TC
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2023/6153 E. , 2024/704 K.
TCK 148/4
TCK 148/4’te yer alan ““Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” hükmü sadece ifade sırasında zorunlu müdafi bulunması gereken suçlar bakımından değil şüpheli sıfatıyla kollukta alınan ve hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmayan tüm beyanlara ilişkindir.
Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Üzeyir’in üzerinden sentetik kannabinoid ele geçirildiği olayda 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” düzenlemesinin sadece ifade sırasında zorunlu müdafi bulunması gereken suçlar bakımından değil şüpheli sıfatıyla kollukta alınan ve hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmayan tüm beyanlara ilişkin olması, dosya içeriği ve uyapta yapılan sorgulamada yapılan arama işlemine ilişkin herhangi bir evrakın dosyaya yansımadığı göz önünde bulundurulduğunda, arama işleminin usulsüz olduğu, bu çerçevede elde edilen delillerin hukuka aykırı delil olduğu, dolayısıyla söz konusu delil göz ardı edildiğinde, sair deliller bakımından, tanık Üzeyir’in beyanlarının sanığın mahkumiyetine yetecek derecede somut ve net olmadığı, Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilebilmesi için mevcut delillerin her türlü şüpheden uzak olması ve somut ve net olması gerekeceği, oysa tanığın beyanında somut ve net beyanlarda bulunmadığı, hatırlamadığını beyan ettiği, genel geçer ifadeler kullandığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir mahkûmiyetine yeter nitelikte somut delil elde edilemediği, mevcut delil durumu ile mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuki olmayacağı, sanığın üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuşku sınırlarını aşan, kesin, inandırıcı ve hukuka uygun delil elde edilemediğinden, müsnet suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkekeme kararı usule ve yasaya uygundur.