Eşe Karşı Basit Yaralama- Tehdit

TC
YARGITAY
6. Ceza Dairesi

2023/11255 E. , 2024/13160 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/207 E., 2021/293 K.
SUÇLAR : Tehdit, eşe karşı basit yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak takdiri indirime ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı gerekçeli kararda tartışılarak karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesinin uygulanmama gerekçesi kararda gösterilmeden, 5271 sayılı Kanun’un 34, 230, 232 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmuştur.

II. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçu inkar ettiği, mağdura karşı kasten yaralama suçunu işlediğine mağdur hakkında alınmış adli muayene raporu doğrultusunda itibar edilirken, sanığın mağdura yönelik tehdit suçunu işlediğine ilişkin mağdurun soruşturma aşamasındaki soyut beyanları dışında bir delil bulunmaması dikkate alındığında delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesinde,

Kabule göre de;
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak takdiri indirime ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı gerekçeli kararda tartışılarak karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesinin uygulanmama gerekçesi kararda gösterilmeden, 5271 sayılı Kanun’un 34, 230, 232 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmuştur.

Açıklanan nedenle Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2021 günlü ve 2021/207 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdine,
11.12.2024 tarihinde karar verildi.