Madde 308 – (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün  içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. 

 (2) (Ek fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./99.md.) İtiraz üzerine dosya, kararına  itiraz edilen daireye gönderilir.  

 (3) (Ek fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./99.md.) Daire, mümkün olan en kısa  sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza  Genel Kuruluna gönderir.” 

I- GENEL KAPSAM:  

Ceza Usul Kanunu’nda, üç tür olağanüstü kanun yolu yer almaktadır. Bunlar Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı’nın itirazı (CMK md. 308 -m. 308/A BAM Ceza Dairelerinin kesin  kararlarına karşı-), kanun yararına bozma (CMK md. 309-310) ve yargılamanın yenilenmesi  (CMK md. 311-323)’dir.

Hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin kararının Ceza Genel  Kurulunda incelenmesi için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, ilgili daireye yapılan  başvuruya olağanüstü itiraz (davası); bu başvuru üzerine yapılan muhakemeye de olağanüstü  itiraz muhakemesi adı verilir.

Günümüzde Yargıtay ceza dairelerinin iş yoğunluğu ve benzerlik taşıyan dosyaların çokluğu karşısında, hatalar meydana gelebilmektedir. Ayrıca bazı hukuksal sorunlarda, ceza daireleri  arasında görüş ayrılıkları olabilmektedir. Bu durumun hukuk güvenliği bakımından

doğurabileceği olumsuz sonuçların önüne geçilebilmesi yönünden olağanüstü itiraz yolu  önemli bir seçenek sunmaktadır.

II- BAŞVURU USULÜ:  

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu yetkisini re’sen veya istem üzerine kullanabilir. Bu istemin  kimler tarafından yapılabileceği açıkça belirtilmemiş olduğundan, genel olarak denetim  muhakemesine başvurma yetkisine sahip olanların, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı harekete  geçirebileceği kabul edilmektedir. Bunlar sanık, katılan, Cumhuriyet Savcısı, sanığın yasal  temsilcisi, eşi ve avukatlarıdır. Bu kişiler yazılı olarak doğrudan Yargıtay C. Başsavcılığına  başvurarak veya kararı veren yerel mahkemeye başvurarak itiraz talebinde bulunabilirler.

Başvuru bir defayla sınırlandırılmamıştır. Dolayısıyla birden fazla itiraz başvurusu yapmak  mümkündür.

Uygulamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tüm itiraz taleplerini değerlendirmekte, dosya  üzerinden inceleme yaparak, itiraza gidilmeye gerek olup olmadığı konusunda karar  vermektedir. Verilen karar, itiraz talep eden kişiye de bildirilmektedir.

Sanık aleyhine itirazda hak düşürücü bir süre kabul edilmiş ve 30 günlük süre sınırı getirilmiştir.  Aleyhe itirazda otuz günlük sürenin başlangıcı, Yargıtay Ceza Dairesinin kararının Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcılığının UYAP ekranına düştüğü an iken, bu andan itibaren 30 gün  içerisinde Yargıtay C. Başsavcılığının itiraz dilekçesini sunması gerekir. Bu sürenin geçirilmesi  halinde, itiraz talebi reddedilir.

Sanık lehine itiraza gidilmesi durumunda ise, herhangi bir süre aranmamıştır. Ceza dairesinin  kararından sonra, uzun yıllar geçse de sanık lehine şartları varsa itiraza gidilebilir. Otuz günlük  hak düşürücü süre geçtikten sonra, sadece sanık lehine itiraza gidilebilir; sanık aleyhine hukuka  aykırılık nedenleri ileri sürülemez.

Yargıtay Ceza dairelerinden birinin kararına karşı Başsavcılığın itirazı, kararda hukuki hata  bulunması nedeniyle yapılır. Yasada açıklık bulunmadığından, Başsavcı gerek maddi hukuk ve  gerekse yargılama hukuku ihlallerini ileri sürerek itiraz yoluna gidebilmektedir. Bu yola  başvurulurken, dairenin kararının hangi yönden hukuka aykırı bulunduğu itirazda açıkça  belirtilmelidir.

III- İTİRAZ KONUSU OLABİLECEK KARARLAR: 

Yasada açıkça yazıldığı üzere itiraz edilen karar, Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilmiş bir  karar olmalıdır. Ceza dairesinin verdiği onama kararına, düzeltilerek onama kararına, bozma  kararına veya temyizin reddi kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Bozma kararlarına karşı bu yola başvurma imkanının olup olmasığı yönünde tartışmalar mevcut  ise de CMK md. 308/1 ‘deki; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı… “ ibaresi

açık olup Yargıtay uygulaması da bozma kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği  yönündedir.

IV- İTİRAZ KONUSU OLAMAYACAK KARARLAR: 

Yargıtay C. Başsavcısı’nın Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı itirazı, olağanüstü bir  yasa yolu olup, hangi hallerde bu yola başvurulacağı yasada açıklanmamakla beraber gerek  yerleşmiş yargısal kararlarda, gerekse öğretide ancak sınırlı hallerde bu yola başvurulabileceği  kabul edilmiştir. Örneğin, yasada açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle “sanığın tutukluluk  halinin devamına” ilişkin kararlarına veya Özel Dairelerce öğretici ve yol gösterici nitelikte  yapılan “kabule göre” bozmalara Yargıtay C. Başsavcısı’nın itiraz yetkisinin bulunmadığı da  kabul edilmiştir.

V- İTİRAZIN KAPSAMI: 

CMK md. 308/1, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı itiraza gidilebileceğini belirterek,  her türlü maddi ve usul hukukuna aykırılığa karşı itiraz edilebilmesinin önünü açmıştır.

1. Usul hükümlerine aykırılık hallerine dayanan itirazlar: 

Doğrudan kanun hükmüne aykırılık teşkil eden veya esasa etkili usuli aykırılıklar  olağanüstü itiraz yoluna konu edilebilmektedir. Oldukça fazla örneği bulunmakta olup  en dikkat çekici olanları aşağıdaki gibi sıralanabilir;

a- Ceza dairesinin süreden sonra temyiz edildiği gerekçesiyle temyiz isteminin reddi  kararına yönelik itiraz

b- İddianame ile bağlılık kuralına aykırı verilen karara yönelik itiraz (iddianamede  yazılı olmayan suçtan ceza verilemeyeceğine ilişkin olarak)

c- Tutuklu sanığın duruşmada hazır bulundurulması gerektiğine yönelik itiraz

d- Ceza yönünden kazanılmış hakka aykırı verilen karara yönelik itiraz

e- Uzlaştırma işlemi yapılmadan mahkumiyet hükmü kurulmayacağına ilişkin itiraz

f- Şikayetten vazgeçmeye rağmen düşme kararı verilmesi gerektiği halde mahkumiyet  hükmünün verildiği karara yönelik itiraz

g- Mükerrer yargılama yapılıp iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulduğuna yönelik itiraz

h- Sanığın savunması alınmadan hüküm kurulduğuna yönelik itiraz

Yargıtay C. Başsavcılığının maddi hukuk hükümlerine aykırılık ile usul  hükümlerine yönelik olarak yaptığı itirazlar, genellikle ceza daireleri tarafından  kabul görmekte ve dosyalar Ceza Genel Kuruluna gönderilmemektedir. Çünkü usule  aykırılıklar çok fazla tartışma içermeyen, üzerinde genelde mutabık kalınan konuları  içermektedir.

2. Maddi hukuka yönelik itirazlar: 

Maddi hukuka yönelik itirazların önemli bir kısmı suçların sübutuna yöneliktir.  Genellikle ceza daireleri tarafından bu itirazlar reddedilmekte ve dosyalar Ceza  Genel Kuruluna gönderilmektedir. Bu nedenle içtihat oluşturması bakımından bu  itirazlar önem taşımaktadır.

Oldukça fazla örneği bulunmakta olup en dikkat çekici olanları aşağıdaki gibi  sıralanabilir;

a- Ceza dairesinin zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermesi gerekirken,  mahkumiyet hükmünü onamasına yönelik itiraz

b- Tekerrür hükümlerinin sanık aleyhine yanlış uygulandığına yönelik itiraz

c- Hüküm kurulurken hesaplama hatası yapılarak fazla cezaya hükmolunmasına  yönelik itiraz

d- İki ayrı mahkumiyet hükmüne rağmen, zincirleme suç hükümlerinin  uygulanması gerektiğine yönelik itiraz

e- Hırsızlık suçunda sanık lehine TCK 145. maddede yazılı değer azlığının uygulanması gerektiğine yönelik itiraz

f- Sanık lehine etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik  itiraz

g- Suç tarihinde sanığın cezaevinde olduğu ve suçu işleyemeyeceğine yönelik itiraz

h- Suçun sabit olmadığına yönelik itirazlar

i- İnsan öldürme suçunda tahrik indiriminin az olduğuna yönelik itiraz

3. Maddi hatalara yönelik itirazlar: 

Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen hükümlerde, çeşitli gerekçelerle maddi hatalar  yapılabilmektedir. Davanın taraflarının isimlerinin hatalı yazılması; dosya  numaralarının yanlış yazılması, suç isimleri ve suç tarihlerinin yanlış yazılması, ilamda  dosya ile ilgili olmayan ifadelere yer verilmesi gibi hataların mutlaka düzeltilmesi  gerekir. Düzeltme yapılmadığı takdirde, dosyanın infazında sorunlar yaşanabilmektedir.

Bu sorunun çözümünde, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve  Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’n 8. maddesinde bir hüküm bulunmaktadır.

Maddeye göre, “Madde 8- (Ek cümle: 6/12/2006-5560/29 md.) …Yargıtay ceza  daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların  düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel  Kuruluna başvurabilir.”

Dolayısıyla, maddi hatalara yönelik olarak da itiraz yolu açıktır. Bu hüküm  doğrultusunda itirazların yapıldığı da uygulamada görülmektedir.

VI- İTİRAZ YARGILAMASI USULÜ: 

1. İtiraz Yargılaması: 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itirazı üzerine dosya önce kararı veren ceza  dairesine gitmektedir. Daire, en kısa sürede itirazı incelemektedir. Bu sürenin ne kadar  olacağı konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulamada ceza dairelerinin  birkaç aylık süre içerisinde bu incelemeyi yaptıkları gözlemlenmektedir. Bazen benzer  dosyalara yönelik itirazlarda, dairelerin bir dosyayı Genel Kurula gönderip, diğer  dosyaları beklettikleri, Genel Kuruldan çıkan karara göre diğer dosyalar hakkında karar  verebildiği de vakidir.

İnceleme sonucunda daire itirazı haklı görürse, verdiği kararını düzeltir ve yeni hüküm  kurarak, dosyayı mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı’na gönderir.

Daire verdiği kararında ısrar ederse, dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.

İtiraz üzerine harekete geçen Genel Kurul, incelemesini önce usuli yönden davanın  kabule şayan olup olmadığı açısından yapar. Örneğin süre geçirildikten sonra itiraz  başvurusu yapılmışsa, itirazın reddine karar verir.

İtiraz kabule şayan görülür ise, esastan incelemeye geçilir. Yapılacak inceleme dosya  üzerinden yapılır, duruşmalı inceleme yapılmaz.

Genel Kurul inceleme sonucunda, Başsavcı’nın iddiasını haklı bulmazsa itirazı esastan  reddeder, gereği için dosyayı Yargıtay C. Başsavcılığı’na gönderir. İtirazı haklı görürse,  ret, düzelterek onama, düşme veya bozma kararı verir.

CMK md. 307/4’e göre, Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcısı’nın itiraz yetkisi olduğuna dair kanuni bir düzenleme  bulunmaması nedeniyle Ceza Genel Kurul kararlarına karşı direnilemez, dolayısıyla  ceza dairesi ve esas mahkemesi tarafından karara uyulmalıdır.

2. İtiraz Gerekçesiyle Bağlılık:  

308. maddede itiraz dilekçesinin bağlayıcılığına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi Yargıtay  uygulaması da, Genel Kurulun itiraz gerekçeleriyle bağlı olmadığı yönündedir.

Genel Kurul itiraz nedeniyle bağlı değildir ancak Genel Kurul itiraz edilen sanık ve itiraz edilen  suç ile bağlıdır. İtiraza konu olan ceza dairesi kararında, birden fazla sanık ve her sanığın işlemiş  olduğu birden fazla suç olabilir. Yargıtay C. Başsavcılığı, hangi sanık ve hangi suç için itiraza  gitmişse, Genel Kurul o sanık ve o suçla bağlı olarak incelemesini yapmalıdır.

3. İtirazın İnfaza Etkisi:  

Her ne kadar itiraza gidilmesi infazı durdurmaz ise de, itiraz üzerine Genel Kurul, hükmen  tutuklu olan sanığın tahliyesine karar verebilir. Verilen kararın mahiyeti gereği, sanığın tutuklu  olması açık bir mağduriyete neden olacaksa, Genel Kurul bu duruma son verebilir.

4. İtirazın Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruya Etkisi: 

Bilindiği üzere Anayasamızın 148. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre, herkes, Anayasada  güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi  kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa  Mahkemesine başvurabilir.

Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel  başvuruda bulunmak için, kanun yollarının tüketilmiş olması arandığından, itiraz yolunun  tüketilip tüketilmemesi gerektiği bir sorun olarak Anayasa Mahkemesi önüne götürülmüştür.

Anayasa Mahkemesi, 16/05/2013 günlü, 2013/2001 Başvuru nolu dosyada şu hükmü vermiştir:  “Ceza yargılamasında tüketilmesi gereken son başvuru yolu temyiz aşaması olup, temyiz  incelemesinden geçen kararlara karşı itiraz yolu, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na tanınmıştır. Dolayısıyla başvurucunun itiraz yoluna  gidilmesi istemi, sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın takdirini harekete geçirmeye  yönelik bir taleptir. Bu kapsamda yapılan başvurular bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi  gereken bir yol olarak kabul edilmediğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru süresi  üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır.”

Bu konuyla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Akçiçek – Türkiye kararı da  önemlidir. AİHM özetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na tanınmış bu yetkinin, Yargıtay  ceza dairesinin kararını ortadan kaldırmayı amaçlayan olağanüstü bir kanun yolu/hukuki çare  olduğunu (extraordinary remedy); bu yola gidilmesi yetkisinin Başsavcıya ait olduğunu ve  bundan dolayı bu yolun bireylerin doğrudan kullanabilecekleri bir yol olmadığını belirtmiş;  Başvurucular karar düzeltme yolunun kullanılması konusunda kendiliklerinden bir karar

veremediklerinden bu yol, başvurucular bakımından erişilebilir, dolayısıyla da mevcut ve etkili  bir başvuru yolu olarak değerlendirilmemiştir

VII- KESİN NİTELİKTEKİ BAM KARARLARINA İLİŞKİN CMK 308/A  MADDESİ:  

Madde 308/A- (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı  bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine  verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine  itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı  bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ  olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli  olur. İlgililer, tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir. Daire, mümkün  olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı  incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında,  kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak  üzere bir rapor hazırlanır. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine  gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye  mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından  belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun  bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. 

Bölge Adliye Mahkemeleri’nin çalışmaya başlamasının akabinde de 7035 sayılı yasanın 23.  Maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanun’una 308/A maddesi eklenmiş, BAM ceza dairelerinin  kesin nitelikteki kararlarına karşı BAM C. Savcılığı’nca itiraz yolu açılmış fakat CMK m.308  itirazındaki gibi kararı veren daire dışında Ceza Genel Kurulu gibi ayrı bir itiraz mercii  öngörülmemiştir.

Yani CMK m.308/A’ya göre BAM ceza dairesinin kesin nitelikteki kararlarına karşı BAM C.  Savcılığı’nın itirazı üzerine bu itirazı, kararı veren BAM ceza dairesi incelemekte, itirazı haklı  görürse kararını düzeltmekte, itirazı incelemesi için dosyayı başka bir daireye veya Yargıtay’a  göndermemektedir.

Yine burada da 30 günlük bir süre öngörülmüş, sanık lehine itiraz halinde ise süre sınırının  bulunmadığı burada da düzenlenmiştir. Örneğin yerel mahkemece hırsızlık suçundan verilen 2  yıllık cezaya karşı istinaf yoluna başvurulduğunu istinaf isteminin esastan reddine karar  verildiği varsayıldığında 2 yıllık ceza kesinleşmiş olacaktır. (5 yıl (dahil) veya daha az hapis  cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair istinaf mahkemesi kararları temyiz  edilemez (CMK md. 286/2-a)) Burada yapılabilecek olan, eğer BAM C. Savcılığı tarafından  karara yönelik itirazda bulunulmamışsa, herhangi bir süre sınırı olmaksızın BAM C.  Savcılığı’nın BAM ceza dairesinin kararına karşı itirazda bulunmasını sağlamak üzere BAM C.  Savcılığı’na başvuruda bulunmaktır.

Sonuç olarak her iki başvuru usulünde benzerlikler vardır, ancak Bölge Adliye mahkemesi  Başsavcılığı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi arasındaki en önemli fark,  başvurulacak yerden kaynaklanmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sanığın lehine veya  aleyhine itiraz etmeye karar verdiğinde, bu itirazı kararı veren istinaf mahkemesine göndermek  durumunda olup, bundan sonra başvurabileceği veya dosyanın gönderilebileceği farklı bir yargı  makamı öngörülmemiştir. Bir başka ifadeyle, başsavcılık itirazını yine kararı veren bölge adliye  mahkemesinin ilgili ceza dairesi inceleyecektir.