığı. (Y.8.C.D. 24.11.1997, 1997/15190, 1997/16305)

Diğer taraftan dava suçüstü hükümlerine göre yürütülmüştür. Bu nedenle sanıkların bir savunma planı oluşturmalarına imkan yoktur. Ve savunma inandırıcıdır. Bu nedenle mahkemenin kabulünde bir hata bulunmamaktadır.

Sanığın amacı tabancanın ele geçmesini önlemektir, maksadı tabancayı mahzene saklamaktır, saiki ise oğluna yardımcı olmaktır. Görüldüğü gibi ruhsatsız silah taşımak amacıyla edinmek kastı sanıkta bulunmamaktadır” gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de yerel Cumhuriyet başsavcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “onama” istekli 07.12.2005 gün ve 153893 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık A…

…… D…

…..’un ruhsatsız silah taşıma suçundan beraatine karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın oğluna ait bulundurma ruhsatlı tabancayı, bulundurulmasına izin verilen yer dışında bir süreliğine taşımasının ruhsatsız silah taşıma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.

İnceleme konusu olayda;

Dosyada bulunan ve kolluk tarafından düzenlendiği belirlenen 19.02.2002 tarihli olay yeri tespit tutanağından A…

…… D…

…..’un Z…

…. G…

….’e ait kahvehane çevresinde oğluna ait bulundurma ruhsatlı tabancayı üzerinde taşıdığının ihbar edildiği anlaşılmaktadır. Tutanakta ihbarı kimin yaptığı yazılı değildir. Yine aynı tarihli el koyma tutanağına göre; alınan ihbar üzerine köye gelen kolluk görevlileri Z…

… G…

….’e ait kahvehanede yaptıkları arama sırasında sanık A…

…… D…

…..’un üzerinde 7.65 mm. çaplı, 95264232 numaralı tabancayı bulmuşlardır. Sanığın evi ile arama yapılan kahvehane arasındaki mesafe sanığın kendi beyanına ve tanıklara göre 500 metre civarındadır.

Olayla ilgili olarak savunması alınan sanık A…

…… D…

…..; kollukta alınan 19.02.2002 tarihli savunmasında: Karakolda ifade vermek istemediğini söyledikten sonra, oğlu S…

……’ın 19.02.2002 tarihinde ifade vermesi üzerine, S…

…….’ın ifadesine uygun şekilde geliştirerek Cumhuriyet savcısı huzurunda yaptığı 20.02.2002 tarihli savunmada:

Evimde oğlum S…

…….’a ait bulundurma ruhsatlı tabanca vardı, ev diğer oğlumun nişan töreni sebebiyle kalabalık olduğu için, A…

…..’da çalışan oğlum S…

….. tabancayı bulunduğu çekmeceden alıp, evin alt katındaki kilitli bir yere bırakmamı istedi, ben de alt kata bırakmak üzere silahı üzerime aldım, aşağı indim, o sırada benden kurbanlık hayvan almak isteyen A…

…. B…

…. beni çağırdı, kapının önüne indim, tam kapının önüne çıkmıştım ki, köye o sırada arama yapmaya gelen jandarma ekipleri herkesin üzerini aradılar ve bendeki silahı gördüler. Kesinlikle silahı kullanma gibi bir amacım yoktur. Öyle olsa idi, şarjörün içine mermi bırakırdım, suçsuzum, dedikten sonra; Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 20.02.2002 (3005 SY göre) tarihli savunmasında; önceki savunmasını tekrar ettikten sonrA ……… biz oğlumla aynı evde otururuz, ben aşağı indiğimde evimiz kahveye yakın olduğu için jandarmalar beni çağırdı ve üzerimde silahı buldular….Benim evim kahvehaneye 500 m. uzaktadır. Silah olay günü çıplak olarak pantolonumun kemerine takılı idi. Üzerimde ceketim de vardı. Kim görüp, ihbar etti bilmiyorum, demek suretiyle savunmasına eklemeler yapmıştır. 07.06.2004 tarihinde bozmaya karşı diyecekleri sorulduğunda ise; bozmaya uyulmasın diyerek, suç saatinin 21.00 olduğunu belirtmiştir.

Sanığın oğlu ve sanığın üzerinde yakalanan silahın sahibi olduğu anlaşılan Süleyman Durmuş tanık olarak dinlenmiştir. S…

…… D…

….. kolluk tarafından alınan 19.02.2002 tarihli ifadesinde; A…

….. Dinlenme Tesislerinde çalışıyorum. 19.02.2002 de kardeşimin nişanı vardı. Saat 20.00’de babamı telefonla aradım. Evde çekmecede bulunan tabancayı üzerine al, çocukların eline geçerse bir kaza olur dedim. Babam da tabancayı üzerine almış ve kahvehanenin orada arama sırasında yakalanmış şeklinde beyanda bulunurken; yeminden ve tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra, takdiren yeminsiz olarak dinlendiği 20.02.2002 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesinde; önceki ifadesini kısmen tekrar ettikten sonra,….babama telefon ettim, silahın başkasının eline geçmemesi için aşağı kata kilitli bir yere bırakmasını söyledim. Sonra yakalanınca haberim oldu. Zaten silahın mermisi de yoktu demiştir. Asliye Ceza Mahkemesi’nde verdiği 20.02.2002 tarihli ifadesi de aynıdır.

Sanık, söylediklerinin doğru olduğunu ispatlamak için tanık dinletmek istemiştir. Bu nedenle dinlenen tanık A…

….B…

…., Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 27.03.2002 tarihli ifadesinde; olay günü köye hayvan alıcıları gelmiş, sanık A…….’ta hayvan bulunduğu için bu şahısları A…

……’ın evine götürdüm. Orada hayvan alıcıları ile A…

…… anlaşamadılar. Alıcılar, yabancı oldukları için onları yolcu etmek amacıyla birlikte evden çıktık, cami önüne doğru gidiyorduk. Kahvenin önüne geldiğimiz sırada kahvede bulunan jandarmalar dışarı çıktılar, bizi kalabalık görünce durdurdular. Hepimizin üzerini aradılar. Arama sırasında A…

……’ta silah bulundu şeklinde ifade vermiştir. Yine olayın geçtiği kahvehanenin sahibi Z…

…G…

…. tanık olarak dinlenmiş ve Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 17.04.2002 tarihli beyanında; olay günü jandarmalar kahveye geldiğinde sanık kahvehanede değildi. Yanında bulunan ve hayvan alıcısı olan şahıslarla birlikte yolda yürüyordu. Jandarmalar bu şahısları da kahvehaneye çağırdılar, üstlerini aradılar, arama sonucunda sanığın üzerinde bir adet tabanca yakalandı. Daha önce sanığı tabanca taşırken görmedim. Sanığın evi kahvehaneye 500 m. uzaktadır. Olay günü, A…

……’ın evinde nişan merasimi vardı şeklinde ifade vermiştir.

Olay yeri tespit tutanağı ve el koyma tutanağını düzenleyen kolluk görevlileri de tanık olarak dinlenmişlerdir. Bunlardan, Karadirek Jandarma Karakol Komutanı Y…

…. Y…

…… Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 17.04.2002 tarihli ifadesinde; olay günü, ismi bizde saklı olan ve sanıkla aynı köyde oturan bir şahıs bize telefon etti. Sanığın bulundurma ruhsatlı silahı o anda üzerinde taşıdığını söyledi. Derhal olay yerine gittik. Yarım saat, bir saat içinde orada olduk. Köy kahvesine gidip, kahvenin dışındaki şahısları içeri aldık. Genel arama yaptık. Arama sonucu bu şahsın üzerinde tabanca çıktı. Şahsın evi ile kahvehanenin yakın olduğunu söylediler, ancak biz bu durumu incelemedik diyerek tutanakları doğrularken; uzman çavuş M…

…. Y…

….. da Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 17.04.2002 tarihli ifadesinde; tanık Y…

…. ile aynı doğrultuda beyanda bulunup, buna ek olarak ……. şahsa sorduğumuzda, silahı sürekli taşımadığını, düğün sırasında çalınmasını önlemek için üzerine geçici olarak aldığını söyledi, demiştir. Jandarma eri H…

…. A…

… ise Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 17.04.2002 tarihli beyanında; diğer iki zabıt düzenleyicisi ile aynı doğrultuda ifade vererek, ayrıca ……. kendisine sorduğumuzda verdiği cevabı ben hatırlamıyorum. Sadece aramaya katıldım demekle yetinmiştir.

Sanığın üzerinde yakalanan silah oğlu S…

……. adına evde bulundurma ruhsatlıdır. Dosyada bulunan ruhsatname fotokopisine göre ruhsatın geçerlik süresi 15.02.2004 tarihine kadar devam etmektedir.

Dosyadaki kanıtların değerlendirilmesinden;

Sanık A…

…… D…

…..’un, olay akşamı saat 20.00-20.30 sıralarında şehir dışında çalışmakta olan oğlu Süleyman’ın telefon ederek, “evde nişan var, tabancayı bulunduğu yerden al, çocukların eline geçmesin” demesi üzerine, S…

……’a ait bulundurma ruhsatlı tabancayı beline takarak dışarı çıktığı, sanığın belinde silah olduğunu gören bir kişinin Jandarma Karakolunu arayarak A…

…….’ın silah taşıdığı yönünde ihbarda bulunduğu, bunun üzerine kolluk güçlerinin köye hareket ettikleri, 21.30 sıralarında köy kahvehanesinde arama yapmaya başladıkları, bu sırada sanığı da kahvehanenin önünde görerek çağırıp aradıklarında üzerinde silahı buldukları, kahvehane ile sanığın evinin arasındaki mesafenin 500 metre civarında olduğu anlaşılmaktadır.

Sanığın silahı üzerinde taşıdığı sabittir, sanık silah taşıma eylemine kolluk görevlileri tarafından yakalanıncaya kadar devam etmiştir, yakalandığı yer evi veya evinin önü değildir, aksine kolluk tarafından yakalandığında evinden uzaklaşmaya devam etmektedir. Olayın oluş şekli de göz önünde bulundurulduğunda; oğlu S…

…… adına evde bulundurma ruhsatlı olan silahın, bulundurulmasına izin verilen yer dışında sanığın iradesi dahilinde 1 veya 1,5 saat süreyle, 500 metrelik mesafe boyunca ruhsatsız olarak taşınması nedeniyle, tabancanın sağlam ve atışa elverişli olduğunun bilirkişi raporuyla saptanması halinde ruhsatsız silah taşıma suçunun kast unsurunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle isabetli görülmeyen yerel mahkemenin direnme hükmü bozulmalıdır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

1-Yerel Mahkemenin direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.09.2006 günlü müzakerede tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.

BANKADAKİ HACİZLİ PARA -HACİZ DÜŞME SÜRESİ

T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
Esas No:2015/2981
Karar No:2015/13263
K. Tarihi:11.5.2015

İİK’nun 106. maddesine göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı taşınır hükmündedir. Aynı Kanun’un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda; haciz, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil bankadaki paraya konulmuş olup İİK’nun 106. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre borçlunun üçüncü kişi bankadaki alacağı menkul hükmünde ise de mahçuz para alacağı için satış söz konusu olmadığından, paranın icra dosyasına celbi talebi satış talebi gibi değerlendirilmelidir.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahu Başgöz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından, kesin rehin açığı belgesine dayanılarak, yapılan genel haciz yoluyla takibin kesinleşmesi üzerine takip borçlusunun T.C. Ziraat Bankası’nda bulunan para alacaklarına 12.02.2014 tarihinde haciz şerhi konulduğu, borçlunun 21.08.2014 tarihinde İİK’nun 106. ve 110. maddeleri gereğince haczin kaldırılması talebinin icra müdürlüğünce reddedildiği, bu kararın şikayet konusu yapıldığı, mahkemece takip tarihi dikkate alınarak haciz konulmasının üzerinden menkul mallar için öngörülen 1 yıllık sürenin geçmediğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

İİK’nun “paraya çevirme” başlığını taşıyan 106 ve devamı maddelerinde taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. 02/07/2012 tarih ve 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin; anılan Kanun’un 106. maddesine göre Kanunun yayım tarihi olan 05/07/2012 tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 12.02.2014 günlü haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6352 Sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 106. maddesine göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı taşınır hükmündedir. Aynı Kanun’un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda; haciz, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil bankadaki paraya konulmuş olup İİK’nun 106. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre borçlunun üçüncü kişi bankadaki alacağı menkul hükmünde ise de mahçuz para alacağı için satış söz konusu olmadığından, paranın icra dosyasına celbi talebi satış talebi gibi değerlendirilmelidir.

Bu durumda alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde bu paraların istenerek icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunulmadığı ve borçlunun haczin kaldırılmasını talep ettiği 21.08.2014 tarihinde 6 aylık sürenin geçmiş olması nedeni ile haciz İİK’nun 110. maddesi uyarınca kalkmıştır.

O halde; mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Exit mobile version