selimhartavi.com

BONODA MALEN KAYDI- GEÇMİŞE ETKİLİ OLARAK HAYVAN ALIM SATIMI İÇİN DÜZENLENEN BONONUN-TASARRUFUN İPTALİ

T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2019/2334 E.
KARAR NO : 2021/1880 K.

TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2018
NUMARASI : 2018/79 Esas, 2018/991 Karar
DAVACI : MAHMUT Y.
VEKİLİ : Av. SELİM HARTAVİ
DAVALILAR : 1-MEHMET ALİ A.
2 -FETHİ Y.
DAVALI : 3 -HACİ Ö.
DAVANIN KONUSU : Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
İSTİNAF KARARININ
TARİHİ : 07/12/2021
YAZIM TARİHİ : 07/12/2021
Şanlıurfa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/12/2018 Tarih, 2018/79 Esas ve 2018/991 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili istinaf başvurusunda bulunduğundan dosyanın yapılan incelemesi sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şanlıurfa 1.İcra Müdürlüğünün 2016/7379 esas sayılı icra takip dosyası ile 10/11/2014 vade tarihli 44.000 TL bedelli, Şanlıurfa 1.İcra Müdürlüğünün 2016/7377 esas sayılı icra takip dosyası ile 01/03/2014 vade tarihli 47.500 TL bonoya bağlı alacağın tahsili amacıyla borçlu Hacı Ö. hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının bonoya bağlı 91.500 TL bedelli alacağını bertaraf etmek amacıyla Mehmet Ali A. ile Fethi Y. isimli şahıslara kendi şahsi ilişkilerine kullanarak aralarında anlaşmak sureti ile Hacı Ö.adında bulunan 5 yıl süre ile satılamaz şerhi bulunan Şanlıurfa İli Merkez İlçesi Yenice Mahallesi 4522 ada 22 parsel sayılı taşınmazın cebri icra yoluyla satışını engellemek maksadıyla 14/05/2013 tanzim 05/01/2014 vade tarihli 100.000 TL’lik muvazaalı bono tanzim ederek bilahare bu bonoya dayalı olarak Mehmet Ali A. tarafından Hacı Ö. ile Fethi Y. aleyhine 29/01/2015 tarihinde Şanlıurfa 4.İcra Müdürlüğünün 2015/996 esas sayılı icra takibine geçildiğini, her zaman düzenlenmesi mümkün olan bononun varlığı tek başına alacağın mevcudiyetini göstermediğini, bonolara özgü seçimlilik unsurlarından biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik bedel kaydı olduğunu, taraflar arasında alacak borç ilişkisine dayanmayan bono ile buna bağlı başlatılan icra takibinin muvazaalı olduğunu, muvazaalı icra takibinde taşınmazın değeri düşük belirlendiğini, kıymet takdirinde 64.078,00 TL değer biçildiğini, bu değerin piyasa şartlarına göre çok düşük olduğunu, ne varki tarafların kendi aralarında anlaşmalı olmaları nedeniyle düşük olarak belirlenen kıymet raporuna itirazlarının da bulunmadığını, gerçekte alacak borç ilişkisine dayanmayan 100.000 TL tutarındaki bono ile bu bonoya dayalı olarak Şanlıurfa 4.İcra Müdürlüğünün 2015/996 esas sayılı icra takip dosyasın muvazaalı olup 6098 sayılı TBK’nun 19.maddesi gereğince geçersiz olduğunu belirterek taraflar arasında gerçekte borç ilişkisine dayanmayan 14/05/2013 tanzim 05/01/2014 vade tarihli 100.000 TL’LİK muvazaalı bonoya dayalı Şanlıurfa 4.İcra Müdürlüğünün 2015/996 esas sayılı muvazaalı icra takibinin iptaline vekil edenin alacağını tahsili bakımından satış imkanı tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Fethi Y. cevap dilekçesinde özetle; kendisi ile Hacı Ö.’ın hayvan pazarında hayvan alım satımı ile ilgili ortaklığının bulunduğunu, alım satımda Mehmet Ali A.’a borçlandıklarını, 100.000 TL senet düzenlediklerini, senet düzenlendikten bir süre sonra kendi hissesi üzerine düşen borcu ödediğini, elden alacaklıya borcunu ödediğini, ortağı olan Hacı Ö.’ın borcunu ödeyip ödemediğini, bilmediğini, çünkü Hacı Ö.’ın iflas ettiğini, ortaklıklarının bittiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Mehmet Ali A. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından sahip olması gereken davacı sıfatının bulunmadığını, davacı Mahmut Y. adına düzenlenmiş bonoların keşide tarihleri 24/06/2013 ve 11/11/2013 tarihleri olduğunu, müvekkilinin lehine düzenlenmiş bononun ise keşide tarihi 14/05/2013 ve vade tarihi 05/01/2014 olduğunu söz konusu her üç bononun da düzenlenme tarihlerine bakıldığında ilk düzenlenen bononun müvekkili Mehmet Ali A. adına düzenlenmiş olan bono olduğu aşikar olduğunu, ayrıca davacı adına düzenlenen bonoların vade tarihleri 2014 yılı olduğu halde 2016 yılında icra takipleri başlatıldığını, muvazaa iddiası yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip dosyasında bulunan bononun 14/05/2013 tanzim tarihli ve 05/01/2014 vade tarihli olarak gösterildiğini ancak 29/01/2015 tarihinde takibe konulduğunu, bononun takip tarihine kadar bekletilmesinin taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığının göstergesi olduğunu, bononun geçmişe etkili olacak şekilde düzenlendiğini, mahkemece alacaklı olarak gösterilen davalı Mehmet Ali A.ın ekonomik gücünün bulunmadığını, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, İİK’nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali talebine ilişkindir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;

İİK’nın 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptal edilebilmesi için, alacaklının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borcun iptali istenen tasarruf tarihinden önce doğmuş olması, kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması ve borçlu hakkında kesin ya da geçici aciz belgesi alınmış olması gerekir. Bu ön koşulların varlığı halinde İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerindeki iptal şartlarının bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.

Mahkemece, tasarruf tarihinin takibe konu bononun keşide tarihinden önce olması ve davalı Mehmet Ali A.’ın 100.000TL bedelli senet verebilecek ekonomik durumda olması nedeniyle ret kararı karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve delil durumuna uygun düşmemektedir.

Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğmuş olması dava ön koşuludur ve mahkemece re’sen araştırılır. Somut olayda, takibe konu bononun tanzim tarihi 24/06/2013 olup, takibi akim bırakmak amacıyla tanzim olunduğu iddia olunan bononun tanzim tarihinin( 14/05/2013) takibe konu bononun tanziminden önce olması gerekçesiyle ret kararı verilmiştir. Bononun keşide tarihi itibarıyla iptali istenen tasarruftan sonra düzenlendiği anlaşılmakta ise de, bonoların her zaman geriye yönelik olarak tanzim edilebileceği gözetilerek 100.000TL bedelli bononun gerçekten tasarruftan sonra doğmuş bir borç ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bonoda bedeli malen ahzolunmuştur yazılı olması nedeniyle hayvanların gerçekten teslim edilip edilmediği, davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki alacak-borç ilişkisinin başladığı, yani borcun gerçek doğum tarihi tespit edilip, borcun tasarruftan önce doğmuş bulunması ön koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, borcun tasarruftan önce doğduğu anlaşıldığında iptal koşullarının incelenmesine geçilmeli, borcun tasarruftan sonra doğduğunun tespiti halinde ise sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.

Öte yandan, HMK’nın 184.maddesi gereğince mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkarılacak davetiyede belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir (m186/1). Sözlü yargılamada mahkeme, tarafların son sözlerini sorar ve hükmünü verir (m186/2). Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (m33). Mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK, 2013/802E.,, 2013/347K.).

Davacı vekili tarafından, 08/12/2018 tarihli son duruşmaya mazeret dilekçesi gönderilmiş olup, mahkemece mazeret hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden yokluğunda davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuş ve bu hususlarda davacı vekilince yapılan istinaf itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla;

KARAR:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 18/12/2018 Tarih ve 2018/79 Esas, 2018/991 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a,6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE,
3-Davacıdan tahsil edilen istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
4-İstinaf yargılama giderinin mahkemece yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK’nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi. 07/12/2021

Başkan Üye Üye Katip
41133 35912 120723 255474

F.B.G

Sosyal Medyada Paylaş

Leave a Comment